Tom aynı soruyu tekrar tekrar sordu fakat asla bir cevap almadı.Tom asked the same question over and over, but never got an answer.
Tom neredeyse yanına bir şemsiye almayı unutuyordu.Tom almost forgot to take an umbrella with him.
Tom'un çocuklarının ondan bir şey miras alması çok zayıf bir olasılıktır.It's very unlikely that Tom's children inherited anything from him.
Tom'dan başkasının bunu almayı istemesi pek olası değil.It's unlikely that anyone other than Tom would be interested in buying this.
Tom'un dışında birinin o işi almayı istemesi pek olası değil.It's unlikely that anyone besides Tom would consider taking that job.
Tom'un arabasını yıkamasının bu kadar çok zaman alması şaşırtıcı.It's amazing how much time it takes Tom to wash his car.
İstediği tabloyu Tom'a almak için yeterli paramız olup olmayacağını merak ediyorum.I wonder if we'll have enough money to buy Tom the painting he wanted.
Tom'un daha küçük bir araba almayı düşünüp düşünmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom has ever considered buying a smaller car.
Tom'a dışarı gitmesi ve yiyecek bir şey alması gerektiğini söylüyordum.I was just telling Tom that he should go out and buy something to eat.
Bence Tom'un çocukların velayetini alması çok zor.I think it's highly unlikely that Tom will get custody of the kids.
Tom Mary'den bir yanıt almaya çalıştı.Tom tried to elicit a response from Mary.
Tom o konser için Mary'nin bir bilet almasının zor olacağını düşündü.Tom thought it would be difficult for Mary to get a ticket to that concert.
Tom yeni bir bilgisayar alması için Mary'yi ikna etti.Tom talked Mary into buying a new computer.
Tom Mary'ye bir Noel hediyesi almak zorunda olduğu tüm parayı harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom elindeki tüm parayı Meryem'e bir Noel hediyesi almak için harcadı.Tom spent all the money he had to buy Mary a Christmas present.
Tom Mary'nin arabasını ödünç almamalıydı.Tom shouldn't have borrowed Mary's car.
Tom Mary'yi hafife almamak için daha dikkatli olmalıdır.Tom should be careful not to underestimate Mary.
Tom Mary'den hediye almayı reddetti.Tom refused to accept the gift from Mary.
Tom, Marry'e biraz para vermeyi önerdi ama o almayı reddetti.Tom offered Mary some money, but she refused to take it.
Tom artık Mary'den ödünç para almaması gerektiğini biliyor.Tom now knows that he shouldn't have borrowed money from Mary.
Tom Mary'nin ona gönderdiği parayı asla almadı.Tom never received the money Mary sent him.
Tom'un Mary'ye bir şey almak için biraz paraya ihtiyacı vardı.Tom needed some money to buy something for Mary.
Tom Mary'nin partiyi organize etmesi için kredi almasına izin verdi.Tom let Mary take the credit for organizing the party.
Tom Mary'den haber almadı.Tom hasn't heard from Mary.
Tom o zamandan beri Mary'den haber almadı.Tom hasn't heard from Mary since then.
Tom Mary'den o Boston'a taşındığından beri haber almadı.Tom hasn't heard from Mary since she moved to Boston.
Tom geçen hazirandan beri Mary'den haber almadı.Tom hasn't heard from Mary since last June.
Tom uzun süredir Mary'den haber almadı.Tom hasn't heard from Mary in a long time.
Tom, Mary'den üç yıldan fazla bir süredir hiç haber almadı.Tom hasn't heard anything from Mary for more than three years.
Tom en sonunda Mary'yi yeni bir bilgisayar alması için ikna etti.Tom finally talked Mary into buying a new computer.
Tom, onu alması için sonunda Mary'yi ikna etti.Tom finally persuaded Mary to buy it.
Tom Mary'yi ukelele dersleri alması için teşvik etti.Tom encouraged Mary to take ukulele lessons.
Tom Mary'nin doğum günü için bir şey almak istemiyor.Tom doesn't want to buy anything for Mary's birthday.
Tom Mary için pahalı bir nişan yüzüğü almak istemiyor.Tom doesn't want to buy an expensive engagement ring for Mary.
Tom Mary'nin onun doğum günü için ondan ne almasını istediğini bilmiyor.Tom doesn't know what Mary wants him to buy her for her birthday.
Tom Mary'nin yaşını dikkate almadı.Tom didn't take Mary's age into consideration.
Tom Mary'nin konserine bir bilet almak için nereye gideceğini bilmiyordu.Tom didn't know where to go to buy a ticket for Mary's concert.
Tom Mary için bir şey satın almadı.Tom didn't buy anything for Mary.
Tom havaalanında Mary'yi almamı rica etti.Tom asked me to pick Mary up at the airport.
Tom Mary'den söylediklerini geri almasını istedi.Tom asked Mary to take back what she said.
Tom Mary'in markette biraz diş macunu ve biraz tuvalet kağıdı almasını istedi.Tom asked Mary to pick up some toothpaste and some toilet paper at the supermarket.
Tom Mary'den biraz ekmek satın alması için dükkâna gitmesini rica etti.Tom asked Mary to go to the store to buy some bread.
Tom Mary'nin babasından ona bir bilet almasını rica etti.Tom asked Mary's father to buy him a ticket.
Tom ve Mary yağmurda yürümekten zevk almadı.Tom and Mary didn't enjoy walking in the rain.
Tom ve Mary havuzu olan bir ev satın almakla ilgilenmiyorlar.Tom and Mary aren't interested in buying a house with a pool.
Hem Tom hem de Mary Boston'da müzik eğitimi almayı planlıyorlar.Both Tom and Mary plan to study music in Boston.
Tom ve John bazı kızları almak için dün gece bara gittiler.Tom and John went to the bar last night to pick up some girls.
Tom, Mary'ye John'dan çok fazla ödünç para almamasını tavsiye etti.Tom advised Mary not to borrow too much money from John.
İtalyan, Almanya'da kahvesi için Yunan euro parası ile ödeme yaptı.The Italian paid for his coffee in Germany with Greek euro coins.
Tom'un birkaç bakkal almak için yeterli parası vardı.Tom had enough money to buy a few groceries.
Tom bu sabah ilacını almayı unuttu.Tom forgot to take his medication this morning.
O kız Almanca ve İngilizce biliyor.That girl knows German and English.
Tom'un eski traktörünü gerçekten satın almayacaksın, değil mi?You aren't really going to buy Tom's old tractor, are you?
Üç yıl boyunca okulda ve iki yıl boyunca üniversitede Almanca öğrendim.I learned German for three years in school and two years in university.
Niçin bu evi satın almaya karar verdin?Why did you decide to buy this house?
Sanırım Almancada gerçekten hiç iyi değilim.I think I'm really not any good at German.
Sanırım Almancam çok iyi değildir.I think my German isn't very good.
Sanırım Almancam gerçekten kötü.I think my German is really bad.
Onu istasyondan almam gerekiyor.I have to pick him up from the station.
Onu istasyondan almak zorundayım.I have to pick him up from the station.