Mesele soruşturma altında.The matter is under investigation.
Kedi masanın altında yatıyor.The cat is lying under the table.
Altın ucuz değil.Gold isn't cheap.
O, çok gizemli şartlar altında aniden kayboldu.He disappeared suddenly under very mysterious circumstances.
O, yarışmada altın kazandı.He won gold in the competition.
O, yarışmada altın madalya kazandı.He won gold in the competition.
Biz altı yaşında olacağız.We will be six.
Tom bir altın madalya kazandı.Tom won a gold medal.
Sıcaklık şu anda sıfırın altında on derece.The temperature is currently ten degrees below zero.
Senin tırnaklarının altında kir birikmiş.Dirt has built up under your fingernails.
Ameliyattan sonra gözlem altında kalıyor.After the operation he stays under observation.
Tom ve Mary akşam yemeğini genellikle altıda yer.Tom and Mary usually eat dinner at six.
Tom işini kaybettiğinde ağustosun altısından beri işsizlik yardımı alıyor.Tom has been on the dole since the 6th of August, when he lost his job.
Olay saat altıda başlar.The event starts at 6am.
Olay akşam altıda başlar.The event starts at 6pm.
Ben altıda uyandım.I woke up at six.
Saat altıda uyandım.I woke up at six o'clock.
Böyle şeyler benim liderliğimin altında asla olmayacak.Things like that will never happen under my leadership.
Bir küpün altı tarafı vardır.A cube has six sides.
O bir ağacın altında uyudu.He slept under a tree.
Tom Mary'yi emniyet altına aldı.Tom carried Mary to safety.
Eğer stres altındaysam iyi uyuyamam.I cannot sleep well if I am stressed.
Cinler kalenin altında bir tünel kazdı.The kobolds dug a tunnel under the castle.
Ahşap bir yatak altın tabuttan daha iyidir.A wooden bed is better than a golden coffin.
O zaten iki yıldır göz hapsi altında.He's already been under house arrest for two years.
Her şeyin altında bir bit yeniği ararım.I don't take things for granted.
Bunlar ciddi sorunlar. Onlar halının altına süpürülmemeli.These are serious problems. They shouldn't be swept under the carpet.
Noel sabahı ağacın altında bunlardan birini bulmayı kim istemez ki?Who wouldn't love to find one of these under the tree on Christmas morning?
Tom ebeveynlerinin yatağının altında saklanmış Noel hediyelerini buldu.Tom found Christmas presents hidden under his parents' bed.
Noel ağacının altında birçok hediyeler vardı.There were many presents under the Christmas tree.
Kır evinin arkasında güzel bir ağacın altında bir masa kurdum.I've set out a table under a beautiful tree behind the cottage.
Çatı, karın ağırlığı altında çöktü.The roof collapsed under the weight of the snow.
Ahır karın ağırlığı altında çöktü.The barn collapsed under the weight of the snow.
Sanki dünya onun ayağının altından kaybolmuş gibiydi.It was as if the earth were to disappear from under his feet.
Ben altıncı katta yaşıyorum.I live on the 6th floor.
On altı yaşımdayken liseden ayrıldım.I dropped out of high school when I was sixteen.
Bazı şeyler kontrolümüz altında, bazı şeyler ise değil.Some things are in our control and others not.
O sandalyenin altında.He is under the chair.
Tom bir ağacın altında oturuyordu, şarap içiyordu.Tom was sitting under a tree, drinking wine.
O, İnkaların efsanevi altın şehrini bulduğuna inanarak öldü.He died believing that he had found the fabled golden city of the Incas.
Olay halen soruşturma altındadır.The case is still under investigation.
Zor koşullar altında çalışıyorum.I work under challenging conditions.
Tom Mary'yi sol kulağının tam altından boynundan öptü.Tom kissed Mary on the neck just below her left ear.
Altın vadeli işlemleri hızla yükseldi.Gold futures were sharply higher.
Tom durumu kontrol altına aldı.Tom has the situation under control.
Olay Tom'un kontrolü altında.Tom has the situation under control.
Firma inceleme altında.The firm is under investigation.
Kuşkusuz kendilerini tehdit altında hissediyorlar.No doubt they feel threatened.
Her şey masanın altında.Everything is under the table.
Onları kontrolüm altına aldım.We've got them over a barrel.
O şartlar altında düşünmüyorum.I don't think in those terms.
Sıtma nasıl kontrol altına alınabilir?How can malaria be contained?
Tom'un silahı koltuğun altındaydı.Tom's gun was under the seat.
Tom'un başparmağının altında Mary var.Tom has Mary under his thumb.
Tom el altından para verdi.Tom got paid under the table.
Tom ağacın altında uyuyakaldı.Tom dozed off under the tree.
Tom saat altı civarında beni arayacak.Tom will call me around six.
Tom hala sözleşme altında.Tom is still under contract.
Tam olarak kim risk altındadır?Who exactly is at risk?
Şimdi tehdit altında hissediyorum.Now I feel threatened.