alkış ile cümle
alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ve bu da tam canlı izleyicilerimizin yaptığıydı. (Alkış)And that's just what the live audience did.
Yani - şimdi - (Alkış)So -- there were -- (Applause)
(Gülüşme) (Alkış) (Müzik)(Laughter) (Applause) (Music)
Sadece bu iyi çalışmalarının sesini duyurabilmesi için alkışlamak isterseniz.And I'd just like, if you would give him a hand, to call out for his fine work.
(Alkış) 50 dolar civarında donanım ile kendi tahtanıza sahip oluyorsunuz.(Applause) So for about $50 of hardware, you can have your own whiteboard.
Bu Adobe Photoshop (Alkış)This is Adobe Photoshop. (Applause) Thank you.
[Giriş müziği ve salonun alkışı.]I let it fall, my heart
Hadi onu kocaman alkışlayalım!Let's give him a big round of applause.
Düzgün, itaatkar yapıyı alkışlarız.We applaud the well-mannered box.
Teşekkürler. (Alkışlar)(Applause)
Tesekkur ederim. (Alkislar)(Applause)
Evet (Alkışlar)(Applause)
Ne kadar harika?(Alkışlar)How cool is that? (Applause)
Şuna bakın(Alkışlar)Look at that. (Applause)
(Video) (Alkış)(Video) (Applause)
Teşekkür ediyorum (alkışlar)Thank you. (Applause)
(Gülüşmeler.) (Alkış.)(Laughter) And this won't work.
[ "bunu yazmama gerek yok."] (Alkış)[ "i don't need 2 write it down." ] (Applause)
(gülüşler) (alkışlar)-- but his arguments are compelling." (Laughter) (Applause)
Dünya Bankası'nın tersine... (Alkış)(Applause)
Teşekkür ederim. alkışThank you. (Applause)
Buna ihtiyacımız var -- Teşekkürler (Alkış)We need — thank you. (Applause)
Hint baş sallaması (Kahkaha) (Alkış)(Laughter) (Applause)
Merhabalar (alkış)Hello there (audience cheers)
(grup çalar) (seyirciler alkışlar)(band plays) (audience cheers) First of all, you look great, very plush
Çok teşekkürler. (seyirci alkışlar)Thank you so much (audience cheers)
(Alkışlar) bu "korkuyu yaşa ama gene de yap" tarzı bir iş.(Applause) It's a "feel the fear and do it anyway" kind of thing.
(Kahkahalar) (Kahkahalar) (Alkışlar)(Laughter) (Laughter) (Applause)
(Alkışlar) (Alkışlar) Teşekkür ederim.(Applause) (Applause) Thank you.
Patent almaya çalışmak mantıksız gözüküyor-- (Alkışlar)It just seems wrong to try and patent -- (Applause)
(Alkış) Biraz daha?(Applause) A little bit more?
Böylece oldu--(Alkış)So that was -- (Applause)
Dans bittikten sonra alkışlayın, önce iyi mi değil mi görelim, olur mu?Well, clap afterwards, let's see if it's any good, yeah?
Öyleyse pekala, sonrasında -- evet sonrasında alkışlayalım.So yeah, let's clap -- yeah, let's clap afterwards.
Şimdi -- (Alkış)Okay, good. So -- (Applause)
(Alkış) Oh.(Applause) Oh.
(Kahkaha) (Alkış) Fiziksel düşünmenin üç versiyonu(Laughs) (Applause) Three versions of physical thinking, yeah?
Kobaylarda biri alkışladı ve hemen memurları tarafından bastırıldı mahkeme.Here one of the guinea-pigs cheered, and was immediately suppressed by the officers of the court.
'Sonra oturup,' Kral yanıtladı. Burada diğer kobay alkışladı. bastırdı.Here the other guinea-pig cheered, and was suppressed.
Ama sonra sen doğdun." (Kahkahalar) (Kahkalar) (Alkış)But then, you were born." (Laughter) (Applause)
Teşekkür ederim. Alkışlar(Applause)
Kendisine güzel bir alkış... (Alkışlar)Give him a big old hand. (Applause)
Müzik (Alkışlar)(Music) (Applause)
Ve böylece - (Alkış)(Applause)
Çok teşekkür ederim. (Alkış)Thank you so much.
Teşekkürler (alkışlama)Thank you. (Applause)
(Teşekkürler) (Alkışlar)Thank you. (Applause)
Şimdi, ah tamam, gidin.. Gidin... (alkışlar)Now -- oh, oh yeah, go on then, go on.
Git ve onu al kızım (Alkış)Go get it, girl. (Applause)
Şöyle ... (Alkış)So ... (Applause)
Biz, bir istekle, uzun zamandir cok kucuk imkanlarla buyuk isler basariyoruz Alkislar..."We, the willing, have been doing so much with so little for so long -- (Applause)
Ona büyük bir alkış.Big hand for her.
Büyük alkış.Big hand for her.
Ona da büyük bir alkış alayım.Give him a big hand for that.
Ve bunun paylaşmaya değer olduğunu düşündüm. <i>(Alkışlar)</i> <b>Çeviri:And I thought that was worth sharing.
(Alkışlar) (Alkışlar) (Alkışlar)Thank you. Thank you. Thank you.
John Hunter: onlara bir şey önerdim -- (Alkışlar)I offered them a -- (Applause)
(Kahkahalar) (Alkışlar) (Kahkahalar)(Laughter) (Applause) (Laughter)
Fizik kanunlarını alkışlamak güzel ama burada olan şey aslındaIt's okay to applaud the laws of physics, but essentially what's happening here
Eğer yakından izlerseniz - (Alkış)If you watch closely — (Applause)