Bu otel köpekleri almaz.This hotel does not take dogs.
Bu salon 2.000 kişi alma kapasitesine sahiptir.This hall is capable of holding 2,000 people.
Bu salon 2,000 kişi almaktadır.This hall holds 2,000 people.
Bu spor ceketle gidecek bir bluz almak istiyorum.I would like to get a blouse to go with this blazer.
Bu kolye o kadar güzel ki, karım için satın almak istiyorum.This necklace is so beautiful that I'd like to buy in for my wife.
Bu kamera Almanya'da yapılmıştı.This camera was made in Germany.
Bu para bir araba almama imkan verecek.This money will allow me to buy a car.
Sorunları ele almalıyız.We should take matters into our own hands.
Sorunları denetimimiz altına almalıyız.We should take matters into our own hands.
Buradan ayrılırken şemsiyeni almayı unutma.Do not forget to take your umbrella when you leave here.
İşte Almanya'nın büyük bir haritası.Here's a big map of Germany.
Hindistan cevizi sütü almak için öncelikle hindistan cevizini kırarak açmalısın.In order to get the coconut milk, you must first crack the coconut open.
Biraz kahve almak ister misiniz?Would you like to have some coffee?
Bir fincan kahve almaya ne dersin?What do you say to taking a cup of coffee?
Bir fincan kahve daha almak istiyorum.I would like to have another cup of coffee.
Biraz kahve almazmısın?Won't you have some coffee?
Ayrıca ketçap almak istiyorum.I'd like to have ketchup on the side.
Biraz kek almaz mısınız?Won't you have some cake?
Kate asıl branş olarak Almancayı alıyor.Kate is majoring in German.
Dr. King'ten bir randevu almak istiyorum.I'd like to make an appointment with Dr. King.
Cathy Fransızca ve Almanca konuşabilir.Cathy can speak French and German.
O kitabı almana gerek yoktu.You needn't have bought that book.
Bir kamera almanın bir faydası yok.There's no point in taking a camera.
Yanına bir fotoğraf makinesi almayı unutma.Don't forget to take a camera with you.
Gabriel sıcak çorba ve biraz şerinin dışında bir şey almadı.Gabriel took nothing but the hot soup and a little sherry.
Yakında katalog almak için sabırsızlanıyorum.We look forward to receiving the catalog soon.
Şemsiyemi kaybettim. Yeni bir tane almalıyım.I've lost my umbrella. I must buy a new one.
Ben adınızı almadım.I didn't get your name.
Yanıtınızı bekliyordum ama sizden haber almadım.I have been waiting for your reply, but have not heard from you.
Cevabını almayı dört gözle bekliyorum.I'm looking forward to receiving your reply.
Banyo almak beni sakinleştirir.Taking a bath makes me relax.
Biraz daha çay almaz mısınız?Won't you have some more tea?
Biraz çay almaz mısın?Won't you have some tea?
İkinci bir yardım almak için çekinmeyin.Please feel free to have a second helping.
Tabağındaki her şeyi ye yoksa herhangi bir tatlı almayacaksın.Eat everything on your plate, or you won't get any dessert.
Borç para almak ilkelerime aykırıdır.It is against my principles to borrow money.
Ödünç para almak mümkün mü?Is it possible to borrow money?
Biraz ödünç para almaya çalışarak tüm kasabayı koştum.I ran all over town trying to borrow some money.
Ben yeni bir takım elbise satın almak için çok fakirim.I'm too poor to buy a new suit.
Giderken şemsiyeni almayı unutma.Don't forget to take your umbrella when you leave.
Hırsını benden alma.Don't take it out on me.
Hollandaca Almanca ile yakından ilgilidir.Dutch is closely related to German.
Neredeyse boğulmuş olan adam nefes almaya başladı.The man who nearly drowned began to breathe.
Bir köpeğin keskin bir koku alma duyusu vardır.A dog has an acute sense of smell.
Her zaman başkalarının duygularını dikkate almalıyız.We must always consider the feelings of others.
İyi notlar almak için benden daha çok çalıştı.He tried harder to get good marks than I did.
Keşke böyle işe yaramaz bir şey almasaydım.I wish I had not bought such a useless thing.
ABD'de, genellikle alkol satın almak için kimlik göstermek zorundasınız.In the U.S., you usually have to show identification in order to buy alcohol.
İşleri o kadar ciddiye almayın.Don't take things so seriously.
Şeyleri çok ciddiye almayın.Don't take things too seriously.
Onların kulübesi vadide yer almaktadır.Their hut is situated in the valley.
O araba satın almam için çok pahalı.That car is too expensive for me to buy.
O evi satın almadığıma pişman oldum.I regret not having bought that house.
Onun o projeyi ciddiye almasını sağlamak için buradayız.We have got to get him to take that project seriously.
O kamerayı satın almak için bir on dolara daha ihtiyacın var.You need another ten dollars to buy that camera.
Bir telesekreter almalısın.You should buy an answering machine.
Onun için ne satın almak istiyorsun?What do you want to buy for her?
Ona ne almak istiyorsun?What do you want to buy for her?
Onun ne söylediğini dikkate almalısın.You should take account of what he said.
Onun duygularını hafife almamalısın.You should not trifle with his feelings.