Ana içeriğe geç
Sözlük

alma ile cümle

alma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu öksürük şurubunu almalısın.You must take this cough syrup.
Beni hayrete düşüren onun asla dersini almamasıdır.What astonishes me is that he never learns his lesson.
Odun kırmak için baltaları almak zorundaydım.I had to get the axes to chop the wood.
Onun çantasından hiçbir şey almadım.I did not take anything from his bag.
Sana birkaç soru sormak ve kan örneği almak zorundayım.I must ask you a few questions and take a blood sample.
Burada nefes almak mümkün değil.It's not possible to breathe here.
Bir gazete almak için gazete bayine gitmek zorundayım.I have to go out to the newsstand to get a newspaper.
O, kadınları ciddiye almayan adam tipidir.He's the type of guy who doesn't take women very seriously.
Doktorum bana bu ilacı almayı bırakmamı önerdi.My doctor has advised me to stop taking this medicine.
General, iki taburun savaş düzeni almasını emretti.The general ordered the deployment of two battalions.
Ben kullanılmış bir araba satın alma gücüne sahip değilim.I cannot afford buying a used car.
Kullanılmış bir araba almam çok zor.I cannot afford buying a used car.
Ben Alman imla reformundan yanayım.I am in favor of a German orthographic reform.
Ne satın almak istiyorsun?What do you want to buy?
Onu ciddiye alma. Bir şakaydı.Don't take it seriously. It's a joke.
Evim kasırganın yolunda olmasına rağmen yara almadan geçti.Though my house was in the path of the tornado it came through unscathed.
Bir sadist acı vermekten; bir mazoşist onu almaktan hoşlanır.A sadist likes inflicting pain; a masochist, receiving it.
Almaya çekinmeyin.Feel free to take this.
Televizyon istasyonundaki işim izleyiciler tarafından yazılan mektupları ele almak.My work at the TV station is handling letters written in by viewers.
Saat beşte seni senin yerinden almaya geleceğim.I'll come at five to pick you up at your place.
Brian'dan henüz bir haber almadık.We've had no word from Brian yet.
Sysko'nun, Microsoft'u satın almak için planları var.Sysko has plans to buy Microsoft.
Düşünmek için zamanım yoktu. Kanaate dayalı karar almak zorundaydım.I didn't have time to think. I had to make a judgment call.
Bu şeyleri hafife almamalısın.You shouldn't take those things for granted.
Boğayı boynuzlarıyla satın almalısın.You must take the bull by the horns.
Sorunun ne olduğundan emin değilim.Şimdiye kadar ondan haber almalıydık.I'm not sure what's wrong. We should have heard from him by now.
Gerçekten bu anlaşmayı yazılı olarak kayıt altına almanız gerekir.You really should get this agreement down in writing.
Keşke yeterli param olsa, hâlâ bir Ferrari almadım.Even if I had enough money, I still wouldn't buy a Ferrari.
Bir şey almayı çok istiyorum.I have an urge to buy something.
Kilo almak, kişisel gelişimin en kolay metodudur.Weight increase is the easiest method for personal development.
Almanya'da İtalyan Mafyası hafife alınan bir sorundur.In Germany, the Italian mafia is an underestimated problem.
Belki Almanca çalışmalıyım.Maybe I should study German.
Bu halıyı almak istemiyorum.I don't want to buy this carpet.
İnsanlar bu pazarda süt almazlar.People don't buy milk at this market.
Erkek kardeşin onu almayacak.Your brother will not buy it.
Bunu göz önüne almak zorundasın.You have to take that into account.
Bu hafta sonu bir araba almak zorundayım.I have to buy a car this weekend.
Çim'de, hareket istasyonuna gitmek ve tren biletleri orada almak zorundasın.In China, you have to go to the departure station and buy train tickets there.
Ucuz bir sözlük satın almak istiyorum.I want to buy a cheap dictionary.
Sarhoşum ama hâlâ Almanca konuşabiliyorum.I'm drunk, but I can still speak German.
Bir kez daha Almanca konuşmak için yeterince sarhoş musun?Are you drunk enough to speak German once again?
Japonya Asya'da yer almaktadır.Japan is situated in Asia.
Almanca'yı Romen diline çevirmeye çalışalım.Let's try to convert German into a Romance language.
Ne kadar almalılar.How much should they get?
Onlar Almanya'ya karşı çıktı.They turned against Germany.
Ürünleri satın almaları için onlara ısrar etti.They urged them to buy the products.
Onlar da İngiliz mallarını almayı reddettiler.They also refused to buy British goods.
Onlar altın piyasasını kontrol altına almaya çalıştılar.They tried to take control of the gold market.
Onlar Almanya'yı sert bir biçimde cezalandıracak bir antlaşma talep ettiler.They demanded a treaty that would punish Germany severely.
O, yeni bir iş almaya karar verdi.He agreed to take the new job.
Onun para almada sorunu vardı.He had trouble getting money.
O, gülmeyi ve hayattan zevk almayı severdi.He loved to laugh and enjoy life.
Neredeyse hiç örgün eğitim almadı.He had almost no formal education.
Onlarla konuşmaktan zevk almaya başladı.He began to enjoy talking to them.
Çok büyük miktarlarda altın almaya başladı.He began buying gold in huge amounts.
Başkan Truman zor kararlar almalıydı.President Truman had to make a difficult decision.
Malzemelerini New York'ta almak zorunda kaldılar.They had to buy their supplies in New York.
Almanya artık bir düşmanla iki cephede savaşmak zorunda kaldı.Germany no longer had to fight an enemy on two fronts.
Alman kuvvetleri, Amiens, Fransa yakınlarında İngiliz askerlere saldırdı.German forces attacked British soldiers near Amiens, France.
Alman kuvvetleri, Amiens, Fransa yakınlarında İngiliz askerlere hücum etti.German forces attacked British soldiers near Amiens, France.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod