Ana içeriğe geç
Sözlük

altı ile cümle

altı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O kırk yaşındayken on altı dil konuşabiliyordu.When he was forty years old, he could speak sixteen languages.
Sanırım Tom otuzun altında.I think Tom is under thirty.
Tom altı dil konuşabileceğini söylüyor.Tom says that he can speak six languages.
O sabah altıya kadar dışarı çıkmak için çok yaşlı.He's too old to go out until 6 a.m.
Tom günde altı kupa kahve içer.Tom drinks six cups of coffee a day.
Altı gün Moskova'da kalacağım.I'll stay in Moscow for six days.
Gazete masanın altında.The paper is under the table.
Altı yaşından beri okuyabiliyorum.I've been able to read since I was six years old.
Kaputun altına bir göz atalım.Let's take a look under the hood.
O saat beş ve altı arasında her zaman buradadır.He's always here between five and six o'clock.
Altı yıl içinde, bugün söylediğini hatırlayacak mıyız?In six years, will we remember what you said today?
Ananasın toprak altında yetiştiğini düşünen insanlar var.There are people who think pineapples grow underground.
Ben kapının altına bir not bıraktım.I left a note under the door.
Gümüş altından daha ucuza mal olur.Silver costs less than gold.
Tom yaklaşık olarak altı ayak boyunda.Tom is approximately six feet tall.
Tom bir haftada altı gün çalışır.Tom works six days a week.
Gergedanın üç türü ciddi olarak tehlike altında.Three species of rhinoceros are critically endangered.
Tom bunu bir haftada altı gün yapar.Tom does this six days a week.
Saat altıda kalkmak zorundayım.I have to be up at six.
Kiribati iklim değişikliği tehdidi altındadır.Kiribati is threatened by climate change.
Bu küçük Pasifik adası ulusu iklim değişikliği tehdidi altındadır.This small Pacific island nation is threatened by climate change.
Onun elinde, kurşun altın oldu.In his hand, lead became gold.
Tom altı ay sonra öldü.Tom died a half year later.
Suçlu yaklaşık altı ay sonra tutuklandı.They arrested the culprit around six months later.
Cetvel kitabın altında.The ruler is under the book.
Her günün seksen altı bin dört yüz saniyesi vardır.Every day has eighty-six thousand four hundred seconds.
Tom'un sol gözünün altında bir beni var.Tom has a mole under his left eye.
Dört yüz on altı tane Çinli olimpik sporcu Rio'dadır.Four hundred and sixteen Chinese Olympic athletes are in Rio.
Annem ve babam ağacın altında oturuyorlardı.My parents were sitting under the tree.
Simyagerler kurşun gibi baz metalleri altına dönüştürmeye çalıştı.Alchemists tried to turn base metals such as lead into gold.
Simyagerler adi metalleri altına ve gümüşe dönüştürmeye çalıştılar.Alchemists tried to transmute base metals into gold and silver.
Çocuklar yatağın altında.The boys are under the bed.
Buzun altındaki okyanus ısınıyor olduğu için Arktik buzlar küçülüyor.The Arctic ice is shrinking because the ocean under the ice is warming.
Yosunlar ve planktonlar besin zincirinin altındadır.Algae and plankton are at the bottom of the food chain.
Lütfen çantanızı koltuğunuzun altına koyunuz.Please put your bag under your seat.
Aşk altından daha değerlidir.Love is more precious than gold.
Onun adından önceki kelimenin altı çizilmelidir.The word before his name should be underlined.
Kardiyovasküler dayanıklılık, fiziksel uygunluğun altı bileşeninden biridir.Cardiovascular endurance is one of the six components of physical fitness.
Mary altın madalya kazandı.Mary won the gold medal.
Brezilya iki bin on altıda Yaz Olimpiyatlarına ev sahipliği yapıyor.Brazil hosts the Summer Olympics in twenty sixteen.
Ben temizlik ürünlerini lavabonun altında tutarım.I keep the cleaning products under the sink.
Sayfanın altına gidin.Scroll down to the bottom of the page.
Sayfanın altına doğru kaydırın.Scroll down to the bottom of the page.
Kayaya oyulmuş yazıt milattan önce altıncı yüzyıldandır.The inscription carved into the rock is from the sixth century B.C.
Tom gizemli koşullar altında öldü.Tom died under mysterious circumstances.
Bizim altı tane yumurtamız var.We have six eggs.
Tom uyku tulumunun altına bir köpük yastık koydu.Tom put a foam pad under his sleeping bag.
Tom uyku tulumunun altına bir köpük paspas koydu.Tom put a foam mat under his sleeping bag.
Bu altın değil.It's not gold.
Askerler düşman ateşi altından geldi.The soldiers came under enemy fire.
Konu soruşturma altında kalır.The matter remains under investigation.
Hollanda halk biliminde kabouterler yer altında yaşayan minik insanlardır.In Dutch folklore, kabouters are tiny people who live underground.
Bir cüceler ailesi bu ağacın altında küçük bir evde yaşamaktadır.A family of gnomes lives in a small house under this tree.
Bizim radarın altında kalmamız gerekiyordu.We're supposed to stay under the radar.
Hiçbir koşul altında böyle bir karikatüre asla razı olmayacağım.Under no circumstances will I ever consent to such a travesty.
O büyük şirketlerin kontrolü altında.He's in the pocket of big corporations.
O, büyük şirketlerin kontrolü altında.She's in the pocket of big corporations.
Onlar büyük şirketlerin kontrolü altında.They're in the pocket of big corporations.
Tom soruşturma altında olduğunu biliyordu.Tom knew he was under investigation.
Altı milyon İngiliz, interneti hiç kullanmamış.Six million Britons have never used the Internet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod