almış ile cümle

almış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Üç ayını almış.It took him three months.
Sen de yeni bir şeyler, herhangi bir şey bulabilirsen kariyerini sağlama almış olursun."If you could find something new, anything, you will get your career made."
Torunu Clinton, adını ABD başkanından almış.Her grandson, Clinton, is named after the president of the United States.
Bu sabah az kafein almış birine ihtiyacım var.I need somebody who's had a little less caffeine this morning.
Vermeer onu stüdyoya almıştır, birliktelerdir.He's got her in the studio, they're together.
Ve zorlu geçen 20'li yaşları gibi, yaşamının başları daha da zorlu bir hal almıştı.And as hard as her 20s were, her early life had been even harder.
Fakat bu bakışın muhatabı oyun pozisyonu almış dişi bir kurt köpeği, kuyruğunu sallıyor.But on the other side of that predatory gaze is a female husky in a play bow, wagging her tail.
Bu sabah öğrendik ki harika bir yer olan JPL iki danışman işe almış.JPL we heard this morning -- JPL is an incredible place. They have located two consultants,
Bir zamanlar bağımsız bir filmde konuşmasız figüran rolü almıştım.Because one time I had a walk-on role in an indie feature.
Öyleyse 1s önce üretilen tepe 1s sonra 10m yol almıştır.So, a second ago, the pulses out there would have traveled 10 meters.
Güvenlik görevlisi yaralanmış, onunda silahını almışlarThe guard is wounded, his gun left inside.
Tefeciden borç almıştımI own money from loan sharks.
Çarşıda satmak için sahte Rolex almıştım ama polis beni yakaladıI bought some fake Rolex to sell it at temple street and was caught by police.
Ama biz 5 bin para borç almıştıkBut we only borrowed five thousand.
Ona ben almıştımI bought her this!
Yatırımdan çok büyük bir geri dönüş almış oldu.So it's got a huge return on investment.
Belli ki okuldan izin almış.I see that he is taken a leave of absence.
Bill Clinton'ın şu an itibariyle yer almış olduğu söylentileri görebiliriz.We can see the stories that Bill Clinton is taking part in right now.
O itler almışlar.Those bastards took it out
Tezsler, 8'i beyaz, 8'i siyah toplam 16 işçi işe almış.Mr. Teszler hired 16 men: eight white, eight black.
Ve bunu yapmalarının sebebi de kendilerinin böyle okullarda eğitim almış olmalarından değildir.And the reason they carry on studying is not because they went to a school like this.
Kek almışsın.Oh my, you bought cake.
Keki ben almıştım, siz yiyesiniz diye.I bought it, so that you could eat it.
Dedi ki; "Anneme bir hediye almıştım ... ...She says, "I bought a present for my mom.
Geçen her yıl ise, inanılmaz bir hal almıştır.Year after year after year, absolutely incredible.
En beter halimde bile, insanlarda duş almış hissi uyandırıyorum.I make people feel like they want to take a shower.
Bunların aşağı yukarı yüzde 96'sı olumlu yüzde dördü ise diğer kısımda yer almıştır.Ninety-six percent of them, roughly, have been positive; four percent of them have been "other."
Avusturyalılar topraklarının hepsini geri almıştı.The Austrians had taken it back.
İşte bu da Nelson'ın sütunu. Sütun ismini Horatio Nelsondan almıştır.This is Nelson's column right there, named after Horatio Nelson.
Eğitiminizi burada almış olmalısınız."You must have gotten your education here."
Oh Tanrım! Neden elinden şekerini almışım gibi hissediyorum ki?Goodness why do I keep feeling like I'm taking candy from you?
Süper Spesiyal menü ve yedi bardak kahve almışsınız.You had a Super Special Set and 7 cups of coffee.
Dolaylı olarak, siz onlara bir şey verirken, siz de bir şeyler almışsınızdır.Implicitly you have been giving something to them while they have been giving something to you.
Bu 1 milyon TL de önceliksiz tahvilleri satın almış olan kişilere ödenecek.So they'll get 50% of their money back.
Ve işler kötüye gittiğinde, almış oldukları riskin bedelini ödemiyorlar.And now all of a sudden when things go bad, they don't bear the risk.
Zamanımızın yaklaşımıyla, hükümetler hatalarından ders almış durumdalar.Today's approach, governments have learned from their mistakes.
Okşamak için köpek ve kediler almıştım.I've had dogs and cats to stroke.
1700'lerde bir bilim adamının bu alandaki çalışmalarından sonra bu ismi almış. -It's named after a scientist in the late 1700s, who played around a lot with charge.
Bankalar kredileri ne zaman yapmak parayı ödünç almış olanlar için ek mevduat yaratıyorlar.When banks make loans they create additional deposits for those who have borrowed the money.
Bu resim, Hz. Meryem'in maddi dünyadan ilahiliğe geçişini ele almış,--there is this sort of wonderful sense of total informality there
Bildiğim kadarıyla, Pisagor Teoremi, bir dinin kurucusunun adını almış tek matematiksel teorem.As far as I know, it is the only mathematical theorem named after the founder of a religion.
Amerikalılar her zaman başarılı olan kişileri kutlamışlardır ve onlardan ilham almışlardır.Americans have always celebrated and been inspired by those who succeed.
Bu bankadan kredi almışlardı.And they borrowed it from this bank.
Bunlar risk almış olan kişiler.These are people who took risk.
Bunun neden işe yaradığını hala bilmiyorlar, ancak bu gerçekten müthiş. Patentini de almışlar.But in the end it's all about the tricorder.
Önceden yanlarına yiyecek almışlardı.They had food they had packed out.
Vektör değerli fonksiyonların türevlerini de almıştık. -And we've taken regular derivatives of vector valued functions.
Ve bu parayı da aslında yatırım bankasının kurmuş olduğu -özel amaçlı şirketten almışlardı.And they borrowed the money essentially from a special purpose entity.
Sanki biri uzaktan kumandayı eline almış ve 'sessiz' tuşuna basmış gibiydi.Just like someone took a remote control and pushed the mute button. Total silence.
Biraz da Dalmaçya kıyılarından kara almıştı, durun size göstereyim. .And some of the land off the Dalmatian coast. Let me show you right there.
Kilo almışsın.You've put on some weight
Epey kilo almışsın.You've gain much weight
Hatırlarsın, aşk aklımızı başımızdan almıştı.You may remember, we fell head over heels in love.
Neyse, James, Joseph rolünü almıştı ki biz bu konuda epey heyecanlıydık.But James got the part of Joseph, which we were thrilled about.
Savaş başlayınca oğlunu askere almışlar.But then war broke out, and the boy was drafted.
Tüm önemli şeylerden 100 almış, örneğin burada, çocuk şarkılarından.He got 100 percent in all the important things, like nursery rhymes, for example there.
Siz sadece paranızı geri almış olacaktınız.You would have just got your money back.
Bu göl son birkaç sene içinde eriyen buzullar nedeniyle yeni bir hal almış.This lake has been formed in the last couple of years because of the melting of the glacier.
Yani buradaki indirgenme işleminde olan şey hidrojen ya da elektron almış olmak.So this is both gaining a hydrogen and gaining electron.
Teyzemin Rusça söylediği bir şarkıyı kasede almıştım. Dinlemek için bir saniye zamanımız var mı?I taped my aunt singing a song in Russian from the -- you know, could we have it for a second?

İlgili Sayfalar