almış ile cümle
almış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Beş rakam alacağım: bir, iki, üç, dört -- a, bu sıradan zaten almıştım.I'll get five digits: one, two, three, four. Oh, I did this row already.
Burada 5.000 mil ötede fakat o komutayı eline almış durumda.She's 5,000 miles away, but she's assumed command.
Geri dönüşü olmayan bir noktaya geldik, tıpkı göğsümüzü ve başımızı hedef almış kurşunlar gibiWe reached a point of no return, just like the bullets that hits our chests and our heads
Mecliste büyük çoğunlukta İslamcı gruplar yer almıştı, ayaklanmayı başlatan genç liberaller değil.Islamists, not the young liberals that sparked the revolution, won the majority in Parliament.
Yani bu cisim 5 saniye sonra ne kadar yol almis oldu?So how far did this thing travel after 5 seconds
Sıcakkanlılar ise bu sefer büyük bir darbe almış.Warm-blooded animals take a huge hit at this time.
Öyle görünüyor ki teleskobu işlevselliği için değil görüntüsü için satın almışsın.It's like you've bought a telescope for it's appearance, and not for it's functionality.
Fort Sill, Oklahoma'dan küçük bir kitap almıştım.I got this little book from Fort Sill, Oklahoma --
İlk Walkman'imi almıştım.I had gotten my first Walkman.
Bunu annesinden almış olmalı.He must've got it from his mother.
Ve hayatlarımıza bakacak olursak biz gerçekten etin en iyi yerini almış durumdayız.And if we look at our lives, we have indeed taken the best part of the meat.
Sanki millerce yol almışız gibi.It seems as though we've come miles.
Tanrim, birsuru almissin!Good heavens, you bought a lot!
Beyaz Saray'a daha kararlı ve ilham almış şekilde dönüyorum.the future that lies ahead.
Bu makaleden çok ilham almıştı makale hayatının geri kalanını yönetir olmuştu.And he was so inspired by this article, it kind of directed the rest of his life.
Ama General Wen Da ve Li Cheng, Genel sekreterden ölüm emrini almışlar..But Generals Wen Da and Li Cheng urged the Grand Secretary to make a decision
Hepimizin toplamına baktığımızda, 1,000 kere 1 milyon $ kredi almış olduk. -And collectively we have borrowed a thousand times a million.
Öyleyse %50 iyileştirmeyi almış oluruz.So we get a 50% recovery.
Ben tamamen hafife almışım seni.I completely underestimated you.
Penny, daha yeni almıştım bunları.Penny, I just bought these.
14 yaşındayken annemler bana bir kimya seti almıştı. Ben de su yapmaya karar verdim.When I was 14 my parents bought me a chemistry set and I decided to make water.
Nereden almışlar böyle şeyleri?Where did they get this stuff?
Umarım zamanlarını almışlardır.I hope they take their time.
Kısa bir süre önce bağışlanan hediyeleri almışlardı.<br />Belki oraya...?Ah! Just awhile back, they took out all the donation goods. Maybe there...?
Zeplin -- bu belirgib bir biçimde Hindenburg'den ilham almış bir zeplin hakkında bir broşürdendi.The zeppelin -- this was from a brochure about the zeppelin based, obviously, on the Hindenburg.
Çok para verdim bu eve, umarım doğru fiyattan almışımdır, neyse uzatmayayım şimdi.Assuming that it really is worth it, and that was the correct price, I didn't overpay, whatever.
Buna benzer integraller almıştık. -And we've done very similar things like this multiple times already.
Haberim yoktu, titreşime almıştım.<br />Ne oluyor?I didn't know because it was on vibrate. What is it?
Ama herhangi bir rapor almış değil ve bir şey görmedim böyle.But I have not received any reports and never seen anything like that.
Mikrosoft'ta çalışırken, izin almış ve Fransa'ya ahçılık okuluna gitmiştim.While I was at Microsoft, I took a leave of absence and went to a chef school in France.
Tanrı yolunda yürüdü, sonra ortadan kayboldu; çünkü Tanrı onu yanına almıştı.Enoch walked with God, and he was not, for God took him.
Savaşa katılan her asker kendine yağmalanmış maldan almıştı.(The men of war had taken booty, every man for himself.)
