Yatağımın altında bir öcü var.There's a boogeyman under my bed.
Her şey alt üst.Everything is upside down.
Bir modül basit alt modülün toplamı ise semisimple olduğu söylenir.A module is said to be semisimple if it is the sum of simple submodules.
Nehir tüm bölgeyi sular altında bıraktı.The river flooded the entire region.
Altına bizim sınıftaki öğrencilerin adlarını yazdık.Underneath we wrote the names of the students in our class.
Altı aylığına banka kredisi almak istiyorum. Şimdi ne yapıyor olmalıyım?I want to get a bank loan in half a year's time - what should I be doing now?
Bir, iki, üç, dört, beş, altı, yedi, sekiz, dokuz, on.One, two, three, four, five, six, seven, eight, nine, ten.
"Kaç yaşındasın?" "On altı yaşındayım.""How old are you?" "I'm sixteen."
Zürih'ten Boston'a uçmak sekiz saat sürer, ancak dönüş için sadece altı.It takes eight hours to fly from Zurich to Boston, but only six for the return trip.
Toplantıda yalnızca altı kişi vardı.There were only six people at the meeting.
Ben şimdi vombatlar hakkındaki altı yeni gerçeği öğrendim.I just learned six new facts about wombats.
Daha çok altına ihtiyacım var.I need more gold.
Altı oyun sonra, Sampras rakibinden üstündü.After six games, Sampras had the edge on his opponent.
Ben battaniyenin altındayım.I am under the blanket.
Altı gece için bir odaya ihtiyacım var.I need a room for six nights.
O saf altın mı?Is that pure gold?
Tom her sabah altıda yataktan kalktı.Tom got out of bed every morning at 6 am.
Alt katta seni bekleyeceğim.I'll wait for you downstairs.
Karşıda altı katlı bir bina var.Opposite there is a six-story building.
Altın golemleri hazineyi korumak için kullanılan gardiyanlardır.Gold golems are guardians used to guard treasure.
Sadece bir alternatif var.There is but one alternative.
Senin annen altı dil konuşuyor - Bu çılgınlık.Your mom speaks six languages — that's nuts.
İçkinin etkisi altında araba sürme.Don't drive under the influence of drink.
Restoran en alt kattadır.The restaurant is on the ground floor.
Onlar yok olma tehdidi altında.They are in danger of extinction.
Onu masanın altında bıraktılar.They left it under the table.
Altı pencerenin hepsini kapattım.I've shut all six windows.
Tom kendini masanın altına sakladı.Tom hid himself under the table.
18 yaşın altındaki insanlar evlenemez.People under 18 cannot marry.
Cumhuriyet Bayramı yirmi altı Ocakta kutlanır.Republic Day is celebrated on the twenty-sixth of January.
Bir dakikada altmış saniye vardır.There are sixty seconds in a minute.
Altı yaşındaki birine sorun, altmış yaşındaki birine değil.Ask a six-year-old, not a sixty-year-old.
Altmış yaşındaki ev sahibim niye bir trambolin aldı?Why did my sixty-year-old landlord buy a trampoline?
Onların alternatif enerji kaynakları yoktu.They had no alternative energy sources.
TV uzaktan kumandası kanepenin altında.The TV remote control is under the couch.
Dünya bir altın kuralı takip eder: Parayı veren düdüğü çalar.The world follows one golden rule: whoever has the gold makes the rules.
Güneş bulutların altında battı.The sun sunk below the clouds.
Dokuz eksi altı kaçtır?How many is nine minus six?
Partiye sadece altı kişi geldi.Only six people came to the party.
Saat yaklaşık olarak altıdır.It's nearly six o'clock.
Saat takriben altıdır.It's nearly six o'clock.
Yakında saat altı olacak.It'll soon be six o'clock.
Neredeyse altı.It's almost six.
El altında ekstra birkaç bataryaya sahip olmak asla kötü bir fikir değil.Having a few extra batteries handy is never a bad idea.
Kraliçe'nin tacı altından yapılmıştır.The Queen's crown was made of gold.
O, kararı duyunca umutları alt üst olmuştu.Her hopes were dashed when she heard the verdict.
Şimdilik Tatoeba'da Moğolca altı cümle var.There are six sentences in Mongolian in Tatoeba as of now.
Prenses altın bir taç takıyor.The princess is wearing a gold tiara.
Senin gözlerinin altında mor halkalar var.You've got dark circles under your eyes.
Gözlerinin altında halkaların var.You've got circles under your eyes.
Gözlerinin altında torbalar var.You've got bags under your eyes.
İncil'e göre Tanrı dünyayı altı günde yarattı.According to the Bible, God created the world in six days.
Polis olay yerini kordon altına aldı.Police cordoned off the crime scene.
O altmışa yakındır.She is close to sixty.
Birçoğu sömürgecilik altında uzun süre baskı ve zorluktan çekti.Many have long suffered oppression and hardship under colonialism.
On, yirmi, otuz, kırk, elli, altmış, yetmiş, seksen, doksan, yüz.Ten, twenty, thirty, forty, fifty, sixty, seventy, eighty, ninety, hundred.
Kiraz ağacının altında bir ceset var.There's a dead body under the cherry tree!
Kiraz ağaçlarının altında ölü bedenler var.There are dead bodies under the cherry trees!
Pek çok kişi bu özgürlük bayrağı altında toplandı.Many people gathered under this banner of freedom.
18 yaşın altındaki insanlar evlenemezler.People under 18 do not marry.