alkış ile cümle
alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bunu bir alkışlayın.Give it up for that.
Şu anda -- (Alkışlar)Now, and so -- (Applause)
(Alkışlar) (Seyirci:(Applause) (Audience:
Gülüşmeler. Alkışlar(Laughter) (Applause)
Ve elbette -- (Alkışlar)And of course -- (Applause)
(Kahkahalar) (Alkışlar) Evet.(Laughter) (Applause)
Şimdi, merak edebilirsiniz, neden alkışladığımı merak edebilirsiniz.Now, you may be wondering -- (Applause) (Applause ends) You may be wondering why I'm clapping.
Ben de alkışlıyordum.I was clapping.
Onlar da alkışlıyordu.They were clapping.
Sonunda, şunu söyledim: "Ben neden alkışlıyorum?" Ve küçük çocuklardan biri şöyle dedi:Finally, I said, "Why am I clapping?"
İşte bir bebek kamerası videosu... (Kahkahalar) (Alkışlar)Here's what a baby-cam video looks like. (Laughter) (Applause)
(Cırcır böceği sesleri) (Bağırmalar) (Isırma sesleri) (Kahkaha) (Alkış)(Crickets chirping) (Shouts) (Chomping) (Laughter) (Applause)
Bu alkış uluslararası işaret dilinde de alkış.Ve bu alkış uluslararası işaret dilinde de alkış.
Cihaz tamamen portatif ve de... (Alkış)The device is completely portable, and can be -- (Applause) (Applause ends)
O da geldi. (Gülüşmeler) (Alkış) Ve o zamandan beri fikrin savunucusu oldu.Which he did -- (Laughter) (Applause) -- and has since become a great advocate of the whole idea.
(Alkış) (Bumerang sesi)(Applause) (Boomerang noises)
Peki diyelim ki şöyle bir ses yapmak (Alkış)But what if I want to make, say, a -- (Applause) --
Sanki burada algoritmayı öğrenen bir makine var. (Alkışlar)As there is a machine learning algorithm in this -- (Applause)
(Tezahurat, alkış)(Cheers, applause.) Thank you.
(Tezahurat, alkışlar)(Cheers, applause.)
(tezahurat, alkışlar) Eşim Ann'den sonra, Paul hayatımda yaptığım en iyi seçim oldu.Besides my wife, Ann, Paul is the best choice I've ever made.
(tezahurat, alkışlar) Ayrıca Ann'a, hayatımın aşkına teşekkür etmek istiyorum.I also want to thank Ann, the love of my life.
(tezahurat, alkışlar) Kendisi harika bir başkan eşi olurdu.(Cheers, applause.) She would have been a wonderful first lady.
(tezahurat, alkışlar) Sizler, en iyisisiniz.(Cheers, applause.) You guys are the best. Thank you so much.
(Alkışlar) Alexander Tsiaras:(Applause)
♫ Olmasını bekleyeceğiz ♫ (Alkışlar)♫ Wait it out ♫ (Applause)
(Alkış) 2008'de, koruma teşkilatları 5.7 milyon dolar gelir elde ettiler.(Applause) In 2008, conservancy generated 5.7 million dollars.
Bir alkış alalım.Give a round of applause.
[tezahurat ve alkış][cheers and applause] [helicopter whirring]
(Alkışlar) Teşekkür ederim.(Applause)
Böylece, sonraki -- (Alkış)So, my next -- (Applause)
(Gülüşmeler) (Gülüşmeler) (Alkış)(Laughter) (Laughter) (Applause)
Oh, evet şimdi de İngiltere başbakanı -? (Kahkalar)(Alkış) (Kahkalar)(Alkış)Here comes the Prime Minister -- No.
(Gulusmeler) (Alkis)(Laughter) (Applause)
Bunlar -- (Alkis) --These are -- (Applause) --
(Gülüşmeler ve alkışlar)You don't then say -
Onları bu fikre destek verdikleri için alkışlıyorum.And I'd like to give it up for them for getting behind this.
Oynadığı filmin sonunda insanların onu alkışlayıp alkışlamadıklarını bilemez.If he works in a movie, he doesn't know that people are going to applaud.
(Alkış) Ah, teşekkür ederim.(Applause)
Ve -- (Alkışlar) ve -- (Alkışlar)(Applause continues) And -- (Applause)
Şükran Günü, Noel -- (Alkışlar) -- dünyanın dört bir tarafında birçok ülkeden. Harikuladeydi.All during the holidays, Thanksgiving, Christmas, in different countries around the world.
(Alkışlar) 10 saniye, hepsi bu kadar. 10 saniye.(Laughter and applause) 10 seconds, I want to be respectful.
Umarım yardımcı olabilmişimdir. (Alkışlar)I hope this was of service.
John'a bir alkış istiyorum.I'd like to give John a hand.
Gelin ve damada büyük bir alkış lütfen!Everyone let's give the bride and groom a round of applause!
İşte karşınızda... (Alkışlar) (Kahkahalar)And there you are. (Applause) (Laughter)
Ben de dedim ki, "Tamam, madem makinedir diyorsunuz..." (Kahkahalar) (Alkışlar)So I says, "OK then, if you say it's a machine ..." (Laughter) (Applause)
[Küçük bir grubun dünyaya yapacağı etki] (Müzik) (Alkış)[The impact that a small group can make on the world] (Music) (Applause)
[Her sınıf buna benzeyebilir] (Alkış)[Every classroom could look like that] (Applause)
Rio de Janeiro şehrine verildiğini söylemekten onur duyuyorum. (Tezahürat, alkışlama)(Cheering)
(izleyiciler alkışlıyor)(audience applause)
(Güüşmeler) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
(Alkış) (Piyano)(Applause) (Piano)
(Alkış) ["Cloudburst" Octavio Paz](Applause) ["Cloudburst" Octavio Paz]
Bence bunun nedeni... (Alkış)And I think the reason for that -- (Applause)
Pekala, bu —Alkışlar —Well, this — (Applause) —
(Kahkahalar) (Alkışlar) (Kahkahalar) bunu komik olarak düşünüyorsanız, göz önünde bulundurun ki(Laughter) (Applause) (Laughter)
Rica ederim. Sağ olun) (Alkış)You're welcome.
Yani -- (Alkışlar)So it's just -- (Applause)
(gülüşmeler) GITHUB KULLANANLAR - AVUKATLAR (Gülüşme ve alkış sesleri)(Laughter) (Laughter) (Applause)