Bir tane satın almalıyım.I need to buy one.
Ben onu dün dışarıya gönderdim ve bu yüzden onu yarın geri almalısın.I sent it out yesterday, and so you should get it tomorrow.
Saatimi kaybettim, bu yüzden şimdi başka bir tane satın almak zorundayım.I have lost my watch, so now I have to buy another one.
Onlardan boşuna büyük bir miktarda ödünç para almaya çalıştı.He tried, in vain, to borrow a large sum of money from them.
Birkaç soru hakkında bilgi almak istiyorum.I'd like to get information regarding a number of questions.
O, küçük bir mola almamızı önerdi.He proposed that we take a small break.
Her an yağmaya başlayacak gibi. En iyisi şemsiye almak.It looks like it will start pouring any second now. Better take an umbrella.
Bu CD'yi satın almak için yeterli paramız var.We have enough money to buy this CD.
Sıcak bir banyo almak endişelerimi aklımdan almaya yardımcı olur.Taking a hot bath helps me take my mind off my worries.
Berlin bir Alman şehridir.Berlin is a German city.
Ben yeni bir araba satın almak istiyorum.I want to buy a new car.
Ben kayak botları satın almak istiyorum.I want to buy ski boots.
Bir risk almadan hiçbir şeyi başaramazsın.You can't accomplish anything without taking a risk.
Ben onu satın almadan önce bu elektrikli tıraş makinesini denemeliydim.I should have tried out this electric razor before buying it.
Tanrı'ya şükür bu kazada kimse yara almadı.Thank God nobody got hurt in this accident.
Tom'un arabasını ödünç almamalıydın.You shouldn't have borrowed Tom's car.
Bu sorunu ele alma biçimimizle ilgili Tom gerçekten ne düşünüyor?What does Tom really think of the way we've been handling this problem?
O, bir çikolata satın almak için dursaydı, Tom treni kaçırmış olacaktı.Tom would have missed the train if he had stopped to buy a chocolate bar.
Tom mektubu Franssızcadan Almancaya çevirdi.Tom translated the letter from French into German.
Tom onu satın almamam gerektiğini söyledi.Tom told me that I shouldn't buy that.
Tom bir şemsiye almalıdır, çünkü yağmur yağacak gibi görünüyor.Tom should take an umbrella because it looks like rain.
Tom Çinde yapılmış bir şeyi almayı reddediyor.Tom refuses to buy anything made in China.
Tom yardım almadan oğlunu yetiştirdi.Tom raised his son without any help.
Tom biraz taze hava almak için pencereyi açtı.Tom opened the window to get some fresh air.
Tom yeni bir yağmurluk almalı.Tom needs to buy a new raincoat.
Tom ayakkabı almalı. Onun eski ayakkabıları tamamen yıpranmış.Tom must buy a pair of shoes. His old ones are all worn out.
Tom satın alması gereken şeylerin bir listesini yaptı.Tom made a list of things he needs to buy.
Tom en uygun fiyatlarla almak için nereye gideceğini biliyor.Tom knows where to go to get the best prices.
Tom istediğini almak için şiddete başvurmaya hazır.Tom is ready to resort to violence in order to get what he wants.
Tom birkaç aydır ondan haber almadı.Tom hasn't heard from him for several months.
Tom testi tekrar almak zorundadır.Tom has to take the test again.
Tom her üç saatte bir ilaç almak zorunda.Tom has to take medicine every three hours.
Tom bankadan kredi almaya çalışıyor.Tom has been trying to get a loan from a bank.
Tom bu mağazadan neredeyse bir şey almaz.Tom hardly ever buys anything at this store.
Tom onu almadan önce bir ressam tarafından tabloya bir değer biçtirdi.Tom had the painting appraised by an expert before he bought it.
Tom şemsiyesini yanına almayı unuttu.Tom forgot to take his umbrella with him.
Tom o tür bir risk almak istemiyor.Tom doesn't want to take that kind of risk.
Tom daha fazla iş almak istemiyor.Tom doesn't want to take on any more work.
Tom iyi eleştiri almaz.Tom doesn't take criticism well.
Tom okul malzemelerini almak için yeterli parasının olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know if he has enough money to buy school supplies.
Tom'un henüz istediği arabayı almak için yeterli parası yok.Tom doesn't have enough money yet to buy the car he wants.
Tom çok yese bile kilo almaz.Tom doesn't gain weight even though he eats a lot.
Tom onun kaça mal olduğunu umursamıyor. Halen onu almayı planlıyor.Tom doesn't care how much it costs. He still plans to buy it.
Tom ödülünü almadan üç gün önce öldü.Tom died three days before he was to receive the award.
Tom yirmi dört yaşına kadar sürücü belgesini almadı.Tom didn't get his driver's license until he was twenty-four.
Tom'un o kadar çok yiyecek almasına gerek yoktu.Tom didn't need to buy so much food.
Tom ondan almasını istediğim şeyi almadı.Tom didn't buy what I asked him to.
Tom dün yeni bir araba satın almadı, değil mi?Tom didn't buy a new car yesterday, did he?
Tom yeni bir bilgisayar almaya karar verdi.Tom decided to buy a new computer.
Tom, günde üç saat Fransızca eğitimi almaya karar verdi.Tom decided that he was going to study French for three hours a day.
Tom dün baktığı arabayı almamaya karar verdi.Tom decided not to buy the car he was looking at yesterday.
Tom istediği bisikleti almayı göze alamadı.Tom couldn't afford to buy the bicycle he wanted.
Tom bu kitaplığı biraz yardım almadan taşıyamaz.Tom can't move this bookcase without a little help.
Tom bir çift yeni ayakkabıyı bile satın almayı göze alamıyor.Tom can't even afford to buy a new pair of shoes.
Tom bir Toyota mı yoksa bir Ford mu alıp almayacağına karar veremiyor.Tom can't decide whether to buy a Toyota or a Ford.
Tom'un yeterli parası olmadığı için satın almak istediği şeyi alamaz.Tom can't buy what he wants to buy because he doesn't have enough money.
Tom kullanılmış bir arabayı bile almayı göze alamaz.Tom can't afford to buy even a used car.
Tom, bir ev satın almayı göze alamaz.Tom can't afford to buy a house.
Tom gezisinde almak için küçük bir kamera satın aldı.Tom bought a small camera to take on his trip.
Tom yerdeki parayı almak için eğildi.Tom bent over to pick up a coin that was on the floor.