Tom öfkesini güçlükle kontrol altına alabildi.Tom could barely contain his anger.
Tom yatağın altında süründü.Tom crawled underneath the bed.
İtfaiye, alevleri kontrol altına getirmek için çalışıyor.The firefighters are trying to bring the flames under control.
Tom hâlâ gözetim altında.Tom is still under surveillance.
Tom cümlede en önemli kelime olduğunu düşündüğü şeyin altını çizdi.Tom underlined what he thought was the most important word in the sentence.
Cüzdanım nerede? Tamam! Şimdi kanepenin altında buldum.Where is my wallet? Nevermind! I just found it under the couch.
Tom'un sağ gözünün altında farklı bir yara izi vardı.Tom has a distinctive scar under his right eye.
Tom'un sağ gözünün altında belirgin bir yara izi vardı.Tom has a distinctive scar under his right eye.
Tom bir kayayı kaldırdı ve onun altına baktı.Tom lifted up a rock and looked under it.
Tom bir kayayı kaldırdı ve altına baktı.Tom lifted up a rock and looked under it.
Kanadalı bayan hokey takımı altın madalya kazandı.The Canadian women's hockey team won the gold medal.
Biz altı iki kazandık.We won six to two.
İndirimli içki saati, saat altıdan sekize kadardır.Happy hour is from six until eight.
Bu, otobüs durağına altı dakikalık bir yürüyüş.It's a six minutes' walk to the bus stop.
Bana herhangi bir alternatif vermedin.You didn't give me any alternative.
Bir altıgenin altı yanı var.A hexagon has six sides.
Biz her zaman altta değil ve üstte olabilir miyiz?May we always be on top and not at the bottom.
Altı milde kaç kilometre vardır?How many kilometers are there in six miles?
O altın yüzük anneme aitti.That gold ring belonged to my mother.
Ben anahtarları paspasın altında buldum.I found the keys underneath the mat.
Altın dizginler daha iyi bir at yapmazlar.Golden reins do not make a better horse.
Tom alt katta bir ses duydu.Tom heard a sound downstairs.
Tom eski bir altın sikke buldu.Tom found an ancient gold coin.
Tom diğer terliğin orada olup olmadığını görmek için yatağın altına baktı.Tom looked under the bed to see if the other slipper was there.
Tom gitarını yatağının altına kaydırdı.Tom slid his guitar under his bed.
Tom eğildi ve yatağın altına baktı.Tom bent down and looked under the bed.
Tom kendini battaniyesinin altına gömdü.Tom buried himself under his blanket.
Tom dizüstünü kanapenin altına kaydırdı.Tom slid the notebook under the couch.
Tom'a altı ay ertelenmiş hapis cezası verildi.Tom was given a six-month suspended sentence.
Ben senin altınını veya gümüşünü istemiyorum.I don't want your gold or your silver.
Tom o zaman çok stres altındaydı.Tom was under a lot of stress at the time.
Bir haftada altı ile sekiz saat arası çalışırız.We study from six to eight hours a week.
İstifa etmek için hayli baskı altındayım.I've been under considerable pressure to resign.
Ben emirler altındayım.I'm under orders.
Onlar alt kata indiler.They walked downstairs.
Ben şüphe altında mıyım?Am I under suspicion?
Zan altında mıyım?Am I under suspicion?
Mutfak alt katta.The kitchen is downstairs.
Onlar sabah altıya kadar dans ettiler.They danced until six in the morning.
Alternatif olmayacak.There won't be an alternative.
Alt yazılara ihtiyacım var.I need subtitles.
Ben geri dönene kadar çocukları kontrol altında tutmaya çalışın.Try to keep the kids under control until I get back.
Pilot sadece yirmi altı yaşında.The pilot is only twenty-six years old.
Benim iki köpek, üç kedi ve altı tavuğum var.I have two dogs, three cats, and six chickens.
Mevcut koşullar altında, bu yolculuğu yaparken rahat hissetmedim.Under the current conditions, I didn't feel comfortable making this trip.
Benim çatımın altında yaşamadığın sürece!Not as long as you live under my roof!
Çatımın altında yaşadığın sürece benim kurallarıma göre yaşayacaksın.As long as you live under my roof you will live by my rules.
Biz sürekli gözetim altında idik.We were under constant surveillance.
Tom silahını garajdaki bir demet yağlı paçavranın altına sakladı.Tom hid the gun under a bunch of oily rags in his garage.
O yol kenarına uzandı ve bir ağacın altında biraz kestirdi.He laid down by the wayside and took a nap under a tree.
Saat altıda burada olacağına söz verdi.He promised to be here at six.
Masanın altında bir şey var.There's something under the table.
Ağacın altında bir yığın kozalak vardı.There was a pile of pinecones under the tree.
Ben altmışıncı boşanma krizim sırasında Vancouver'da yaşadım.I lived in Vancouver during my sixty divorce crisis.
18 yaşın altındaki kişilere alkollü içki ve sigara satışı yapmıyoruz.We do not sell alcoholic drinks or cigarettes to people under the age of eighteen.
İngilizce altyazılı Fransızca bir film izledim.I watched a movie in French with English subtitles.
"Pansexual" terimi son zamanlarda "biseksüel"'in popüler bir alternatifi olmuştur.The term "pansexual" has recently become a popular alternative to "bisexual."
Mürettebat takıp çıkartılabilen modül kullanarak su altı aracına girebilir.The crew can enter the underwater vehicle using a plug-in module.
Biz de derede altın bulmadık.We haven't found gold in the brook either.
Alternatif yok.There is no alternative.