am ile cümle
am kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
8
ORT. KELİME
Amerika, kendisinin dünyanın en özgür ülkesi olduğundan hoşlanıyor.America fancies itself the world's freest nation.
George, Amerika'ya seyahat etme hedefine ulaştı.George reached his goal of traveling to America.
Amerikan Elçiliğine nasıl gittiğini bana söyleyebilir misin?Can you tell me how you get to the American Embassy?
O geçen ay Amerika'da idi.She was in the Americas last month.
Bir UFO gördüğünü mü söylüyorsun? Hadi ama!You say you've seen a UFO? Come on!
Biz yaşamımızdan tek bir sayfa yırtamayız ama kitabı ateşin içine atabiliriz.We cannot tear a single page from our life, but we can throw the book into the fire.
Ona Amerikada'ki hayatından bahsetmesini istedi.She advised him to talk about his life in America.
Bana ona ne olduğunu sordu, ama ben bilmiyordum.She asked me what had become of him, but I didn't know.
O, ona bir kazak satın aldı, ama o renginden nefret etti.She bought him a sweater, but he hated the color.
O, ona bir fıkra anlattı, ama o gülmedi.She told him a joke, but he didn't laugh.
Bu hangi şarkı? Daha önce duydum ama ismini hatırlayamıyorum.What's this song? I've heard it before, but I can't remember the name.
İnsan işleri planlar ama Allah karar verir.Man plans things, but the gods decide.
O Amerika üzerinden Avrupa'ya gitti.She went to Europe via America.
İlk başta, ben bunu sevmedim, ama gitgide eğlenceli oldu.At first, I didn't like it, but it gradually became fun.
Yapabilir miyim, yapamaz mıyım bilmiyorum ama deneyeceğim.I don't know whether I can do it, but I'll try.
İngilizce çalışıyor olmam gerek ama bir film izlemek istiyorum.I should be studying English, but I want to watch a movie.
Üzgünüm ama şu anda meşgulüm.I'm sorry, but I'm busy right now.
Amerikan bayrağında elli yıldız var.There are fifty stars on the American flag.
Onun kızgın olduğunu biliyordum ama o kadar kızgın olduğunu düşünmedim.I knew he was angry, but I didn't think he was that angry.
Onun şişman olduğunu duydum ama o kadar şişman olacağını düşünmedim.I had heard that he was fat, but I didn't think he would be that fat.
O, planın temel amacını açıkladı.He explained the plan's main objective.
Ameliyattan sonra onun durumu düzeliyor.Her condition is improving after the operation.
Favori Amerikan biran nedir?What's your favorite American beer?
Amerika'da en sevdiğiniz şehir hangisi?What's your favorite city in the United States?
Amerika'da en sevdiğin küçük kasaba hangisi?What's your favorite small town in America?
Genç adam kuralları biliyor ama yaşlı adam kural dışı durumları biliyor.The young man knows the rules, but the old man knows the exceptions.
Favori Amerikalı aktörün kim?Who's your favorite American actor?
Senin favori Amerikan folk müziği sanatçın kim?Who's your favorite country musician?
Emet futbolla çok ilgilidir ama basitçe nasıl oynayacağını bilmiyor.Emet is very interested in soccer, but simply does not know how to play.
Amerikalılar vergilerini hesaplamak için saatlerini harcarlar.Americans have to spend hours figuring out their taxes.
Piotr'un saçları siyahtır ama Lech'in saçları sarıdır.Piotr has black hair but Lech has blond hair.
Ania kahverengi ama Magdalena sarı saça sahip.Ania has brown hair, but Magdalena has blonde hair.
Tom'un babası arada bir eve gelir ama asla uzun süre takılmaz.Tom's father comes home once in a while, but he never sticks around for long.
Birkaç harika fikrim var ama paraya ihtiyâcım var.I've got some great ideas but I need money.
Ben o filmi gördüm, ama o çok iyi değildi.I saw that film, but it wasn't very good.
Bilgelik beni takip ediyor ama ben daha hızlıyım.Wisdom pursues me, but I am faster.
Andrina'nın işleri ciddiye almadığını bilirim ama kendisi harika bir arkadaş.I know Andrina doesn't take things seriously, but she is a wonderful friend.
Gözlerimi tekrar açar açmaz, Amina bira bardağının tabanından bana bakıyordu.Once I opened my eyes again, Amina was staring at me through the bottom of her beer glass.
Yazar Hollandalı ve Amerikalı öğrencilerle çalışırken hangi kültürel farklılıkları buldu?What cultural differences did the author find in working with Dutch and American students?
Biz geceyi amcamın evinde geçiriyoruz.We are spending the night at my uncle's house.
Her şey gelir ve gider ama aşk her zaman sonunda kalır.All things come and go, but love always remains in the end.
Atasözlerini İngilizceye çevirmede bir amacın olup olmadığını merak ediyorum.I wonder if there is any point in translating proverbs into English.
O genç görünüyor, ama gerçekte o, 40 yaşın üzerinde.She looks young, but in reality she's over 40.
Bugünlerde Amerika ile ortak gerçekten her şeyimiz var, elbette dil hariç.We have really everything in common with America nowadays except, of course, language.
Biz amansız bir sıcak hava dalgasının ikinci haftasındayız.We're in the second week of an unrelenting heat wave.
Sen beni tanıyorsun gibi görünüyor ama ben seni tanımıyorum.It seems like you know me, but I don't know you.
Görünüşe göre sen beni tanıyorsun ama ben seni tanımıyorum.You seem to know me, but I don't know you.
Hemen Amerika'ya hareket etmek zorunda kaldık.We had to leave for America on short notice.
Şarkıcıyı hapishaneye koyabilirsin, ama şarkıyı değil.You can cage the singer but not the song.
O İngiliz ama Hindistan'da oturuyor.He's an Englishman, but lives in India.
Talihsizlik at sırtında gelir ama yürüyerek yola devam eder.Misfortune arrives on horseback but departs on foot.
Ben zaten Amerika Birleşik Devletleri ziyaret ettim.I have already visited the United States.
Çamaşır yıkarken bir sorunum yok ama giysileri katlamaktan nefret ediyorum.I don't have a problem doing the laundry, but I hate folding the clothes.
Amerikalılar bizim arkadaşlarımızdır.The Yanks are our friends.
Ben eşcinsel değilim, ama benim erkek arkadaşım eşcinsel.I am not gay, but my boyfriend is.
Sao Paulo, Güney Amerika'nın en zengin eyaletidir.São Paulo is the richest state in South America.
Bir amigo olduğuna inanamıyorum.I can't believe that you were a cheerleader.
Ne zaman bilmiyorum, ama bir gün olacak.I don't know when, but it'll happen someday.
Güney Amerikalı bir kampçının bir anakonda tarafından yenildiğini duydum.I heard that a South American camper was eaten by an anaconda.
Oğlumun ev ödevini yapmasına yardım etmem gerekmiyordu ama yardım ettim.I wasn't supposed to help my son do his homework, but I did.