Metrolar yerin altında gider.Subways run under the ground.
Notlar sayfanın altında.The notes are at the bottom of the page.
Şehir sis altında kaldı.The city was wrapped in fog.
Tüm kasaba su altındaydı.The entire town was under water.
Zirveye tırmanış altı saat sürdü.The climb to the summit took six hours.
Sükut altındır ama bir yabancı dil öğrenmeye çalışırken değil.Silence is golden, but not when trying to learn a foreign language.
Altından tut.Grab the bottom.
Felsefe bir insanın altı ayda öğrenebileceği bir şey değil.Philosophy is not a thing one can learn in six months.
Demir altından daha serttir.Iron is harder than gold.
Demir altından çok daha faydalıdır.Iron is much more useful than gold.
Son altı aydır Tanaka'dan haber almadım.I haven't heard from Tanaka for the last six months.
Yürüyüşçüler Boston'dan yola çıktı ve altı ay sonra San Fransisko'ya vardı.The walkers set out from Boston and reached San Francisco six months later.
O günlerde her sabah altıda kalkardım.In those days, I used to get up at six every morning.
Çalışmaktan başka alternatifimiz yok.We have no alternative but to work.
Oyunda altın madalyayı Japonya takımı kazandı.The Japan team won the gold medal in the game.
Yetişkin Japon erkeklerinin yüzde altmışı düzenli olarak alkollü içecekler içerler.Sixty percent of Japanese adult males drink alcoholic beverages on a regular basis.
Islanmaktan kaçınmak için bir ağacın altında durdum.I stood under a tree to avoid getting wet.
Kedi çitin altında süründü.The cat crept under the hedge.
Kedi, sandalyenin üstünde mi yoksa altında mı?Is the cat on the chair or under the chair?
Harap kale şimdi restorasyon altında.The ruined castle is now under restoration.
Satışlar hedeflerinin altında kaldı.Sales fell short of their goal.
Kutuda altı elma var.There are six apples in the box.
Kontrol için her altı ayda bir gelmelisin.You must come every six months for a check-up.
Altı ay önce sağ gözümdeki katarakt için bir ameliyat geçirdim.Six months ago I had an operation for the cataract in my right eye.
Altı ay önce sezaryen ameliyatı oldum.I had a Caesarian section six months ago.
O, yaklaşık altıda beni arayacak.He will call for me about six.
Onu, kolunun altında evrak çantası ile gelirken gördüm.I saw him coming with his briefcase under his arm.
Onun alt kata geldiğini duydum.I heard him coming downstairs.
Onun alt kata geldiğini duyduk.We heard him come downstairs.
Altın madalya kazandığı için onu tebrik ettik.We congratulated him on winning a gold medal.
O, hırsızlık şüphesi altında.He is under suspicion of theft.
Buz onun ağırlığı altında çöktü.The ice gave way under his weight.
Onun altında çalışmaktansa istifa ederim.I would rather quit than work under him.
Onun emri altında çalışmaktansa işi bırakmayı tercih ederim.I would rather quit than work under him.
Onun alt yapısı onun selefininki ile paralellik göstermektedir.His background parallels that of his predecessor.
Onun eseri ortalamanın altındadır.His work is below average.
O, iki alternatif ders düşündü.He considered two alternative courses.
Üç dakika boyunca su altındaydı.He was underwater for three minutes.
O altmışın üzerinde olmalı.He must be over sixty.
O altmışa yakın.He is close to sixty.
Altı dil konuşabilmekle böbürlenir.He boasts that he can speak six languages.
Saat altıda burada olacağına bana söz verdi.He promised me he would be here at six.
O, saat altıda burada olmayı planladı.He arranged to be here at 6.
O, eve altıda mı gelir?Does he come home at six?
Altı pencereyi birbiri ardına kırdı.He broke six windows one after another.
O, peçeteyi çenesinin altına sıkıştırdı.He tucked the napkin under his chin.
O, genellikle altıda kalkar.He usually gets up at six.
O genellikle öğleden sonra saat altıda eve varır.He usually gets home at six o'clock in the afternoon.
Oyuncaklarını yatağın altına sakladı.He hid his toys under the bed.
O,oyucaklarını yatağın altına sakladı.He hid his toys under the bed.
O, kolunun altında bir şemsiye taşıyordu.He was carrying an umbrella under his arm.
O sınıfın alt kısmındaydı.He was at the bottom of the class.
O, altını çaldığını itiraf etti.He admitted that he stole the gold.
Kitabı ceketinin altına sakladı.He concealed the book under his coat.
O, masanın altındaki kutuyu buldu.He found the box under the table.
O kapı kasasının altında durdu.He stood under the door frame.
Onun işte bir alt yapısı var.He has a background in business.
O, neredeyse altı fit boyundadır.He is almost six feet tall.
Altı yaşında bir çocukmuş gibi ağladı.He cried as if he were a boy of six.
Kolunun altında kitaplarını tutuyor.He is holding his books under his arm.