Onu satın almak için yeterli param var.I have money enough to buy it.
Onu satın almak için yeterli param yok.I haven't got enough money to buy it.
Kendimi Almanca olarak ifade edemiyorum.I can't make myself understood in German.
Almanca yerine Fransızca öğrendim.I learned French instead of German.
Almanca okuyabilirim fakat konuşamam.I can read German, but I can't speak it.
Alman kültürü çalışmaya ilgi duyuyorum.I am interested in studying German culture.
Onu alması için sonunda onu ikna ettim.I finally persuaded him to buy it.
Bir araba almayı göze alamam.I can't afford to buy a car.
Tom'un işini yapacak birini almak zorunda kalacağım.I will have to take on someone to do Tom's work.
Ne Fransızca ne de Almanca konuşabilirim.I can speak neither French nor German.
Ben bir hediye satın almak amacıyla bir alışveriş merkezine gittim.I went to the department store with a view to buying a present.
Kalemi almak için eğildim.I bent over to pick up the pen.
Ondan henüz haber almadım.I have not heard from her yet.
İlaç almak zorunda kaldım.I was forced to take medicine.
Ben ondan uzun bir süre haber almadım.I haven't heard from him for a long time.
İngilizceye ek olarak Almanca eğitimi yapmak istiyorum.I want to study German in addition to English.
Müzik eğitimi almak için Avusturya'ya gitmek istiyorum.I would like to go to Austria in order to study music.
Yiyecek bir şey satın almak istiyorum.I want to buy something to eat.
Bir ev alma fikrinden vazgeçtim.I have abandoned the idea of buying a house.
Ofisten eve giderken biraz kek almam istendi.I was asked to buy some cakes on the way home from the office.
Sanat eğitimi almak için Paris'e gitmek istiyorum.I wish to go to Paris to study art.
Yabancı ürünler yerine yerli ürünler almayı için tercih ederim.I prefer to buy domestic rather than foreign products.
Ben bir şey satın almadan asla dışarı çıkmam.I never go out without buying something.
Ben biraz süt almalıyım.I must buy some milk.
Ders kitabını almayı unuttum.I forgot to buy the textbook.
Ben şikâyet ettim fakat onlar bu kazağı geri almayı reddetti.I complained, but they refused to take this sweater back.
Bir çift ayakkabı almalıyım.I must buy a pair of shoes.
Asla borç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Asla ödünç para almamayı prensip edinirim.I make it a rule never to borrow money.
Şemsiyemi parkta bir yerde kaybettim. Bir tane satın almak zorundayım.I have lost my umbrella somewhere in the park. I have to buy one.
Son zamanlarda soğuk almadım.I have not had a cold lately.
Karımla konuşup yeni bir halı almamaya ikna ettim.I talked my wife out of buying a new carpet.
Karımı yeni bir halı almaktan caydırdım.I talked my wife out of buying a new carpet.
Yanımda bir şemsiye almama gerek yoktu.I didn't need to take an umbrella with me.
Saatimi kaybettim, bu yüzden bir tane almak zorundayım.I lost my watch, so I have to buy one.
Bir araba almaya karar verdim.I decided to buy a car.
Canım bir araba almak istemiyordu.I didn't feel like buying a car.
Mektubu alır almaz cevap yazmaya özen gösteririm.I make a point of writing an answer as soon as I get a letter.
Yeni bir fotoğraf makinesi almak istiyorum.I want to buy a new camera.
O mağazada yeni bir ceket almak istiyorum.I would like to buy a new coat at that department store.
Yeni bir bilgisayar almak istiyorum.I want to buy a new computer.
Yeni bir kışlık palto almalıyım.I must buy a new winter coat.
Yeni bir araba satın almak için para biriktiriyorum.I'm saving up to buy a new car.
Ben bir pul almalıyım.I need to get a stamp.
Birkaç pul almak için postanedeydim.I've just been to the post office to buy some stamps.
Yeni bir araba bir yana, kullanılmış bir araba almayı bile göze alamam.I can't afford to buy a used car, much less a new car.
Uzun sakallı o Alman'ı tanıyorum.I know that German with a long beard.
Uzun sakallı o Alman'ı biliyorum.I know that German with a long beard.
O uzun sakallı Alman'ı tanıyorum.I know that German with a long beard.
O uzun sakallı Alman'ı biliyorum.I know that German with a long beard.
Ben uzun bir süre ondan haber almadım.I haven't heard from her for a long time.
Çiftliğimi satmaya çalışıyorum, ancak şimdiye kadar herhangi bir teklif almadım.I am trying to sell my farm, but I haven't had any offers so far.
Ondan haber almaya can atıyorum.I am looking forward to hearing from him.
Mektubumu alıp almadığını sordum.I asked him if he had got my letter.
Arazi alma hakkında ona biraz iyi tavsiye verdim.I gave him some good advice about buying land.
Yeni bir yatak alması için onu ikna ettim.I've managed to talk him into buying a new bed.
Ben ona saat dört civarında beni almasını rica ettim.I asked her to pick me up around four.
Ondan saat dört gibi beni almasını istedim.I asked her to pick me up around four.
Ona yeni bir elbise almaya gücüm yetmez.I can't afford to buy her a new dress.
Babamdan bu oyuncağı satın almasını istedim.I asked my father to buy this toy.