Altmış beşten fazla Amerikalılar toplam nüfusun% 12.5'ini oluşturuyor.Americans who are over sixty-five make up 12.5% of the total population.
5 yaş altı çocuklar için giriş ücreti yoktur.There is no admission fee for children under five.
Üçe üç eklerseniz, altı elde edersiniz.If you add 3 to 3, you get 6.
On altının dördüncü dereceden kökü ikidir.Two is the fourth root of sixteen.
Üç yirmilik, altı beşlik ve gerisini birlik istiyorum.I'd like three twenties, six fives, and the rest in ones.
2030'a kadar onun nüfusunun yüzde yirmi biri altmış beş yaşından büyük olacak.By 2030 twenty-one percent of its population will be over sixty-five.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.Children under 18 are not admitted.
On sekiz yaşın altındaki insanların alkollü içki satın almamaları gerekiyor.People under eighteen aren't supposed to buy alcoholic drinks.
16 yaş ve altındaki çocuklar tiyatroya kabul edilmeyecek.Children of age sixteen and under will not be admitted to the theatre.
İlk kez on altı yaşındayken tenis oynadım.When I was sixteen, I played tennis for the first time.
Yol onarım altında."Road under Repair."
"Saniyede altı peni" Bob ona hatırlatıyor."Six pence per second," Bob reminds her.
Yarın sabah altıda kalkmak zorunda kalacaksın.You will have to get up at six tomorrow morning.
Saat altıda kalkar mısın?Do you get up at six?
Altın kupa final maçının galibine verildi.The gold cup was given to the winner of the final match.
Şu anda altmış beş yaşının üstünde 31 milyon civarında Amerikalı var.At present there are about 31 million Americans over the age of sixty-five.
Biz, mevcut koşullar altında daha fazla fiyat indirimi teklif edemeyiz.We cannot offer a further price reduction under the current circumstances.
Bu şartlar altında teslim olmaktan başka seçeneğimiz yok.Under the circumstances we have no choice but to surrender.
Koşullar altında iflâs kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Bu koşullar altında, iflas kaçınılmazdır.Under the circumstances, bankruptcy is inevitable.
Söz gümüşse, sukut altındır.Speech is silver, silence is gold.
Parkta kiraz ağacının altında bankta yatan genç bir adam gördüm.I saw a young man lying on the bench under the cherry tree in the park.
Söz gümüşse sükut altın.Least said, soonest mended.
Yüzlerce alan sel suları altında kaldı.Hundreds of fields were submerged in the flood.
Sokaklar ve evler sel altında kaldı.Streets and houses were drowned by the flood.
Masanın altına madeni para yuvarlandı.A coin rolled under the desk.
Halat baskı altında kırıldı.The rope broke under the strain.
Hava trafik kontrolörleri ağır zihinsel yük altındadırlar.Air traffic controllers are under severe mental strain.
Teslim olmak için alternatif ölümdür.The alternative to surrender is death.
Teslim olmak için alternatif mücadeledir.The alternative to surrender is fighting.
Sırtımın alt tarafında berbat bir ağrım var.I have a bad pain in my lower back.
Hemen yola çıkarsan saat altıya kadar varırsın.If you start at once, you'll arrive by six o'clock.
Şimdi sıcaklık sıfırın altında on derece.It is ten degrees below zero now.
Eğitim sistemi şu anda inceleme altında.The educational system is now under review.
Bu sabah sıfırın altında on dereceydi.It was ten degrees below zero this morning.
Bu sabah sıcaklık sıfırın altındaydı ama okula bisikletle gittim.It was below zero this morning, but I cycled to school.
Bu sabah altıya kadar hazır olacak.It will be ready by six this evening.
Bugün benim on altıncı doğum günüm.Today is my sixteenth birthday.
Bu akşam saat altıya kadar boşum.I am free till 6 o'clock this evening.
Benim sol alt arka dişim ağrıyor.My lower left back tooth hurts.
Ben sana altını kumdan nasıl ayıracağımı göstereceğim.I'll show you how to separate gold from sand.
Sıcaklık dün sıfırın altında beş santigrat dereceye düştü.The temperature fell five degrees centigrade below zero yesterday.
Geçen yıl etekler tam dizlerin altına uzandı.Skirts last year reached just below the knees.
Sıcaklık dün gece sıfırın altına düştü.The temperature fell below zero last night.
Üç yaşın altındaki çocuklar ücretsiz kabul ediliyor.Children under three are admitted free of charge.
Eğer bir şemsiyeniz varsa, onun altında size katılmama izin verin.If you have an umbrella, let me join you under it.
Biliyorsun, altı çocuğumuz var.We've got six children, you know.
Çocuklar yatağın altında saklı noel hediyeleri buldular.Children found Christmas presents hidden under the bed.
Düşünce özgürlüğü anayasa tarafından garanti altına alınmıştır.Freedom of thought is guaranteed by the constitution.
Trenim saat altıda Kyoto'dan ayrıldı ve saat dokuzda Tokyo'ya vardı.My train left Kyoto at six, and arrived in Tokyo at nine.
Biz onu ziyaret ettiğimizde o altı aydır romanı üzerinde çalışıyordu.He had been working on his novel for six months when we visited him.
Misafirimiz alt katta bizi bekliyor.Our guest is waiting for us downstairs.
Anayasamız Amerikan rehberliği altında yazıldı.Our constitution was drawn up under American guidance.
İki köpeğimiz, üç kedimiz ve altı tavuğumuz var.We have two dogs, three cats, and six chickens.
Saat altıda yiyeceğiz.We are to eat at six.
Buraya dün akşam altıda geldik.We arrived here at six yesterday evening.
Biz ufkun altında güneşin batışını gördük.We saw the sun sink below the horizon.
Biz alternatif bir yöntem benimsedik.We adopted an alternative method.
Biz yağmurdan dolayı bir ağacın altında sığındık.We took shelter from the rain under a tree.
Yaklaşık altı kilometre yürüdük.We walked for about 6 kilometers.