alkış ile cümle

alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Sağolun... (Alkışlar)(Applause)
O zaman o ev yansın, kül olsun... [alkışlar]Tell him how you feel!
[hafif alkış][soft applause]
Biz, Amerika'daki siyahi insanlar olduğumuz için saldırıya uğradık. [alkışlar]We're brutalized because we are black people in America."
Evet, tabii ki.[dinleyiciler alkışlar]Oh, yes. Oh, yes. [audience applause]
Teşekkürler. [alkışlar]Thank you.
(NF; Cok tesekkur ederim , Bruno.) (Alkis)Thank you very much, Bruno.) (Applause)
" Dünden beri size ulaşmaya çalışıyorum. " (Kahkahalar) (Alkışlar)"I've been trying to contact you since yesterday." (Laughter) (Applause)
Bu şarkıya alkışla nasıl tempo tutulacağını göstereceğim size.I'll show you how to clap to this song. (Laughter) (Clapping)
Ve bazen bize — (Alkış)And sometimes we need — (Applause)
Çok teşekkürler (alkışlar)(Applause)
Görüyorsunuz, bu Fransa, bana (Alkış) çok şeyler verdi.You see, France, she... (Applause) she gave me everything.
Cok tesekkur ederim (Alkis)Thank you very much. (Applause)
Bu teknolojiye artık sahibiz -- Teşekkürler -- (Alkış)You've got these technologies -- thank you -- (Applause)
Sonra -- (Alkışlar) -- gerçek bu.Well, after -- (Applause) -- that's the truth.
Ve orada oturuyorken, uzaktan alkış sesi duydum ve oraya doğru bakıyordum.And we're sitting there, and I hear [clapping] from a distance, so I look over.
Bakın bizi nasıl da alkışlıyorlar.Notice people are applauding for us.
Bilselerdi, muhtemelen alkışlamazlardı.And if they did they probably wouldn't applaud.
lanet olası filozofsunuzdur. (Kahkaha) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Almanlardan daha iyi yaptığımızı söylemek yeter (Kahkahalar) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
İzleyicilerin alkışları(Applause)
Ve böylece -- (Alkış ) -- bir sonraki slayt -- peki bu kim?Next slide -- so who's that?
Dünyamızda -- (Kahkahalar) (Alkış)And that has to happen with biotech. There's a huge -- (Laughter) (Applause)
(Kahkaha) (Alkış) Yazılımı al ve tasarla.(Laughter) (Applause)
Dört ülkeye kadar indik. (Alkışlar)(Applause)
(Alkışlar) Merhaba, Ron.(Applause)
Evet bunlar sizlere gostermek istedigim fotograflar (Alkışlar)So that's the photographs that I wanted to show you. (Applause)
Dinlediğiniz için çok teşekkür ederim. (Alkış)Thank you very much, you've been a great audience.
Sadece tek bir şey -- o da odaklanmış ve hırslı bir insan aklı. (Alkışlar)(Applause)
(Alkışlar) (Video):(Applause) (Video):
JC: bir alkış çemberi... (Alkışlar)JC: ...a round of applause... (Applause)
Çok teşekkürler... (Alkışlar)UE:
"Bayanlar ve baylari hayatın yaratılışı." (Alkışlar)"Ladies and gentlemen, the creation of life" (Crowd cheering)
(Alkış) Pekala teşekkürler.Well, thank you.
Alkış Tüm dünyada bu webcast i izleyen hastalar,For all the patients around the world watching this on the Webcast,
Evet! (Alkışlar) Bal Merhaba.(applause) Hi honey.
(Gülüşmeler) (Gayda sesi) (Gayda sesi) (Alkış) (Gayda sesi)(Laughter) (Bagpipes) (Bagpipes) (Applause) (Bagpipes)
(Müzik) (Dinazor kükremesi) (Alkış)(Music) (Dinosaur roaring) (Applause)
(Alkış) (Alkış) (Müzik) (Alkış)(Applause) (Cheers) (Applause) (Music) (Applause)
Ve sen bana alkışlarınla teşekkür edebilirsin perde kapanırken.And you can thank me with a curtain call.
Bunun bir -- (Alkışlar) --I am not saying -- (Applause) —
Ve bu -- (Alkışlar) --And this is why -- (Applause) —
Tamam.) (Kahkahalar) (Alkışlar)(MS:
Evet... (alkışlar)Yeah. (Applause)
( Alkışlar) (Alkışlar)(Applause) (Applause)
(Alkışlar) ♪(Singing)
(Ağzıyla ritim tutuyor) (Gülüşmeler) (Alkış)(Beatboxing) (Laughter) (Applause)
Ona büyük bir alkışla hoş geldin diyelim.Welcome him with a big applause.
Teşekkür ederim, (Alkış)Thank you. (Applause)
Ben de şöyle dedim: "Birçok insanın Cuma gecesi böyledir." (Kahkahalar) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Şimdi öyle ki, aşağıya indiğinizde (Alkışlar)And so, when you fly down -- (Applause)
Bu gördükleriniz, Pike Place Market'tekiler bizim arkadaşlarımız, (Alkışlar)So, these are our friends in Pike Place Market, the lab. (Applause)
Örneğin, Washington Tacoma'daki Cam Müzesi, memleketim -- yaşasın Washington-- (Alkışlar)For instance, the Museum of Glass in Tacoma, Washington, my home state -- yoohoo, Washington!
Çok teşekkür ederim.) (Alkış)Thank you very much.) (Applause)
Alkışlıyorlar hatta."They even applaud it.
(Alkışlar) Chris Anderson:(Applause)
İşte, ekonomistlere göre -- (Alkışlar)Now, economists tend to -- (Applause)
Çok teşekkürler. (Alkışlar)(Applause)
(Alkışlar) 53 farklı ülkeden oluşmaktadır.It's made up of 53 different countries.
Çok alkış alan bir numara değil, ama kesinlikle alkışı azaltır.It's not a showstopper but it certainly slows it down.
İlgili Sayfalar