Ne yaptığımı biliyorum. Tamamen kontrol altındayım.I know what I'm doing. I'm totally in control.
O koşullar altında nasıl çalışmak istersiniz?How would you like to work under those conditions?
Elbise, ağırlığınca altına değerdi.The dress was worth its weight of gold.
Her şeyin altında bir bit yeniği aramamalısın.You shouldn't take anything for granted.
Altmış yaşındayken emekli oldum.I retired when I was sixty years old.
Ben hep saat altı buçukta kalkarım.I always get up at six-thirty.
Altmış yaşımdayken emekli olmayı planlıyorum.I plan to retire when I'm sixty years old.
Senin bu şartlar altında nasıl çalışabileceğini bilmiyorum.I don't know how you can work under these conditions.
Üç ay önce haftada yaklaşık altı gün çalışmaya başladım.I started working six days a week about three months ago.
Altmış yaşında emekli oldum.I retired at sixty.
Fadıl'ın cesedi köprünün altında yüzeye çıktı.Fadil's body surfaced under the bridge.
Crossrail, Avrupa'nın en büyük altyapı inşaatı projelerinden biridir.Crossrail is one of Europe's largest infrastructure construction projects.
Fadıl, Leyla'nın evinden altın figürinler ve sikkeler çaldı.Fadil stole some gold figurines and coins from Layla's house.
Tom alt kata gidiyor.Tom is going downstairs.
Leyla tamamen Fadıl'ın kontrolü altındaydı.Layla was completely under Fadil's control.
Fadıl, Leyla'nın altıncı kocası.Fadil is Layla's sixth husband.
Fadıl'ı alt katta bulduk.We found Fadil downstairs.
"Köpek masanın altında mıydı?" "Evet.""Was the dog under the table?" "Yes."
Başka alternatif görmüyorum.I see no other alternative.
Fadıl ve Leyla aynı çatı altında yaşıyorlardı.Fadil and Layla were living under the same roof.
Fadıl altı kere vuruldu.Fadil was shot six times.
Senin 18 yaşın altında olduğunu biliyorum.I know that you're under 18.
Tom şu anda üç yıldır hapis cezası altında bulunuyor.Tom is currently serving three years in prison.
Tom yemin altında yalan söyledi.Tom lied under oath.
Fadıl altı rakamlı bir maaş alıyor.Fadil earns a six-figure salary.
Kültürler içinde alt kültürler vardır.There are subcultures within cultures.
Birlikte yıldızların altında uyudular.They slept together under the stars.
Bunu masanın altında buldum.I found this under the table.
Sami yastığının altında bir silahla uyudu.Sami slept with a gun under his pillow.
Sami gözetim altına alındı.Sami was placed on probation.
Büyük Bunalım, gangsterlerin altın çağındaydı.The Great Depression was the golden age of gangsters.
Tom, Mary ile en az altı aydır nişanlı.Tom has been engaged to Mary for at least half a year.
Tom benim üstümde ve Mary benim altımda yaşıyor.Tom lives above me and Mary lives below me.
Tom yastığının altında bıçakla yatıyor.Tom sleeps with a knife under his pillow.
Ayak altında dolaşmamaya çalışıyorum.I'm trying not to get in anybody's way.
Tom bıçağını yatağın altına sakladı.Tom hid his knife under the mattress.
Ayak altında dolaşmak istemiyorum.I don't want to get in anybody's way.
Tom'un yatağın altında bulduğu şeye bak.Look what Tom found under the bed.
Oldukça stres altındayım.I'm under considerable stress.
Çok stres altındayım.I'm under a lot of stress.
Bu Mars kolonisinin hastanesi yer altındadır.The hospital for this Mars colony is underground.
Tom, Mary'nin elini masanın altında tuttu.Tom held Mary's hand under the table.
Polis bölgeyi kordon altına aldı.Police cordoned off the area.
Bu deniz altı bir mil derinlikten fazla fazlasına dalış yapabilir.This submarine can dive more than a mile deep.
Bu yüzük saf altın mı yapılmış?Is this ring made of pure gold?
Köpek masanın altında.The dog is under the table.
Bu organizma, suyun donma noktasının çok altındaki sıcaklıklarda hayatta kalabilir.This organism can survive at temperatures well below the freezing point of water.
Altyapımız çöküyor.Our infrastructure is crumbling.
Sami altmış yılını hapishanede geçirdi.Sami spent six decades in prison.
Leyla'nın evi polis tarafından gözetim altına alındı.Layla's home was placed under surveillance by the police.
Piyano akortçusu, piyanonun klavyesinin altında gizlenmiş bir altın para zulası keşfetti.The piano tuner discovered a hoard of gold coins hidden under the piano's keyboard.
Senin alt katta olduğunu sanıyordum.I thought you were downstairs.
Ben büyük bir ağacın altında dinlendim.Please take a look at this.
Yatağın altında bir hamamböceği var!There's a cockroach under the bed!
Kertenkele kayanın altından kaçtı.The lizard escaped from under the rock.
Sandalyenin altında hiçbir şey yok.There's nothing under the chair.
Köpeğim battaniyelerin altında saklanmayı sever.My dog likes burrowing under blankets.
Kale kuşatma altındadır.The castle is under siege.
Kale kuşatma altında.The fortress is under siege.
Leyla'nın evde altı çocuğu vardı.Layla had six children at home.