alkış ile cümle

alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
(Alkış) 1.400 adet yıldız var. dersi keşfetmek çok eğlenceli ve umarım, bu bir takdirdir.There are 1,400 stars. It's a really fun way to explore the lecture, and, I hope, a fitting homage.
Ona büyük bir alkışla hoş geldin diyelim. Damat bey, lütfen girin!The groom, please enter!
Jamire Williams davulda, (Alkış)Okay, so first of all,
(Alkış) Bizim deyimimizle, sahne inanılmaz bir yerdir.(Applause)
Kamusal alan. (Alkış)(Applause)
Sorabilirsiniz-- (Alkış)So you may ask -- (Applause)
(Müzik) (Gülüşmeler) (Alkış) (Müzik)(Music) (Laughter) (Applause) (Music)
Benim hatam, alkışlamayın, bu sinek.My fault. Don't applaud, this was clubs.
(Korna sesleri) (Alkışlar)(Honking) (Applause)
Teşekkür ederim. ...alkışlar...Thank you. (Applause)
Teşekkürler ...alkışlar...Chris Anderson:
(Alkış) (Müzik) (Alkış) (Müzik) (Alkış)(Applause) (Music) (Music ends) (Applause)
(Alkışlar) 19 yaşındayken, 50 isyancıyla beraber(Applause)
Ve sonbaharda sevgilimin evlenme teklifini kabul edeceğim. (Alkış.)And in the fall, I'm going to exchange marriage vows with my beloved.
(Gülüşmeler.) (Alkış.) Bu benim de hoşuma gidiyor.[Green is the new black ...] (Laughter) (Applause) I like that, too.
Her neyse. (Gülüşmeler.) (Alkış.)Anyway -- (Laughter) (Applause)
Çok teşekkürler. (Alkış)Thank you very much (Applause)
[ Alkışlar ] >>Sergey Brin:Guys, we're going to do something pretty magical here. And we have a special surprise for you.
[ Alkışlar ] >>> Şuna bak! >> Sergey Brin:That was awesome. All right. That was pretty amazing.
Bu şekilde düşünmek ne çok saygılı ne de akıllıca... (Alkışlar)It's not respectful, and it's not very clever to think that way. (Applause)
lezbiyen annesi. (Alkışlar) Kısacası 3 eyaletteki 4 çocuğun 5 ebeveyni var.(Applause)
(Alkışlar) Ama annemin ne kadar haklı olduğunu düşünüyordum.But I thought how my mother was right.
Bu gördüğünüz Animaris Currens Ventosa. (Alkışlar)(Music) (Laughter) (Applause)
(Korna sesi) (Alkış) ve çok küçük bir taneyle yaparsanız -- (Korna sesi)(Honk) (Applause) And when you get a very small one -- (Honk)
Ülkemizde 12 milyon kör çocuk var -- (Alkış) Karanlık bir dünyada yaşıyorlar.There are 12 million blind children in our country -- (Applause) who live in a world of darkness.
(Gulusmeler) (Alkislar)(Laughter) (Applause)
Gözlerini kapatman lazım ve alkışladığımı duyduğun tarafı işaret etmelisin.You have to close your eyes, and you have to point where you hear me clapping. All right?
Tamam mı? (Alkış sesi) (Alkış sesi)(Clapping) (Clapping)
Burda üzerinde düşünülmeye değer küçük bir -- (Alkışlar)There is a little bit of a difference there that is worth just -- (Applause)
Eğer sizden alkışlamanızı istersem -- belki böyle yapabilirim.If I asked you to clap -- maybe I can do this.
Eğer sadece "lütfen alkışlayın" dersem. Ve gök gürültüsünün sesini yaratın.If I can just say, "Please clap and create the sound of thunder."
Ve lütfen onu alkışlayarak yaratmayı deneyin. Deneyin.And please try to create that through your clapping.
Eee o zaman, alkışlamayı bırakın.Well then, stop clapping.
Nasıl alkışlayabilirim?How can I clap?
[Gülüşler ve alkışlar] Tamam...Okay, the other ...
[Gülüşler ve alkışlar][Huge laughter and applause]
Maaliyetlere baktik (Gulmeler) (Alkislar)We looked at cost. (Laughter) (Applause)
"Anna! Anna! ', Ellerini alkışlar, salon ile mutfak içine baba bağırdıAnna!' yelled the father through the hall into the kitchen, clapping his hands,
(Tezahüratlar) (Alkışlar)(Cheers) (Applause)
(Muzik) (Alkislar)(Music) (Applause)
Eğer olmasaydı -- (Gülüşler) (Alkışlar)(Applause)
Ve sadece şundan bahsetmeye -- (Alkışlar)And I wanted to make -- (Applause) just -- (Applause)
Ve sonra düşündüm ki -- (Alkış)And then I thought -- (Laughter) (Applause)
(Alkış) Teşekkürler.(Applause) Thank you.
Şimdi, Düşünüyorum -- (Alkış) Şuraya geliyor:What I think it comes to is this:
(Gülüşmeler) (Alkışlar) (Başaracaksınız.)[You'll do] (Applause) (Laughter)
Elbette bizde hemen onunla tamamen hemfikir olduk. gülüşmeler alkışlar.So we obviously profoundly agreed with him. (Laughter) (Applause)
Deniz Kızını Çin'e gönderip göndermemek konusunda münazara ettiler. gülüşmeler Alkış(Laughter) (Applause)
Cok tesekkur ederim (Alkislar)Thank you very much. (Applause)
Bunu Karachi'de Acumen Fonundan destek alarak yaptılar. (Alkışlar)(Applause)
Teşekkürler. (Alkış)And the mystery box, in honor of my grandfather, stays closed.
Teşekkürler.) (Alkışlar)Thank you.) (Applause)
İşte böyle.. (Alkış)So -- (Applause)
Oooo. (Alkış)(Applause)
Demin alkışlamayan tek kişi sendin.Earlier, you were the only one who didn't applaud. Ah, really.
Çok teşekürler. (Alkış)(Applause)
(60 saniyede Monson kasırgası). (Alkış)(Applause)
(Alkış) Tamamdır.MO:
(Gülmeler) (Alkışlar)(Laughter) (Applause)
Çünkü biliyorum ki -- (Alkışlar)Now, because I know -- (Applause) --
İlgili Sayfalar