am ile cümle

am kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Keşke sana bütün ayrıntıları söyleyebilsem ama patronum bana söylemememi söyledi.I wish I could tell you all the details, but my boss told me not to.
Bu o zaman güzel bir fikir gibi görünüyordu ama keşke onu yapmasaydım.It seemed like a nice idea at the time, but I wish I hadn't done it.
Biraz zaman alacak ama sonunda yeniden yapabileceğiz.It'll take some time, but eventually we'll be able to rebuild.
Biraz zaman alacak ama sanırım aradaki anlaşmazlığı giderebiliriz.It'll take some time, but I think we can patch things up.
Amerika'da yaygın olarak yenilen yiyecekler nedir?What are some foods commonly eaten in America?
Amerikalılar Şükran gününde niçin hindi yer?Why do Americans eat turkey on Thanksgiving?
Geceleyin burada kalabilirsin ama sabahleyin ayrılmak zorundasın.You may stay here for the night, but you'll have to leave in the morning.
Muhtemelen bunu nasıl yapacağını bildiğini düşünüyorsun ama bunu bir kez daha açıklayayım.You probably think you know how to do this, but let me explain it once more.
O uzun boylu değil ama güçlü.He's not tall, but strong.
Üzgünüm, ama yumurtalar nerede ?I'm sorry, but where are the eggs?
Sen kaçabilirsin ama gizlenemezsin.You can run, but you can't hide.
İngilizce konuşmak kolay değildir ama ilginçtir.Speaking English isn't easy, but interesting.
O zengin ama çok mutsuz.She's rich but miserable.
Yarın başka bir gün ama yarına kadar burada olamaz.Tomorrow is another day, but it won't be here until tomorrow!
Eskiden çok kola içerdim ama şimdi sadece su içiyorum.I used to drink a lot of cola, but now I drink only water.
Aşk kördür ama kıskançlık var olmayan şeyleri bile görebilir.Love is blind, but jealousy can see even nonexistent things.
O, Amerika'dayken onunla arkadaş oldu.He became friends with her while in the U.S.
O, Amerika'dayken onunla tanıştı.He met her while in the U.S.
Onun ne zaman döneceğini bilmiyorum ama döndüğünde, elinden gelenin en iyisini yapacak.I don't know when he'll come, but when he does, he'll do his best.
Araraquara'da nadir bir Amerikan papağanı satın aldım.I bought a rare macaw in Araraquara.
Afedersiniz, ama postaneyi arıyorumExcuse me, but I'm looking for the post office.
Bu apaçık görünebilir ama senin kendi yazdığın cümleler en doğal görünüyor.It may seem obvious, but sentences you write yourself look the most natural.
Onlar Amerikalı görünüyor.They look American.
Sana bir cevap vâât edemem ama bana posta gönderebilirsin.I can't promise a reply, but you can send mail to me.
Bir şeyin olmadığında, amaç düşük; Bir yere gittiğinde, amaç yüksek.When you have nothing, aim low; when you get somewhere, aim high.
Amacım konuşmanıza kulak misafiri olmak değildi.I didn't mean to eavesdrop on your conversation.
Amcam kızgın.My uncle is angry.
Üzgünüm, amacım sizi terslemek değildi.Sorry, I didn't mean to snap at you.
Yürüyüşe çıkmak istiyorum ama gün çok sıcak.I would like to take a walk, but the day is too hot.
O şimdi Amerikan büyükelçisi olarak Japonya'ya atandı.He was just appointed as the American ambassador to Japan.
Amerika'nın ekonomisi dünyanın en büyüğü.America's economy is the largest in the world.
Onun amacı öğretmen olmaktır.Her goal is to become a teacher.
Üniversitede fizik dersini başaramadım ama kimyayı başardım.In college, I fared ill with physics and well with chemistry.
Şu an Helsinki'de yaşıyorum ama aslında Kuopioluyum.I now live in Helsinki, but I'm originally from Kuopio.
Ben bir Amerikan vatandaşıyım.I'm an American citizen.
Amerika ülke değil kıtadır.America isn't a country, it's a continent.
Amerika göç alan bir kıtadır.America is a continent of immigration.
Yarın Amerika'ya gidiyorum.I'm going to America tomorrow.
Amerika fırsatlar ülkesidir.America is the land of opportunity.
Tom'un intihar ettiğini duyduk, ama biz ona gerçekten inanmadık.We heard that Tom had committed suicide, but we didn't really believe it.
Tom'un elbiseleri eski ama temizdi.Tom's clothes were old, but clean.
Tom balık tutmaya gitti, ama bir şey yakalamadı.Tom went fishing, but didn't catch anything.
Tom beş dil konuşuyor ama onların hiçbirinde nasıl nazik olunacağını bilmiyor.Tom speaks five languages, but doesn't know how to be polite in any of them.
Tom şimdi evde olmalı, ama hâlâ ofisinde bulunuyor.Tom should be home by now, but he's still at his office.
Tom Amerika'da motosikletini kullandı.Tom rode his motorcycle across America.
Tom gitar çalmayı gerçekten seviyor, ama o şarkı söylemeyi sevmiyor.Tom really loves playing the guitar, but he doesn't like singing.
Tom gelmek için söz verdi, ama henüz gelmedi.Tom promised to come, but hasn't showed up yet.
Tom üniversiteye giderken amcasıyla birlikte Boston'da yaşadı.Tom lived with his uncle in Boston while going to college.
Tom kendi köpeğini kimin öldürdüğünü biliyor ama bize söylemez.Tom knows who killed his dog, but he won't tell us.
Tom Amerikan tarihi hakkında çok şey biliyor.Tom knows a lot about American history.
Tom gerçeği biliyordu ama onu bildiğini kimseye bildirmedi.Tom knew the truth, but he didn't let anyone know that he knew it.
Tom'un işte sigara içmemesi gerekiyor ama içiyor.Tom isn't supposed to smoke at work, but he does.
Tom bir amatör.Tom is an amateur.
Tom sırtından bir ameliyat olmak zorunda.Tom has to have an operation on his back.
Tom'un üç amcası var.Tom has three uncles.
Tom'un üç tane amcası vardır.Tom has three uncles.
Tom'un banker olan bir amcası var.Tom has an uncle who is a banker.
Tom'un birçok dini kitabı var ama o onları hiç okumaz.Tom has a lot of religious books, but he has never read them.
Tom sol eliyle yemek yer ama sağ eliyle yazar.Tom eats with his left hand, but he writes with his right.
Tom yağmur yağacağını düşünmüyor ama her ihtimale karşı bir şemsiye taşımayı planlıyor.Tom doesn't think it'll rain, but he plans to carry an umbrella just in case.

İlgili Sayfalar