Altı sayfa okuduktan sonra sıktı.Six pages in, I lost interest.
Altı sayfa sonra ilgimi kaybettim.Six pages in, I lost interest.
Tom yatağın altında saklanıyor, değil mi?Tom is hiding under the bed, isn't he?
Kanatlarımın altında olduğun sürece benim kurallarıma göre yaşayacaksın.As long as you live under my roof, you're going to live by my rules.
Bu çatı altında olduğun sürece benim kurallarımla yaşayacaksın.As long as you live under my roof, you're going to live by my rules.
Tom haftada altı gün çalışıyor ama sadece beş için para alıyor.Tom works six days a week but only gets paid for five.
Sarımsaklar altın sarısıyken, balıkları ekleyin.When the garlic is golden, add the fish.
Ondan saat altıya kadar burada olmasını istedim.I asked her to be here by six.
Sami altı şişe su satın aldı.Sami bought six bottles of water.
Sami benim altımda yaşıyor.Sami lives underneath me.
Sami sadece on altı yaşındaydı.Sami was only sixteen.
Sami altı saat boyunca uyudu.Sami slept for six hours.
Tom beni altı civarında arayacak.Tom is going to call me around six.
Tom örtünün altına saklandı.Tom hid under the covers.
Sami altı yaşında Mısır'a yerleşti.Sami moved to Egypt when he was six years old.
Sami altı ay önce İslam'a geçti.Sami converted to Islam six months ago.
Sami ve Leyla altı aydır imam nikâhlılar.Sami and Layla have been Islamically married for six months now.
Sami, Leyla'ya altı yüz dolar ödedi.Sami paid Layla six hundred dollars.
Sami'nin okuldaki devamsızlığının altıncı günüydü.Sami was missing a sixth day of school.
Sami okulda altı gün devamsızlık yapmıştı.Sami was missing a sixth day of school.
Altın dokunuşu vardı!He had the golden touch!
Bu caminin altı minaresi ve kat kat kubbeleri var.This mosque has six minarets and cascading domes.
Bu caminin altı minare ve sıra sıra kubbeleri var.This mosque has six minarets and cascading domes.
Akşam yemeğinde masa altından ayaklarınızla oynaşıyor muydunuz?Were you playing footsie with each other at dinner?
Karım için altın bir bilezik almak niyetindeyim.I intend to buy a gold bracelet for my wife.
Karıma bir altın bilezik satın almayı tasarlıyorum.I intend to buy a gold bracelet for my wife.
Tom'un ayakkabıları yatağının altında.Tom's shoes are under his bed.
Şemsiyenin altına ben de girivereyim.Let me under your umbrella.
Hayır, burada hepimiz stres altındayız.No, all of us here are under stress.
Almayayım ayağımın altına.Don't make me get the belt.
Tom aba altından sopa gösterdi.Tom made a veiled threat.
Günde altı derse giriyoruz.We have six classes a day.
Bir ağacın altına sığındım.I took shelter under a tree.
Gök gürültülü havada ağaç altında durma.Don't stand under a tree in a lightning storm.
Yeryüzünde tufan koptuğu zaman Nuh altı yüz yaşındaydı.And Noah was six hundred years old when the waters of the flood overflowed the earth.
Yastığımın altında bir hediye buldum.I found a gift underneath my pillow.
Tom anında durumu kontrol altına aldı.Tom was master of the situation in no time.
Tom'un baskı altında sakin kalabilme becerisini gerçekten takdir ediyorum.I really admire Tom's ability to stay calm under pressure.
Buzdolabının altında su var.There is water underneath the fridge.
Tom arabasının altında bir kedi gördü.Tom saw a cat under his car.
Altı yemekten seçebilirsin.You can choose from six meals.
Altı yemekten seçebilirsiniz.You can choose from six meals.
Buda, Bodhi ağacının altında aydınlanmaya erişmiştir.The Buddha attained enlightenment under a Bodhi tree.
Suaygırları su altında yaşarlar.Hippopotamuses live in water.
Kalemi masanın altında değildi.His pen was not under the table.
Kalemin masanın altındaydı.Your pen was under the table.
Masanın altında hiçbir şey yoktu.There was nothing under the table.
Her sabah altıda kalkar.He gets up at six every morning.
Masanın altına saklandı.He hid under the table.
Altı odalı bir ev aldı.He has bought a house which has six rooms.
Saat altıya kadar onu bekleyeceğim.I'll be waiting for him until 6 o'clock.
Tom futbol camiasına adını altın harflerle kazıdı.Tom carved out his place on the Mount Rushmore of football.
Ağır iş yükü altında.He has a heavy workload.
Okulda günde altı derse giriyor.His school day is divided into six periods.
Masanın altında saklanıyor.She's hiding under the table.
Az daha bir damperli kamyonun altında kalıyordu.He was almost run over by a dump truck.
Cibinliğin altında uyudu.He slept under mosquito netting.
Tüm parasını bir kutuya koyup yatağının altına sakladı.He put all his money in a box and hid it under his bed.
Tüm gün kızgın güneşin altında çalışmaktan yorulmuş olmalı.He must be tired after working all day in the hot sun.
Yaşı kırkın altında olabilir.He may be under forty.