alkış ile cümle
alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
(Gülüşmeler) (Alkışlar) (Gülüşmeler)(Laughter) (Applause) (Laughter)
Bu ticari olarak --- (Alkış) ticari olarak pazarlanan bir televizyon seti.This is a commercially -- (Applause) available color television set.
Teşekkür ederim. (Alkışlar) (Alkışlar)(Applause) (Applause)
Herhangi bir yer gibi degil.(Alkış)It's not just like anywhere. (Applause)
Bu projenin en sevdiğim yanı, daha olmayan bir sorunu çözmüş olması--(Gülüşme) (Gülüşme) (Alkış)What I love about this project is he solved a problem that doesn't exist yet, so -- (Laughter)
Bütün tekne şekil değiştirse nasıl olur? böylece- (Alkış)What if the entire boat changes shape? So — (Applause)
Çok teşekkür ederim.(Alkış)Thank you very much. (Applause)
İşte bu geliştirmeye çalıştığımız şey.(Alkış)So that's what we're looking for developing. (Applause)
Çok teşekkür ederim.(Alkış) (Alkış)Thank you very much. (Applause) (Applause)
Yoksa.... AlkışlarYou wouldn't have any... (Applause)
Ait oldukları yer olan Silikon Vadisinde artık bulunmuyorlar. kahkahalar alkışlarThey're not ending up in Silicon Valley, where they belong. (Laughter) (Applause)
Burada olmak harikaydı. alkışlarIt was great to be here. (Applause)
Tamam. alkışlarOK. (Applause)
Bunlardan daha çok, soyut şeylerden daha az yapmalıyız. alkışlar(Applause)
Ugandalılarla oturmaktansa-- (Alkış) Ugandalı girişimciler,Rather than sit with Ugandan -- (Applause) -- rather than sit with Ugandan entrepreneurs,
♫Ve mest olmuşçasına dansederim, çünkü♫ ♫dudaklarım çok ateşli, biliyorum.♫ (Alkışlar)♫ And I dance as if entranced, 'cause I know, ♫ ♫ my lips give so fiery a kiss. ♫ (Applause)
Hayat bir yazilim ... (Alkis)Life is too complex for... (Applause)
İzin verin, (Alkışlar)So, let me close -- (Applause)
Ve bu gönüllüleri güzelce bir alkışlayalım.Let's give them a nice round of applause.
(Alkışlar) Tamam.(Applause)
Diğer üçünü alkışlayalım.Let's give three of them a nice round of applause there.
Başka, başka üç basamaklı -- (Alkışlar)Another three-digit -- (Applause)
Ve bu dört arkadaşımıza güzel bir alkış alalım.And let's give all four of these people a nice round of applause.
Ondan sonra alkışlayan dinleyiciler, değil mi, aslında müziğin yapılmasına katılıyorlar.Then you have the clapping audience, yeah, actually taking part in doing the music.
Bu -- yok, yok, bu alkışlık değil.This is not -- no, no, no, this is not claps.
(Kahkaha) (Alkış) 1.76 çarpı 0.2 saniyede 352 metre eder.(Laughter) (Applause) 1.76 times 0.2 over here is 352 meters per second.
(Alkış) Şimdi bazılarınızın ne düşündüğünü biliyorum.(Applause)
Bayan Shawn Pelofsy millet! alkışlar Shawn için!Miss Shawn Pelofsy everyone! Applause for Shawn!
Canada. Lütfen bir alkış.Please give it up for him one more time.
Teşekkürler (Alkışlar) (Alkışlar)Thank you. (Applause) (Applause)
Sonra --(Alkışlar) Sonra hükümet dedi ki:So — (Applause) —
İşte sizin alkışladığınız onlardı.That's who you have applauded.
(Alkışlar) (Şarkı:(Applause)
Seti uğraşını alkışladım ama daha hiçbir şey duymadık.I really applaud the SETI efforts, but we have not heard anything yet.
Ben de ayağa kalkacağım. (gülüşmeler) (alkışlar)I'll stand up too, and -- (Laughter) (Applause)
Tamam, beni ağırladığınız için teşekkürler. (alkışlar)OK, thank you for having me here.
Şimdi, bütün olay -- (Alkış) (Alkışlar)Now, the whole event -- (Applause)
(Müzik) (Müzik)(Alkış)(Music) (Applause)
Yok hayır. (Alkış) Oh teşekkürler.No, it's not — (Applause) Oh, why thank you.
[Alkış ve kahkahalar][Applause and laughter]
Şimdi de - (Alkış) - teşekkürler.So now -- (Applause)
[izleyiciler alkışlıyor][audience applauds]
(alkışlar) 1949, modern Çin'in çıkışını görüyorsunuz bu tüm dünyayı da şaşırtıyor.(Applause) In 1949 we saw the emergence of the modern China in a way which surprised the world.
Şimdi, bu bu ne demek-- (alkışlar) bu ortalamalar-- bu Çin'in ortalaması.Now what does it mean that the -- (Applause) the averages there -- this is the average of China.
Teşekkürler.) (Alkış)Thank you.) (Applause)
(Gülme sesleri) (Alkış sesleri)(Laughter) (Applause)
(Kahkahalar) (Alkış) ...siz de böyle hissetmiyor musunuz?(Laughter) (Applause) Don't you feel?
Ve karşımızdaki zorlukların kalbinde (Alkış)And at the heart of our challenges -- (Applause)
Bu el alkışlamak için iyi değil.That hand's not so good for clapping.
Bununla alkışlayamam.Can't clap with this one.
(Alkışlar) ["Efsane ve Altyapı" 'dan alıntılar](Applause) [Excerpts from "Myth and Infrastructure"]
(Devam eden tezahurat ve alkışlar](Sustained cheers, applause.)
(Tezahurat, alkış) Ben bu seçime katılan her bir Amerikalı'ya teşekkür etmek istiyorum.(Cheers, applause.) I want to thank every American who participated in this election.
(tezahurat, alkış), kampanya için kapı kapı dolaşanlara ya da telefona sarılanlara,applause.) Whether you pounded the pavement or picked up the phone — (cheers, applause)
Ve onların sağladıkları bu hizmet bizim bu akşam saygı duyduğumuz ve alkışlayacağımız bir hizmettir.And that is a legacy that we honor and applaud tonight.
(Tezahurat, alkış) İleriki haftalarda,(Cheers, applause.) In the weeks ahead, I also look
Tarihteki en en en iyi takıma. (Tezahurat, alkış) Bazılarınız bu ikinci kampanyada aramıza katıldı,— the best — the best ever — (cheers, applause) — some of you were new this time
(Tezahurat, alkış) Hepiniz ailem gibisiniz.(Cheers, applause.) But all of you are family.
(Tezahurat, alkış) Ve size şükran duyan bu başkan hayatınız boyunca size minnettar kalacaktır.(Cheers, applause.) And you will have the lifelong appreciation of a grateful president.
(Tezahurat, alkış) Bizim bugün yaptığımız gibi oy verebilmek için.like we did today.