Genellikle saat altıda kalkarım.I usually wake up at six.
Genellikle saat altı otuz civarında kalkarım.I usually get up at about six-thirty.
Günde ortalama altı saat uyurum.I sleep six hours a day on average.
Her sabah saat altıda kalkarım.I get up at six every morning.
Her sabah altıda kalkmayı prensip edinirim.I make it a rule to get up at six every morning.
Sabah altıda kalkmayı prensip ediniyorum.I make it a rule to get up at six in the morning.
Gelecek ayın sonuna kadar altı yıldır İngilizce okuyor olacağım.I will have been studying English for six years by the end of next month.
Önümüzdeki yıl on altı yaşında olacağım.I will be sixteen years old next year.
Altı ay önce sigara içmeyi bıraktım.I gave up smoking six months ago.
Altıda kalktım.I got up at six.
Altıda işi bitirdim.I finished work at six.
O bana saat altıya kadar işi bitirmem gerektiğini söyledi.He told me that I must finish the work by six.
Saat altıda döneceğim.I'll be back by six o'clock.
Altı buçukta döneceğim.I will be back at half past six.
Altı yıldır İngilizce çalışıyorum.I have been studying English for six years now.
Şemsiyenin altına girmeme izin ver.Let me in under your umbrella.
Okulumuz kurulduğundan beri zaten altmış yıl oldu.It has already been sixty years since our school was founded.
Altı yıl Osaka'da yaşadık.We have lived in Osaka six years.
Bizden altı kişi bu hafta sonu sahile bir geziye gidiyoruz.Six of us are going on an excursion to the beach this weekend.
Ofis altıncı kata taşındı.The office has been transferred up to the sixth floor.
Gelecek doğum gününde on altı olacağım.I will be sixteen next birthday.
Doğa bütün cephelerde saldırı altında.Nature is under attack on all fronts.
Sözlük elinizin altında.The dictionary is close at hand.
Sözlüğümü alt katta bırakmışım.I left my dictionary downstairs.
Ağaç meyvelerin ağırlığı altında eğildi.The tree bent under the weight of the fruit.
Doğruyu söylemek gerekirse, o hala altmış yaşın altındadır.To tell the truth, he is still under sixty.
O ayak altındadır.It is in the way.
Onlar ayak altındalar.They are in the way.
Alkolün etkisi altında araba sürmeyin.Don't drive under the influence of alcohol.
Mahkûm cezaevi duvarının altında bir delik açtı.The prisoner dug a hole under the prison wall.
Buz ağırlığın altında çatladı.The ice cracked under the weight.
Kulübenin çatısı karın ağırlığı altında gıcırdadı.The roof of the hut groaned under the weight of the snow.
İlkokul çocukları, altı yıllık bir dönem için okula giderler.Elementary school children go to school for a term of six years.
Kedi yavrusu masanın altında süt içiyordu.The kitten was drinking milk under the table.
En geç altıda gelin.Come at least at six.
En azından altıda gelin.Come at least at six.
Hiç olmazsa altıda gelin.Come at least at six.
Çocuğun kolunun altında bir beyzbol sopası var.The boy has a bat under his arm.
Döşemenin altındaki kaçak borular.Run pipes under the floor.
Fil soyu, tükenme tehlikesi altındadır.Elephants are in danger of dying out.
Ceketinin altına bir kazak giysen iyi olur.You'd better wear a sweater under your jacket.
Tanrı dünyayı altı günde yarattı.God created the world in six days.
O, yönetimin alternatif gelir kaynaklarını araması gerektiğini savunuyor.He argues that the administration must look for alternative sources of revenue.
Altı aylık oğlum diş çıkarıyor.My six-month old son is teething.
Öğrenciler öğretmenlerine altın bir saat verdi.The students presented their teacher with a gold watch.
İncil'e göre Allah dünyayı altı günde yarattı.According to the Bible, God made the world in six days.
Onun, bütün o karın altında gömülü olduğunu duyuyorum.I hear it's buried under all that snow.
Ev karın ağırlığı altında çöktü.The house collapsed under the weight of snow.
Altın bir fırsatı kaçırdım.I missed a golden opportunity.
Nehir geniş bir alanı su altında bıraktı.The river flooded a large area.
Tekne köprünün altından geçti.The boat passed under the bridge.
Hızlı bir yürüyücü bir saat içinde altı kilometre yürüyebilir.A fast walker can walk six kilometers in an hour.
Bu tek alternatiftir.This is the only alternative.
Güneş ufkun altında batıyor.The sun is sinking below the horizon.
Güneş ufkun altında yavaşça battı.The sun sank slowly below the horizon.
Buraya altın barlarını kim gömdü.Who buried the gold bars here?
Onun başarısının sırrının altında biri var mı?Is anybody in on the secret of his success?
Şelalenin altında çıplak duran bir adam gördüm.I saw a man standing naked under the waterfall.
Bir çocuk, yağmur altında gazeteleri dağıtıyordu.A boy was giving out newspapers in the rain.
Yer altında alışveriş bölgesi var.There is a shopping district underground.