Ana içeriğe geç
Sözlük

altüst ile cümle

altüst kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Joy üzüntüden altüst olmuştu.Joy was mingled with sorrow.
Birleşme her şeyi bozduğundan beri ofis altüst oldu.The office has been topsy-turvy since the merger upset everything.
O, sorumsuz kahkahasıyle beni altüst etti.She discombobulated me with her feckless laughter.
Benim uyku alışkanlıklarım olimpiyatlar nedeniyle altüst edildi.My sleeping patterns have been turned upside down due to the Olympics.
Depremden sonra Tom'un dünyası altüst oldu.After the earthquake, Tom's world turned upside down.
Tom, Mary'nin evini altüst etti.Tom ransacked Mary's house.
Bazı çocuklar Tom'un evinme zorla girdi ve onu altüst etti.Some kids broke into Tom's house and ransacked it.
Mary onu yapmazsa Tom altüst olacak.Tom is going to be upset if Mary doesn't do that.
Sami, Leyla ile evlenince hayatı altüst oldu.Sami turned his life around when he married Layla.
Sami altüst olmuş görünüyordu.Sami seemed upset.
Diktatörün devrilmesi siyasi manzarayı altüst edecek.The dictator's fall will upend the political landscape.
Amonasro'nun kaçış haberleri Amneris'in düğününü altüst eder.News of Amonasro's escape disrupts Amneris' wedding.
"Athena "Altüst""."Athena 'Altüst'".
Caleb ölmüşken, ekip bu defa İlk'in bütün planlarını altüst etme planlarına başlar.While Caleb is dead, they make their move to thwart The First's plans once and for all.
Birçok turistik bölge altüst edildi ve Gize 'deki Piramit 'lere ulaşım engellendi.Many tourists sites were disrupted and the access to the Pyramids was suspended.
Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur.A general reconciliation takes place, and everything ends happily.
II. Dünya Savaşı sırasında sinagog Almanlar tarafından altüst edilip yıkıma uğradı.During World War II, the synagogue was looted and partially destroyed by the Nazis.
Osmanlı Argosu Sözlüğü, AltÜst Yayınevi, 2011.Norsk-Musikforlag, Oslo 2011
Böylelikle Yunanistan'daki bütün güç dengeleri altüst oldu.Eventually, the Hungarian-Romanian negotiations fell through entirely.
Geniş traverten düzlük tamamen altüst olmuştur.The loop of a crupper is kept very clean.
Fakat aniden gelen bir mektup hayatlarını altüst etmektedir.However, a tragic accident causes their lives to converge.
Bu yüzden, kendi hayatları da altüst olacaktır..It destroys your personal life, too.
Yaşamımı altüst etti. (Gülüşler)It ruined my life -- (Laughter)
Ancak, onlar sınırı Ekonomiyi altüst etmiş, para oluşturmak için yetenek bankalar.However, they do limit the ability of banks to create money when the economy is doing badly.
Altüst olman doğal, ama neden birazcık karını rahat bırakmıyorsun?It's natural that you're upset, but why not leave your wife in peace for a while?
Bütün Asya'yı altüst etmeyi hedeflemediler fakat protokoller o şekilde çalıştığı için ettiler.They didn't intend to screw up Asia, but they did because of the way that the protocols work.
Çünkü iPod piyasaya çıktı, ve genel görüşü altüst etti.Because the iPod came out, and it violated every bit of common wisdom.
Berlin'i altüst ediyorlar, her çatlağı arıyorlar.They're turning Berlin upside down, searching every crack.
O dağları yerinden oynatır da, Dağlar farkına varmaz, Öfkeyle altüst eder onları.He removes the mountains, and they don't know it, when he overturns them in his anger.
Ekmek topraktan çıkar, Toprağın altı ise yanmış, altüst olmuştur.As for the earth, out of it comes bread; Underneath it is turned up as it were by fire.
Madenci elini çakmak taşına uzatır, Dağları kökünden altüst eder.He puts forth his hand on the flinty rock, and he overturns the mountains by the roots.
‹‹Yeryüzü altüst olunca üzerindekilerle, Ben pekiştireceğim onun direklerini. _iSelaThe earth and all its inhabitants quake. I firmly hold its pillars. Selah.
RAB bilgiyi gözetip korur, Hainin sözlerini ise altüst eder.The eyes of Yahweh watch over knowledge; but he frustrates the words of the unfaithful.
Lut kavminin şehirlerini de altüst edip yerle yeksan etti.And He overthrew the Cities of the Plain,
Onlar böyle bir tuzak kurdular. Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altüst ettik.They hatched up the plot; We also planned without their knowledge.
Altüst olan şehirleri de o böyle yaptı.And He overthrew the Cities of the Plain,
Onlar böyle bir tuzak kurdular, biz de kendileri farkında olmadan onların planlarını altüst ettik.They hatched up the plot; We also planned without their knowledge.
Oralarda fesat ve bozgun çıkarıp, nizamı altüst ettiler.And multiplied corruption.
Ve Firavun ve ondan önce şehirleri altüst olanlar da suçlar işlemişlerdi.Pharaoh likewise, and those before him, and the Subverted Cities -- they committed error,
Firavun, ondan öncekiler ve altüst olan (Sodomlu) larda kötülük işlemişti.Pharaoh likewise, and those before him, and the Subverted Cities -- they committed error,
Biz de kendileri farkında olmadan, onların planlarını altüst ettik.Consider the result of their plot.
Şehirde hayatı altüst etmek, karışıklık yaratmak istemiyoruz.We do not wish to upset life in the city.
ABD Elçisi: Bulgar Yargı Sistemi Altüst OlduUS Envoy: Bulgarian Judicial System Turned Upside Down
BH'deki hükümet yokluğu zor durumdaki ekonomiyi altüst ediyorBiH government void wreaks havoc on ailing economy
Dahası Sultan, köklü geleneksel siyasi güçleri altüst ediyordu.Furthermore, the Sultan was upsetting the well-established traditional political powers.
Ekolojiyi altüst eder.Sie habilitierte sich in Ökologie.
Bunun için Nazan'ın hayatını altüst etmekten çekinmeyecektir.Marek tut es, um das Leben von Anna nicht zu gefährden.
Bu da her şeyi altüst edebilir.Er kann alles verwirren.
Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur.Am Ende resultiert aber immer Unfug und etwas ist verkehrt.
Ancak işler umulduğu gibi gitmez ve tüm plan altüst olur.Es läuft nicht alles wie geplant, und es kommt zur Geiselnahme.
Sekiz köşeli, tek kubbeli ve altüst pencerelidir.Er ist acht Fensterachsen breit und nur eine Fensterachse tief.
Tren saatleri fırtına yüzünden altüst olacak.Les horaires de trains furent bouleversés à cause de l'orage.
Amonasro'nun kaçış haberleri Amneris'in düğününü altüst eder.La nouvelle de l'évasion d'Amonasro perturbe le mariage d'Amneris et de Radames.
Ekolojiyi altüst eder.Penser l'écologie jusqu'au bout.
Ancak planı altüst olur ve İtalya'ya uçar.Il parvient à voler un avion et retourne en Italie.
Ancak işler umulduğu gibi gitmez ve tüm plan altüst olur.Tu as l'impression que tout va de travers, que le monde entier se trompe.
Bunun için Nazan'ın hayatını altüst etmekten çekinmeyecektir.Cela n’empêche pas la rancœur de Baudouin.
Ancak yakalanması ve hapse girmesiyle hayatı altüst olur.Il est donc très difficile de le blesser ou de l'emprisonner.
Hayatı savaşla birlikte altüst olur.Alors tous se reposeront de la guerre.
Amonasro'nun kaçış haberleri Amneris'in düğününü altüst eder.La noticia de la huida de Amonasro interrumpe la boda de Amneris.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod