Bestelerinin büyük çoğunluğu Alkol teması üzerine kuruludur.Moni on hukkunut juuri alkoholin vaikutuksen alaisena.
Resmî kayıtlarda ölümü alkol zehirlenmesi olarak geçer.Viralliseksi kuolinsyyksi on ilmoitettu alkoholimyrkytys.
Alkol oranı oldukça düşüktür.Alkoholeihin se liukenee huonosti.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.Alkoholi ja tupakka ovat epäpuhtaita.
Sonradan yapılan açıklamalar neticesinde alkol problemi çektiği belirtildi.Toisinaan vihjaillaan, että hänellä saattaa olla salattu alkoholiongelma.
İçki ya da alkollü içecek, alkol (etanol) içeren bir içecektir.Booli on alkoholiton tai alkoholia sisältävä juomasekoitus.
Proof'un olay sırasında 0.32 promil alkollü olduğu tespit edildi.Tiedottajansa mukaan Haider oli ollut tapahtumahetkellä 1,8 promillen humalassa.
Punk; alkol, sigara, uyuşturucu kullanmaz.Trump ei käytä lainkaan alkoholia eikä huumeita, eikä hän tupakoi.
19 Mart 1962'de alkol zehirlenmesinden öldü.Hän kuoli 19. helmikuuta 1980 alkoholimyrkytykseen.
Trafik kazaları ağırlıklı olarak alkol ve madde etkisi altında araç kullanımından kaynaklanmaktadır.Tila-auton kuljettaja oli alkoholin ja lääkkeiden vaikutuksen alaisena.
O güne kadar ağzına hiç alkol koymamıştır.Sen jälkeen hän ei käyttänyt alkoholia ollenkaan.
Çocukluğu babasının alkolik oması yüzünden zor geçti.Siltavuoren lapsuus oli vaikea, mikä johtui muun muassa hänen isänsä alkoholismista.
Diğer her türlü alkollü içeceğin satışı yasaktır.Kaikki muut tarjousvaiheen merkinannot ovat kiellettyjä.
Kasabada Alkol satışı ve ithalatı yasaktır.EU:n alueella geenimuunneltujen eläinten myyminen ja hallussapito on kielletty.
İsviçre'de en ünlü alkollü içecek şaraptır.Se oli yksi Ruotsin suosituimmista viinoista.
Benim adım Tom ve ben bir alkoliğim.Minun nimeni on Tom ja olen alkoholisti.
Alkol bazlı jeller de etkili olabilir.Τζελ με βάση την αλκοόλη ενδέχεται να είναι επίσης αποτελεσματικές.
Sigara bir risk faktörüyken alkol kullanımı değildir.Το κάπνισμα είναι ένας παράγοντας κινδύνου, ενώ η χρήση αλκοόλ δεν αποτελεί παράγοντα κινδύνου. .
O güne kadar ağzına hiç alkol koymamıştır.Δεν κάπνισε ή ήπιε αλκοόλ ποτέ στη ζωή της.
Egzersiz, kilo kaybı ve alkol alımının azaltılması da tansiyonu düşürmeye yardımcı olmaktadır.Άσκηση, απώλεια βάρους και μειωμένη πρόσληψη αλκοόλης βοηθούν επίσης στη μείωση της αρτηριακής πίεσης.
Alkoliklerde ruhi bozukluklara da rastlanır.Διαλύεται επίσης σε αλκοόλες.
Alkol ve uyuşturucu sorunları onu gittikçe yıpratıyordu.Το αλκοόλ και τα ναρκωτικά την είχαν κάνει να χάσει την επαφή με την πραγματικότητα.
Alkol içeriği %45'tır.Η περιεκτικότητα σε οινόπνευμα είναι 5%.
Kendisinin de alkol gibi bazı sorunları vardır.Εκτός αυτού, περιέχει αλκοόλες.
Her ne kadar inkar etse bile bir alkolik.Απέχει από το αλκοόλ, αν και είναι φανατικός καπνιστής.
İçki ya da alkollü içecek, alkol (etanol) içeren bir içecektir.Τα αλκοολούχα ποτά περιέχουν και αιθανόλη (αλκοόλ ή οινόπνευμα).
Alkol oranı %20'dir.Η περιεκτικότητά του σε αλκοόλ είναι 18 με 20 %.
1994 yılında bünyesinde alkol ve madde bağımlılığı tedavisi için Türkiye’nin ilk özel kliniği kuruldu.Το 1994 έγινε η Εθνική Συντονίστρια των ΜΚΟ στον τομέα της πρόληψης και θεραπείας των ναρκωτικών.
1851 - Neumann ailesine ait alkol ve maya fabrikası açılışı.1851 – Iδρυση ζυθοποιίας της οικογένειας Νόιμαν.
Suda ve alkolde çözünür.Είναι διαλυτό στο νερό και στην αιθυλική αλκοόλη.
Hatta o kadar çökmüştür ki, kendini alkole vermiştir.Τον εγκαταλείπει και το ρίχνει στο ποτό.
2010 yılında Mason 15. yaş gününe geldiğinde marihuana ve alkol denemiştir.Το 2010, στα γενέθλιά του, ο Μέισον έχει πειραματιστεί με αλκοόλ και μαριχουάνα.
Doktor, Jack'e babasının alkol zehirlenmesinden öldüğünü söylemektedir.Doktoren siger, at Jacks far er død af alkoholforgiftning.
Durma isteği vardı ve alkolü azaltarak tamamen ayık kalmaya çalıştı.Han søgte hjælp og fik behovet for at drikke helt stoppet.
Alkol ve sigara kullanmıyordu.Han ryger ikke og drikker ikke alkohol.
Karışımın alkol haline gelmemesine dikkat ediniz.Dette ubehag skal afskrække fra at drikke alkohol.
Chögyam Trungpa alkol bağımlılığı yüzünden ölmüştür.Garrincha døde af alkoholmisbrug.
Alkol içeriği %45'tır.Den har en alkoholstyrke på 45 procent.
Isıtıldığında alkol miktarı daha da düşürmektedir. ^ Shimbo, Hiroko; Shimbo Beitchman (2000).Shimbo, Hiroko; Shimbo Beitchman (2000).
Üretilen şarabın alkol oranı %11-13, asidite miktarı ise 5-7 gram/litre civarındadır.Duemælk består af ca. 11-13 % protein og ca. 5-7 % fedt.
Fransa'da alkollü likör yapımında da kullanılır.I Frankrig laver man også en likør med udtræk af citronverbena.
Alkol, üzümün damıtılmasıyla, bir buçuk yıl kadar varillerde yaşlanır, bundan sonra şeker şurubu eklenir.I henhold til AOC skal champagnen derefter ligge i mindst 1½ år for at udvikle smagen.
Suda ve alkolde oldukça çözünür.Det er opløseligt i alkohol og vand.
38% oranında alkol içermektedir.Den har en alkoholprocent på 8.
Kendisinin de alkol gibi bazı sorunları vardır.Hun vedgik sig et alkoholproblem.
Mojito (İspanyolca, Mohito olarak okunur) geleneksel bir Küba alkollü kokteylidir.Mojito er en cocktail, der stammer fra Cuba.
Filmde kendisinin yaşadığı alkol sorunlarına mizahi olarak bakıldı.Filmen forklarer ikke, hvorfor han har alkoholproblemer.
Bu yazarlara göre alkol, kahve, et ve şekerin mümkün olduğunca az alınması gerekir.Kød, olivenolie, vin og eddike blev også leveret i mindre omfang.
Sigara ve alkol bırakılmalıdır.Tobaksrygning og alkohol er ikke tilladt på matriklen.
9 yaşında sigara ve alkol kullanımına başladı.Da hun var 9, røg hun allerede cigaretter og drak alkohol.
Bu da Christian'ın alkol probleminin tekrar ortaya çıkmasına neden olur.Men hans alkoholisme dukkede frem igen.
Otopsi raporunda ise vücudunda alkol ve eroin karışımı bulundu.Obduktion viste dog at han havde både alkohol og heroin i blodet.
Etanol fermantasyonu alkollü içeceklerin üretiminde de kullanılır.Aligote-druen er dog også godkendt til fremstilling af vin i området.
Süzüldükten sonra %90-92 alkol derecesine düşürülür.Således vil en bookmakers tilbagebetalingsprocent normalt ligge på mellem 90-92% på et enkelt objekt.
Diğer her türlü alkollü içeceğin satışı yasaktır.Er du tilhænger af et totalt alkoholforbud?
Alkoliktir ve sürekli içki içer.Samtidig begyndte han at tage stoffer og drikke jævnligt.
1881 - Kansas'ta tüm alkollü içecekler yasaklandı.I 1918 blev alkohol, ligesom i resten af USA, forbudt i Nebraska.
Hatta o kadar çökmüştür ki, kendini alkole vermiştir.Det fik flere til at hævde, at han var beruset.
1919 yılında alkolün etkisiyle Budapeşte'de öldü.Han døde i Brooklyns slum i 1931 på grund af hans alkoholforbrug
Café Daha çok kahve ve alkollü içecekler servis eder.Den er forbundet med servering af kaffe og andre drikkevarer.