Yaşlı bir adam ağacın altında dinleniyordu.An old man was at rest under the tree.
Doktor öğleden sonra altı ev görüşmesi yaptı.The doctor made six house calls in the afternoon.
O, sandalyenin altında.It is under the chair.
Gelecek ay on altı yaşında olacağım.I'll be sixteen years old next month.
Linda on altı yaşındaydı fakat yirmi olarak kabul edilmesi için sorun yoktu.Linda is sixteen, but had no trouble passing for twenty.
Elinizin altında iyi bir sözlük bulundurun.Keep a good dictionary at hand.
Öfkemi daha fazla kontrol altına alabileceğimi sanmıyorum.I don't think I'll be able to hold in my anger any longer.
Altı ay sonra Almancayı akıcı olarak konuşabileceksin.In another six months you will be able to speak German fluently.
Saat zaten altı.It's six o'clock already.
Bob altıda evde olacak.Bob will be home at six.
Hanry'nin sadece altı doları var.Henry has no more than six dollars.
Yatağın altında bir kedi var.There is a cat under the bed.
Sayfanın altını oku.Read the bottom of the page.
Partide yalnızca altı kişi vardı.Only six people were present at the party.
Arabanın altından bir kedi çıktı.A cat got out from under the car.
Nancy aşırı stress altındadır.Nancy is stressed out.
Güneş altında herhangi bir şey hakkında konuşabilirsiniz.You can talk about anything under the sun.
Tom her sabah saat altıda kalkar.Tom gets up at six every morning.
Tom duygularını kontrol altına aldı.Tom got a grip on his emotions.
Tom masanın altına saklandı.Tom hid under the table.
Tom altı odalı bir ev satın aldı.Tom has bought a house which has six rooms.
Tom, altı odaya sahip bir ev satın aldı.Tom has bought a house which has six rooms.
Her öğrenci saat altıya kadar okuldan ayrılmak zorundadır.Every student has to leave school by six.
Neden sıranın altındasın?Why are you under the desk?
Kapının üzerinde büyük bir altın yıldız vardı.There was a big gold star on the door.
Kanepenin altında bir TV uzaktan kumandası var.There is a TV remote control under the couch.
O, masanın altındadır.It's under the table.
Masanın altında bir kedi var mı?Is there a cat under the table?
Masanın altında bir köpek var.There is a dog under the table.
Siyah bir kedi masanın altındaydı.Under the table was a black cat.
Maru emekleyerek masanın altından geçti.Maru crawled out from under the table.
Zürih, Londra'dan sonra dünyanın ikinci en büyük altın borsasıdır.Zurich is the second largest gold market in the world after London.
Dan altıda Julie için geldi.Dan came for Julie at six.
Saat neredeyse altı.It's almost six o'clock.
Onun kazandığı ilk altın madalyaydı.It was the first gold medal that she had won.
Onu 1,000 yenin altında alamazsın.You can't buy it under 1,000 yen.
Annenin altı dil konuşması ne kadar şaşırtıcı.How amazing that your mother speaks six languages!
Bu saf altın mı?Is it fine gold?
O, altı otuz'da başlar.It begins at six-thirty.
Hikaye on altıncı yüzyıla kadar geri gider.The story goes back to the sixteenth century.
Problemin çözümü elinizin altındaydı.The resolution to the problem was close at hand.
Sorun tartışma altındaydı.The problem was under discussion.
Ağacın altında uyumak hoştur.It is pleasant to sleep under the tree.
O akşam bahşişimi masada başaşağı bıraktığım bir kahve fincanının altına bıraktım.That evening I left my tip under a coffee cup, which I left upside down on the table.
Kutunun altını üstüne getirmemeye dikkat et.Take care not to turn the box upside down.
TV o şehirde altı kanaldan izlenebilir.TV may be seen on six channels in that city.
Adam ufkun altında güneşin batışını izledi.The man watched the sun set below the horizon.
Adamın paltosunun altında bir şey vardı.The man had something under his coat.
Vadide altın bulunduğuna dair bir söylenti var.There is a rumor that gold has been found in the valley.
Yeni ulus, Japonya'nın ekonomik etkisi altında.The new nation is under the economic influence of Japan.
Altı kişi işe başvurdu ama onlardan hiçbiri işe alınmadı.Six people applied for the job, but none of them were employed.
Kızın altın saçı var.The girl has golden hair.
Bazı fotoğraflar ölüm tehlikesi altında çekildi.Some of the photos have been taken at the risk of life.
Fotoğraflardan bazıları ölüm ve yaralanma riski altında çekildi.Some of the photos have been taken at the risk of life and limb.
Oyun bu akşam altıda başlar.The play begins at six this evening.
Oyun altı ay sürdü.The play ran for six months.
O, güneşin altında uzanmış yatıyordu.He was lying asleep in the sun.
Yemek tarifi altı kişiye hizmet vermektedir.The recipe serves six people.
Ülkenin ana ürünleri kakao ve altındır.The country's main products are cocoa and gold.
Plan, kamuoyunun baskısı altında terk edildi.The plan was given up under the pressure of public opinion.