Böylece Yusufun soyundan gelen Manaşşe ve Efrayim paylarını almış oldular.The children of Joseph, Manasseh and Ephraim, took their inheritance.
İsraillilerle Filistliler karşı karşıya savaş düzeni almışlardı.Israel and the Philistines put the battle in array, army against army.
Davut Yizreelli Ahinoamı da eş olarak almıştı. Böylece ikisi de onun karısı oldular.David also took Ahinoam of Jezreel; and they both became his wives.
Edomlular yine Yahudaya saldırmış, onları yenip tutsak almışlardı.For again the Edomites had come and struck Judah, and carried away captives.
Ama vay halinize, ey zenginler, Çünkü tesellinizi almış bulunuyorsunuz!"But woe to you who are rich! For you have received your consolation.
‹‹Simun, Simun, Şeytan sizleri buğday gibi kalburdan geçirmek için izin almıştır.The Lord said, "Simon, Simon, behold, Satan asked to have you, that he might sift you as wheat,
Yahuda bizden biri sayılmış ve bu hizmette yerini almıştı.››For he was numbered with us, and received his portion in this ministry.
Burada da senin adını anan herkesi tutuklamak için başkâhinlerden yetki almıştır.››Here he has authority from the chief priests to bind all who call on your name."
Şamda Kral Aretasın valisi beni yakalatmak için kenti denetim altına almıştı.In Damascus the governor under King Aretas guarded the city of the Damascenes desiring to arrest me.
İbrahim o tarlayı Hititlerden satın almıştı. Böylece İbrahimle karısı Sara oraya gömüldüler.The field which Abraham purchased of the sons of Heth: there was Abraham buried, and Sarah his wife.
Yalnız Rahman'ın huzurunda söz almış olanlardan başkaları şefa'at edemezler.None will have power to intercede for them except one who obtains a promise from Ar-Rahman.
Ve ayetlerimizi yalanlayan kavimden onun öcünü almıştık.And We helped him against the people who rejected Our signs as lies.
Güneşi ve ayı buyruğu altına almıştır. Her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir.He has subjugated the sun and moon, (so that) each runs its appointed course.
O gün Rabbleri onların her halini haber almış(gizli ve açık bütün yaptıklarını bilmiş)tir.Surely their Lord will be aware of their (deeds).
Ve: "Biz Hıristiyanlarız" diyenlerden kesin söz (misak) almıştık.We had taken the pledge of those also who call themselves Christians.
Biz onların göğüslerinde kinden ne varsa çekip almışız.Whatever the rancour they may have in their hearts We shall (cleanse and) remove.
Rahmanın Katında ahid almışların dışında (onlar) şefaate malik olmayacaklardır.None will have power to intercede for them except one who obtains a promise from Ar-Rahman.
O görülmeyeni mi biliyor, yoksa Rahman katından bir söz mü almıştır?Has he peeped into the Unknown, or obtained a promise from Ar-Rahman?
Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamıyacaktır.None will have power to intercede for them except one who obtains a promise from Ar-Rahman.
İlmi her şeyi içine almıştır.His knowledge extends over everything."
Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun.And He has already taken your pledge, if you are believers.
Gizli olan bir şeyi mi anlamış, yoksa rahmandan bir söz mü almış?Has he peeped into the Unknown, or obtained a promise from Ar-Rahman?
Rahmandan ahd almış olanlardan başkaları şefaat de edemez.None will have power to intercede for them except one who obtains a promise from Ar-Rahman.
"Biz Hıristiyanlarız!" diyenlerden de mîsaklarını almıştık.We had taken the pledge of those also who call themselves Christians.
Göğüslerindeki düşmanlığı çekip almışızdır.We shall cast out any grudge they may have in their hearts.
Rahman katında söz almış olandan başkaları şefaat imkânı bulamazlar.None will have power to intercede for them except one who obtains a promise from Ar-Rahman.
Dağları onunla birlikte buyruk altına almıştık: Akşam-sabah birlikte tespih ederlerdi.We subjugated the chiefs (of tribes) to struggle day and night with him,
Rablerinin kendilerine verdiğini almış kişiler olarak.Receiving what is given them by their Lord.