O altın saçlı bir kızdı.She was a girl with golden hair.
Çocuğunu yağmur altında bırakmayı reddetti.She refused to let her child go out in the rain.
O bana göre altı yıl kıdemli.She is senior to me by six years.
O en az altmış görünüyor.She looks at least sixty.
Koltuğunun altında beyaz bir kitap vardı.She had a white book under her arm.
O, onun kontrolü altında.He has her under his thumb.
Onun kolunun altında yırtık kapaklı kitap vardı.She had the book with a torn cover under her arm.
Onun hastalığı onu altı hafta hastanede tuttu.Her illness kept her in hospital for six weeks.
Onun kolunun altında bir kitabı var.She has a book under her arm.
O her sabah altıda kalktığını söyledi.She said that she gets up at six every morning.
O, bir ağacın altında oturuyordu.She was sitting under a tree.
Gelecek ay on altı olacağını söyledi.She said he would be sixteen next month.
Seneye altı yaşında olacak.She is going to be six next year.
Onun kolunun altında bir çanta vardır.She has a bag under her arm.
Onlar saat beşte gitti, bu yüzden saat altıya kadar evde olmalılar.They left at 5 o'clock, so they ought to be home by 6.
Uçak tam altıda indi.The plane landed at 6 o'clock to the minute.
Uçak tam olarak altıda havalandı.The plane took off exactly at six.
Bir buzdağının su altındaki parçası su üstündeki parçasından çok daha büyüktür.The part of an iceberg under the water is much larger than that above the water.
Bilgelik altın ya da gümüşten daha iyidir.Wisdom is better than gold or silver.
Babam ve annem bir ağacın altında oturuyorlardı.My father and mother were sitting under a tree.
Babam altmış yaşında emekli olacak.My father will retire at the age of sixty.
Kira altı aylık ödenir.The rent is paid for six months.
Bir Rus'u çizersen altında bir Tatar çıkar.Scratch a Russian and find a Tartar.
Hangi Rus'u kazısan altından Tatar çıkar.Scratch a Russian and find a Tartar.
Alternatif bir tarih önerir misiniz?Could you suggest an alternative date?
Söz gümüşse, sükut altındır.Speech is silver, silence is golden.
Büyükbabam sabah kahvaltısını genellikle saat altıda yer.My grandfather usually eats breakfast at six.
Ben altıda kalkarım.I get up at six.
Ben en iyi baskı altında çalışırım.I work best under pressure.
Altı yaşında, ilk kez bir sirke götürüldüm.At the age of six, I was taken to a circus for the first time.
Her gün sabah saat altıda onu uyandırırım.I wake him at six every morning.
Her gün altıya kadar döneceğim.I'll be back by 6 o'clock every day.
Yarın sabah altıda çıkış yapmak istiyorum.I want to check out at 6 tomorrow morning.
Yarın sabah altıda beni ara.Call me at six tomorrow morning.
Lütfen yarın sabah altıda beni uyandırmayı ihmal etme.Please remember to wake me up at six tomorrow morning.
Yarın sabah altıda uyandırma çağrısı istiyorum.I'd like a wake-up call at six tomorrow morning.
Yarın sabah altıda kalkacağım.I'm getting up at six o'clock tomorrow morning.
Ağacın altında biraz dinlenelim.Let's take a little rest under the tree.
Ben bir ağacın altına sığınmak zorunda kaldım.I had to take shelter under a tree.
Ağacın altındaki bisiklet benimkidir.The bicycle under the tree is mine.
Bir kütüğün altında bazı yabani mantarlar buldum.I found some wild mushrooms under the log.
Ağacın altında bir bank var.There is a bench under the tree.
Ağacın altında bazı erkek çocukları var.There are some boys under the tree.
Bir ağacın altına sığındık.We took shelter under a tree.
Ağacın altında yaşlı bir kadın görüyorum.I see an old woman under the tree.
Kapı altıda kapatılır.The gate is closed at six.
Kırsalda altı koyun vardı.There were six sheep in the field.
Küçük çocuklar iyi müziğin etkisi altında bırakılmalıdır.Young children should be exposed to good music.
Kağıdın alt kısmına adınızı yazın.Write your name at the bottom of the paper.
Tren saat altıda kalkıyor.The train starts at six.
Tren altıda bekleniyordu.The train was due at 6.
Yaşlı adam parasını yer altında saklamaya çalıştı.The old man tried to hide his money under the ground.
Her altı saatte ateşimi ölçtüm.I took my temperature every six hours.
Kollarımın altında terledim.I perspired under the arms.
Sağ kolunun altında bir paket taşıyor.He is carrying a parcel under his right arm.
Bu yüzden, geçici işçiler kötü şartlar altında çalışıyorlar.For that reason, temporary workers are working under inferior conditions.
En karanlık yer şamdanın altıdır.The darkest place is under the candlestick.
Yatağın altında gizlenme.Don't hide under the bed.
Bu oyunlar yetişkin kategorisi altında listelenmiş.These games are listed under the adult category.
Yatağımın altında bir canavar var.There's a monster under my bed.