am ile cümle
am kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Siyah Amerikalılar, ırkçılıktan dolayı acı çekmeye devam ettiler.Black Americans continued to suffer from racism.
Birçok Amerikalı Alaska'nın satın alınmasını protesto ettiler.Many Americans protested the purchase of Alaska.
Amerikan Senatosu hızla antlaşmayı onayladı.The American Senate quickly approved the treaty.
1796 yılında, Amerikan siyasetinde bir değişim gördüm.The year 1796 saw a change in American politics.
Hava çok soğuk değildi, ama her zaman yağışlıydı.It was not very cold, but it was always wet.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Fransa ile bir anlaşması vardı.The United States had a treaty with France.
Anlaşma, Amerika Birleşik Devletleri'ne bir kanal bölgesi verdi.The treaty gave the United States a canal zone.
Amerika Birleşik Devletleri'nin İngiltere ile hiçbir ticari bir anlaşması yoktu.The United States had no commercial treaty with Britain.
Amerika Birleşik Devletleri'nin Meksika ile bir dostluk antlaşması vardı.The United States had a treaty of friendship with Mexico.
Ambargoya muhalefet büyüyordu.Opposition to the embargo was growing.
Amerika'da yaşamanın maliyeti yükseliyordu.The cost of living in America was rising.
Amerika Birleşik Devletleri 1776 yılında bir ulus oldu.The United States became a nation in 1776.
Fransa'daki bir kriz Amerika için kötü olabilir.A crisis in France could be bad for America.
Amerika Birleşik Devletleri'nin kutlamak için birçok planları var.The United States has many plans to celebrate.
Amerika'nın en meşhur adamı Washington'du.Washington was the most famous man in America.
Amerika Birleşik Devletleri, aya yarışı kazandı.The United States had won the race to the moon.
O zaman Kuzey Amerika'da birkaç tane yol vardı.Few roads existed in North America at that time.
Babası Amerika Birleşik Devletleri senatörü olarak görev yapmıştı.His father had served as a United States senator.
Yeni Amsterdam'daki Hollandalıların çoğu gitmedi.Most of the Dutch in New Amsterdam did not leave.
Onu bildiğimi biliyorum ama onu hatırlayamıyorum.I know that I know it, but I can't remember it.
Çişimi yapmam lazım, ama arkadaşların tamamen koridora üşüşüyorlar.I have to pee, but your friends are completely crowding the hallway.
Onu uyardım ama uyarıyı görmezden geldi.I warned him, but he ignored the warning.
Bu cümle saçma ama hatasız.The sentence is senseless, but correct.
Ona gerçeği söylemek zorunda olduğumu biliyordum ama kendimi ikna edemedim.I knew I had to tell him the truth, but I couldn't bring myself to do it.
Ben Amerikalı değilim.I'm not an American.
Bu roman ünlü bir Amerikan yazar tarafından yazılmıştır.This novel was written by a famous American writer.
O insanlar hükümetlerini yıktılar ama onu tekrar nasıl inşa edeceklerini bilmiyorlar.Those people ruin their government, but they don't know how to build it again.
Amerikan edebiyatı eğitimi görmek için Amerika'ya gitti.He went to America to study American literature.
Yaralılar bir ambulansla taşındılar.The wounded were transported with an ambulance.
Aman Tanrım,Ne ayıp.Oh dear. What a shame.
Bu kitabı okurum ama zamanım yok.I would read this book, but I don't have the time.
Ameliyat edilmeye karar verdi.He decided to be operated on.
Amerika bir zamanlar soyutlanma politikasını tercih etti.America once favored a policy of isolationism.
O, İngilizce çalışıyor, ama aynı zamanda Almanca çalışıyor.He studies English, but he also studies German.
Ben bir radyo amatörüyüm.I'm a radio ham.
Aman Allahım! Bu gerçek olamayacak kadar çok iyiydi.Shucks! It was too good to be true.
Şüphesiz iyi bir fikir ama uygulamaya koymak zor.It's a good idea, to be sure, but it's hard to put it into practice.
Rahatsız ettiğim için özür dilerim, ama arabam bozuldu, yardım edebilir misin?Sorry to trouble you, but my car is broken, can you help me?
Üzgünüm, ama bu projeye karşıyım.I'm sorry, but I am opposed to this project.
Üzgünüm ama ben bu projeye karşıyım.I'm sorry, but I am opposed to this project.
Kadınları konuşturma yollarına sahibiz ama onları susturmak için hiçbir şeyimiz yok.We have ways of making women speak; we have none for shutting them up.
Bu kuşlar iyi uçmaz ama harika koşuculardır.These birds don’t fly well but they are excellent runners.
Ama daha fazla öğrenmek isterim.But I'd like to learn more.
Merhaba. Benim adım John Reindle. Prag'daki Amerikan Büyükelçiliği'nde çalışıyorum.Hello. My name is John Reindle. I work at the American Embassy in Prague.
Ama seni oldukça iyi anlıyorum.But I understand you quite well.
Burası Amerikan Büyükelçiliği.This is the American Embassy.
Kız kardeşi Amerika'ya gitmiyor.His sister does not go to America.
Eski günlerde, kışın buz pateni yapmaya giderdik ama şimdi çok yaşlıyız.In the old days we would go ice skating in the winter, but now we are too old.
Sessiz kalmak amaçsız konuşmaktan daha iyidir.It is better to remain silent, than to talk without purpose.
Tamam ama peki ya yönetici?OK, but what about the manager?
Kahveyi çok fazla sevmem ama arada bir bir fincan almaya eğilimliyim.I don't like coffee too much, but I tend to have a cup once in a while.
Bir şey söylemesi gerekiyordu ama dudaklarından tek bir kelime dökülmedi.It was necessary that he say something, but no word came from his lips.
Portekiz ile Amerika Birleşik Devletleri arasındaki bu ilişki bugün de devam etmektedir.This relationship between Portugal and the United States is still maintained today.
Amerikan dolarlarımı euro ile değiştirmek istiyorum, lütfen.I would like to change my American dollars to euros please.
Afedersiniz. Amerikan elçiliği nerede?Excuse me, where's the American Embassy?
Amazon bir nehirdir.The Amazon is a river.
O önemli bir Amerikalıdır.She's an important American.
Üzgünüm ama burada hatalısın.Sorry, but you're in the wrong here.
Çin ve Amerika'yı hangi okyanus ayırır?Which ocean separates China and America?
Avrupa'da bir iş bulmak, zor, ama mümkündür.In Europe it is difficult, yet possible, to find a job.