Akşam yemeğinde altı misafirimiz vardı.We had six guests to dinner.
Benim için altıdan önce kalkmak zor.It is difficult for me to get up before six.
Altıdan önce kalkmam zor.It is difficult for me to get up before six.
Besleyecek altı nüfusum var.I have six mouths to feed.
Altmış yaşındaki teyzem büyük miras aldı.My sixty-year-old aunt inherited the huge estate.
Benim sepet masanın altındadır.My basket is under the table.
Köpeğimi bahçemizdeki ağacın altında uzanırken buldum.I found my dog lying under the tree in our yard.
Şemsiyemin altında gel, yoksa ıslanacaksın.Come under my umbrella, or you'll get wet.
Ofisim, o gri altı katlı binanın dördüncü katında.My office is on the fourth floor of that gray six-story building.
Benim trenim saat altıda terk etti ve onda vardı.My train left at six and arrived at ten.
Bu sabah benim ateşim otuz yedi derecenin altındaydı.My temperature was below thirty-seven degrees this morning.
Kedim masanın altından çıktı.My cat has come out from under the table.
Babam genellikle altıda eve gelir.My father usually comes home at six.
Annem her sabah altıda kalkar.My mother gets up at six every morning.
Ben altı yaşındayken bisikletin nasıl sürüleceğini öğrendim..I learned how to ride a bike when I was six years old.
Mayısta on altı olacağım.I will be sixteen in May.
O sadece on sayfa okurken ben altmış sayfa okudum.I have read sixty pages, while he has read only ten.
Her altı ayda bir onunla görüşürüm.I meet him once every six months.
Altı yaşına kadar Osaka'da yaşadım.I lived in Osaka until I was six.
Altıda istasyona ulaştım.I reached the station at six.
Saat altıda kalkmayı bir kural olarak yaparım.I make it a rule to get up at six.
Altıdan önce kalkmayı ilke edinirim.I make a point of getting up before six.
Saat altıda onları karşılayacağız.I'll meet them at six.
Onlarla saat altıda buluşacağım.I'll meet them at six.
Saat altıya kadar orada kalacağım.I'll stay there till six o'clock.
Saat altıya kadar eve geleceğim.I'll come home by six o'clock.
Her altı saatte iki hap almalıyım.I have to take two pills every six hours.
Altı buçukta kütüphaneden ayrılacağım.I'm going to leave the library at six-thirty.
Altı numara eldiven giyerim.I wear size six gloves.
Eylülde on altı olacağım.I'll be sixteen in September.
Şu ağacın altında duran bir kız görüyorum.I see a girl standing under that tree.
Her zaman altıda kalkarım.I always get up at six.
Ben her zaman altıda kalkarım.I always get up at six.
Ben genellikle altıda kalkarım.I usually get up at six.
Ben her zaman elimin altında bir sözlük bulundururum.I always keep a dictionary close at hand.
Genellikle saat altıda kalkarım, fakat dün sabah sekizde kalktım.As a rule I get up at six o'clock, but yesterday morning I got up at eight.
Ben masanın altına saklandım.I hid under the table.
Masanın altına saklandım.I hid under the table.
Yatağın altına saklandım.I hid myself under the bed.
Zili altı kez çaldım.I rang the bell six times.
Neredeyse her gün saat altıda kalkarım.I get up at six almost every day.
Anahtarı paspasın altında buldum.I found the key underneath the mat.
Ben alt katta yaşıyorum.I live on the bottom floor.
Ben şimdi bir doktorun bakımı altındayım.I am now under a doctor's care.
Bu sabah altıda kalktım.I got up at six this morning.
Bu sabah altıdan beri çalışıyorum.I have been working since six this morning.
Bu sabah altıda kalkmaya çalıştım.I tried to get up at six this morning.
Ben dün akşam altıda TV izledim.I watched TV at six last night.
Ben on altı yaşındayım.I am sixteen years old.
Ben sabahleyin altıda kalkarım.I get up at six in the morning.
Sabah altıda yürüyüş yaparım.I take a walk at six in the morning.
Uzun bir süredir aşırı zorluklar altında mücadele ediyorum.I have struggled under extreme difficulties for a long time.
Onu kolunun altında bir kitapla yürürken gördüm.I saw him walking with a book under his arm.
Saat altıda onunla istasyonda buluşuyordum.I was meeting him at the station at six.
Saat altıda onunla buluşacağım.I am to meet him at six.
Saat altı'da onunla buluşuyorum.I am to meet him at six.
Onun altıya kadar burada olmasını rica ettim.I asked him to be here by six.
Ona altın bir saat hediye ettim.I presented him with a gold watch.
Ona bir altın saat verdimI gave him a gold watch.
Her altı ayda bir onunla görüşürüz.I meet with him once every six months.