Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.삼손이 그들에게 이르되 너희가 이같이 행하였은즉 내가 너희에게 원수를 갚은 후에야 말리라 하고
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Którym rzekł Samson: Chociaście to uczynili, przecięć się ja pomszczę nad wami, a potem przestanę.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Samson le -a zis: ,,Aşa faceţi? Nu voi înceta decît după ce-mi voi răzbuna pe voi``.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Samson leur dit: Est-ce ainsi que vous agissez? Je ne cesserai qu`après m`être vengé de vous.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Sam-sôn nói : Nếu các ngươi làm như_vậy , thì ta quyết hẳn báo_thù các ngươi rồi mới chịu an_nghỉ .
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Sam-sôn nói: Nếu các ngươi làm như vậy, thì ta quyết hẳn báo thù các ngươi rồi mới chịu an nghỉ.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Sansone disse loro: «Poiché agite in questo modo, io non la smetterò finché non mi sia vendicato di voi»
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Simson aber sprach zu ihnen: Wenn ihr solches tut, so will ich mich an euch rächen und darnach aufhören,
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Tedy řekl jim Samson: Ač jste učinili tak, však až se lépe vymstím nad vámi, teprv přestanu.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.А Самсон им каза: Щом правите така, аз ще си отмъстя на вас, и само тогава ще престана.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.Самсон сказал им: хотя вы сделали это, но я отмщу вам самим и тогда только успокоюсь.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.ויאמר להם שמשון אם תעשון כזאת כי אם נקמתי בכם ואחר אחדל׃
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.فقال لهم شمشون ولو فعلتم هذا فاني انتقم منكم وبعد اكفّ.
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.參 孫 對 非 利 士 人 說 、 你 們 既 然 這 樣 行 、 我 必 向 你 們 報 仇 纔 肯 罷 休
Şimşon onlara, ‹‹Madem böyle yaptınız, sizden öcümü almadan duramam›› dedi.參孫對 非利士人 說 、 你 們 既然 這樣行 、 我 必 向 你 們報 仇纔 肯 罷休
Son commit'i, dosya sisteminde yapılan değişiklikleri geri almadan geri alAnnuler le dernier *commit*, mais garder les changements effectués dans votre système de fichiers
Son commit'i, dosya sisteminde yapılan değişiklikleri geri almadan geri alAnnulla l'ultimo commit, preservando tutte le modifiche nel filesystem
Son commit'i, dosya sisteminde yapılan değişiklikleri geri almadan geri alDeshace el último commit, manteniendo sus cambios,y cualquier otro cambios sin commit,en el sistema de archivo
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.Bine. Chiar am gresit ca ti-am folosit poza fara sa-ti spun nimic.
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.C'est vrai. Je n'aurais pas du utiliser votre photo sans vous en parler.
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.Dobrze. Zrobiłam źle używając twojego zdjęcia bez pozwolenia.
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.Fein. Ich hatte kein Recht, dein Photo zu benutzen, ohne dir das zu sagen.
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.Oke, Aku benar-benar salah karena menggunakan fotomu tanpa mengatakan apapun.
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.Va bene. Ho davvero sbagliato ad usare la tua foto senza averti detto niente.
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.Ωραία. Έκανα λάθος που χρησιμοποίησα την φωτογραφία σου χωρις να πω τίποτα.
Tamam, iznini almadan fotoğrafını yayınlamak hataydı.حسنـاً. أخطأتُ حقاً باستخدام صورتك دون قول شيء(دون استئذان)
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.'Melasa, "je dejal polharsko, ne da bi se ob vsem tem času.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Melasa," povedal Plch, bez ohľadu na celú dobu.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Melasa," řekl Plch, bez ohledu na celou dobu.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Melasz," mondta a Mormota figyelmen kívül hagyva, az egész idő alatt.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Glucoză alimentară", a spus alunarilor, fără a ţine seama în tot acest timp.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.'당밀,'이 잠꾸러기는 현재로서는 고려하지 않고 말했다.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Melado", disse o Leirão, sem levar em conta a todo esse tempo.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Melaza", dijo el Lirón, sin tener en cuenta en todo este tiempo.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Siirappi," sanoi pähkinähiiri, pohtimatta ollenkaan tällä kertaa.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Sirap, sa Dormouse, utan hänsyn till hela denna tid.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.'Sirup, "sagde syvsoveren, uden at tage på al denne tid.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.Thuốc giải độc, cho biết các giống chuột nưa sóc, mà không xem xét vào thời điểm này.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Treacle", a déclaré le Loir, sans tenir compte de toute cette époque.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.'Treacle,' ha detto il Ghiro, senza considerare affatto questo momento.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.'Treacle, "kata Dormouse, tanpa mempertimbangkan sama sekali saat ini.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Treacle powiedział Dormouse, bez względu na to wszystko czasu.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Treacle", sagte der Siebenschläfer, ohne Rücksicht auf die ganze Zeit.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.'Treacle,' zei de Zevenslaper, zonder rekening te allen dit moment.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi.'Treacle ", είπε ο Τυφλοπόντικας, χωρίς να λαμβάνεται υπόψη σε όλο αυτό το διάστημα.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Патока", сказав Соня, не беручи до уваги на весь цей час.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Патока", сказал Соня, не принимая во внимание на все это время.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."Петмез", каза сънливец, без да се отчита в цялото това време.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."טריקל," אמר נמנמן, מבלי להתחשב בו כל הזמן הזה.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."الدبس" ، وقال الزغبة ، دون النظر في كل هذا الوقت.
'Treacle,' Fındık faresi, tüm bu zamanda dikkate almadan dedi."私はきれいなコップをする、"帽子屋は中断:"のがすべてで一つの場所に移動させる。"
Türev almadan önce, izlerin aynı olduğunu görmüş olduk. -Mas antes de fazer as derivadas, esses dois gráficos são iguais.
Türev almadan önce, izlerin aynı olduğunu görmüş olduk. -Y que tiende a ser el más común, que
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.임금이나 어떤 보상도 없이 자신의 생명을 걸고 때로는 정말 죽기도 하면서요.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.liều mạng sống mà không có lương hay thù lao, và thường là sẽ chết.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.Они рискуют жизнью, не получая за это ни гроша, и часто умирают.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.מסכנים את חייהם ללא שכר או פיצויים, ולעתים קרובות גם מתים.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.يخاطرون بحياتهم من دون دفع أو تعويض، و غالباً ما يموتون.
Ücret veya tazminat almadan hayatlarını riske atıyorlar, ve çoğu zaman ölüyorlar.命を落とすことも珍しくありません 私は穴から這い上がり 家に帰れました
Ushahidiler'i almak çekici geliyor, değil mi, gereksiz şeyleri almadan ciddi şeyleri almak.우샤히디 같은 것을 얻어내는 것, 즉 무가치한 것들 없이 진지한 것들만 얻고 싶은 유혹이 들 수 있습니다.