Ana içeriğe geç
Sözlük

alman ile cümle

alman kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Cathy Fransızca ve Almanca konuşabilir.Cathy can speak French and German.
O kitabı almana gerek yoktu.You needn't have bought that book.
Bir kamera almanın bir faydası yok.There's no point in taking a camera.
Hollandaca Almanca ile yakından ilgilidir.Dutch is closely related to German.
Yanına bir şemsiye almana gerek yoktu.You needn't have taken an umbrella with you.
Almanca konuşabiliyor musunuz?Can you speak German?
Almanca konuşabilirsiniz.You can speak German.
Onun aksanından Alman olduğunu söyleyebilirim.I can tell by his accent that he is German.
Bugün Alman usulü ödeyelim.Let's go Dutch today.
Muhatabım bir Amerikalı değil Almandı.The man to whom I spoke was a German, not an American.
Konuştuğum adam Amerikalı değil Almandı.The man to whom I spoke was a German, not an American.
Benim Almanca bilgim kötüdür.My knowledge of German is poor.
Arabam Alman'dır.My car is German.
Amcam almanca konuşabilir.My uncle can speak German.
İki senedir Almanca öğreniyorum.I have been studying German for two years.
Bu kitapları Almanya'dan sipariş verdim.I ordered those books from Germany.
Kendimi Almanca olarak ifade edemiyorum.I can't make myself understood in German.
Almanca yerine Fransızca öğrendim.I learned French instead of German.
Almanca okuyabilirim fakat konuşamam.I can read German, but I can't speak it.
Alman kültürü çalışmaya ilgi duyuyorum.I am interested in studying German culture.
Ne Fransızca ne de Almanca konuşabilirim.I can speak neither French nor German.
İngilizceye ek olarak Almanca eğitimi yapmak istiyorum.I want to study German in addition to English.
Uzun sakallı o Alman'ı tanıyorum.I know that German with a long beard.
Uzun sakallı o Alman'ı biliyorum.I know that German with a long beard.
O uzun sakallı Alman'ı tanıyorum.I know that German with a long beard.
O uzun sakallı Alman'ı biliyorum.I know that German with a long beard.
Marko yalnızca İngilizce değil Almanca da okudu.Mariko studied not only English but also German.
Mariko sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca eğitimi de aldı.Mariko studied not only English but also German.
Öğretmen not almanın önemini vurguladı.The teacher stressed the importance of taking notes.
Bay Nakajima İngilizceye ek olarak Almancayı akıcı biçimde konuşabiliyor.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
Bay Nakajima, İngilizcenin yanı sıra, akıcı Almanca konuşabilir.In addition to English, Mr. Nakajima can speak German fluently.
O zaman Almanya'nın güçlü bir ordusu vardı.Germany then had a powerful army.
Yan yana iki oda almanı istiyorum.I'd like you to get two adjacent rooms.
O İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşur?Is he speaking English, French, or German?
O, İngilizce mi, Fransızca mı yoksa Almanca mı konuşuyor?Is he speaking English, French, or German?
Onun anavatanı Almanya'dır.His home country is Germany.
O İngilizcenin yanı sıra, Almanca ve Fransızca bilir.He knows German and French, not to mention English.
Alman aksanıyla İngilizce konuşur.He speaks English with a German accent.
İngilizceyi Alman aksanıyla konuşuyor.He speaks English with a German accent.
O Almanca derdini anlatmayı zor buldu.He found it difficult to make himself understood in German.
O, Fransızcayı Almancaya tercih eder.He prefers French to German.
Fransızcayı Almancaya tercih eder.He prefers French to German.
O,İngilizceyi istikrarlı bir Alman aksanıyla konuşur.He speaks English with a strong German accent.
O ne Fransızca ne de Almanca bilir.He knows neither French nor German.
Almanca şöyle dursun, İngilizce okuyamıyor.He can't read English, much less German.
Almanca şöyle dursun, İngilizce konuşamıyor.He cannot speak English, much less German.
O, sadece İngilizce ve Almanca konuşur, onlardan hiçbirini anlamam.He speaks only English and German, neither of which I understand.
İngilizce ve Almanca yanı sıra, İspanyolca konuşuyor.He speaks Spanish, not to mention English and German.
İngilizce ve Fransızcanın yanı sıra, Almanca konuşabilir.He can speak German, not to mention English and French.
O sadece İngilizce değil aynı zamanda Almanca da konuşabilir.He can speak not only English but also German.
O sadece İngilizce değil fakat aynı zamanda Almanca da konuşur.He can speak not only English but also German.
O hem İngilizce hem de Almanca konuşabilir.He can speak both English and German.
O İngilizce okuyor ama ayrıca Almanca okuyor.He is studying English, but he is also studying German.
O, deniz kenarı villası almanın peşinde koşuyor.He is bent on buying the seaside villa.
O doğuştan Alman.He is German by birth.
Oğlu Batı Almanyaya konuşlandı.Her son is stationed in West Germany.
Onun Almanya'da doğduğunu söylüyorlar.They say that she was born in Germany.
O, tıp eğitimi görmek için Almanya'ya gitti.She went to Germany to study medicine.
O sadece İngilizce değil, Almanca da konuşur.Not only does she speak English, but also German.
O, müzik eğitimi amacıyla Almanya'ya gitti.She went to Germany for the purpose of studying music.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod