alkış ile cümle

alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Alkışlı olsun senin adın, gelsin senin hanlığın, olsun senin dilemeğin– nasıl ki gökte, ve yerde.Amin" Tată, sfințească-se numele tău; vină împărăția ta, facă-se voia ta, precum în cer, așa și pe pământ.
Oyuncu fanatikleri tarafından alkışlandı.Jucătorul a fost aplaudat de fani.
Onun romanları 20 dile çevrilen ve uluslararası alkışlanan edildi.Regényeit lefordították 20 nyelvre, és nemzetközileg is elismert.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Mindenütt nagy lelkesedéssel fogadták őket.
"Bilge Demirköz'ü alkışlayalım".Hiszek a mindenható mosolygásban”.
Milliyet. s. 11. ^ Alkış, Nezih (16 Mayıs 1977).Na, na, na, na/Večer u luna parku (A Time együttessel) (1973.)
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Ezt a támadást viszont visszaverték.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Az első verze alatt mindenki felemeli a kezét, és táncolni kezd.
İki alkışta oyundan atıldım.Vigjáték két felvonásban.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Carrie ja Tommy kruunataan tanssiaisten kuninkaaksi ja kuningattareksi.
Localardakiler bu intiharı coşkuyla alkışlarlar.Kaupunkilaiset ottivat retkikuntalaiset ystävällisesti vastaan.
Oyun çok büyük alkış almıştı.Peli on saanut hyvän vastaanoton.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Kuoro laulaa ylistyksen ja kiitoksen Isikselle ja kuninkaalle.
O favori atını alkışladı.Hän hurrasi suosikkihevoselleen.
Onun konuşması coşkulu alkışlarla karşılandı.Hänen puheelleen taputettiin innokkaasti.
Bu açıklaması izleyicilerden alkış aldı.Αυτό έλαβε πολλά χειροκροτήματα από το ακροατήριο.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Το ιππικό θα ενίσχυε την επίθεση αυτή.
Kalabalık halk onları alkışa tutup iki sevgiliyi yürekten onaylarlar ('O sole!Publikum hylder de to elskende (O sole!
Kampa geri dönerler, kabile üyelerinin alkışları altında.Monteret bag på forsædernes ryglæn.
Bayreuth'da bir gelenek olarak seyirciler birinci perdeden sonra hiç alkış tutmazlar.I Bayreuth klapper publikum ikke ved slutningen af første akt, som det ellers er normalt ved operaopførelser.
"Trabzon alkışlarla 2-0".Bebop 2000 Bløde punkter.
1994 yılında The Shawshank Redemption filminde oynadığı rolle alkış topladı.I 2009 blev den skrevet om til teaterstykket The Shawshank Redemption.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Jeg fordømmer angrebene.
Onun romanları 20 dile çevrilen ve uluslararası alkışlanan edildi.Hans romaner er oversatt til 20 språk og er internasjonalt anerkjent.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Pakistan fordømte angrepet.
Padme Senato Bail Organa'ya "Demek hürriyet böyle görkemli alkışlarla kaybediliyormuş."der.Da snur Padmé seg mot Bail Organa og sier «So this is how liberty dies...with thunderous applause.»
Törende alkışlanan bu konuşma daha sonra medyada acımasızca eleştirilmiştir.Løslatelsen av Rosen ble senere skarpt kritisert i Stortinget.
Finalde ise İtalya'ya penaltılarla kaybetti ama otoritelerden büyük alkış aldı.Ecuador møtte Peru i bronsefinalen, og tapte på straffespark.
Halen eleştirmenlerce alkışlanan NBC draması "This Is Us"da Randall Pearson olarak oynuyor.Saat ini Brown membintangi serial drama populer NBC This Is Us sebagai Randall Pearson.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Dunia internasional mengutuk serangan ini.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.Pada akhir tur, Augustus dan Hazel berbagi ciuman romantis, dengan tepuk tangan dari penonton.
Agrippina ve Lucius, seyirciden etkinliklerine karşılık Messalina ve Britannicus'dan daha fazla alkış aldılar.Đám đông chào đón Agrippina và Lucius nồng nhiệt hơn chào đón Messalina và Britannicus.
Temsil başlar ve seyirciler alkışa koyulurlar.Vào cuối phần trình diễn, họ ôm nhau và cảm ơn khán giả.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Ông đẩy lui được cuộc tấn công của Hoành.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Đám đông chào đón ông ở khắp mọi nơi.
Alkışlardan sonra Duff kulise gider ve kostüm değiştirir, çantasını alır ve dışarı çıkar.Sau khi luyện tập, họ trở về Anfield để tắm, thay quần áo và ăn nhẹ.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Họ cũng ca hát, gây tiếng động, hoặc vỗ tay, đập các khúc gỗ vào nhau.
Onun romanları 20 dile çevrilen ve uluslararası alkışlanan edildi.彼の小説は、20の言語に翻訳され、国際的に高く評価された。
Bundy'nin cesedini taşıyan beyaz cenaze arabası cezaevinden ayrıldıktan sonra yüksek sesle alkışlandı.刑務所から彼の遺体を乗せた白い葬儀車が出発すると、ひときわ大きな歓声があがった。
"Alkışlı (kutlu) olsun senin adın, gelsin senin hanlığın, olsun senin dileğin– nasıl ki gökte, ve yerde."天にましますわれらの父よ、 願わくは御名の尊まれんことを、 御国の来たらんことを、 御旨〔みむね〕の天に行わるる如く 地にも行われんことを。
Oyun çok büyük alkış almıştı.会場は大きな拍手が湧いた。
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.これが攻撃性の昇華である。
(Eşit ölçüde yuhalanmış ve alkışlanmıştı).御恩と奉公の奉公に当たる。
Beni alkışlamalarını bile istemezdim.礼賛するわけにはいきません。
Ahali bu uğraştan galip çıkan Prensi alkışlamaya koyulur.人格者であり、王子が手討ちにしようとした侍女を救っている。
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.訪問者は、縁起物を渡したり、祝儀を受け取ったり、水をかけられたりする。
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.這項制度是為了鼓勵進攻。
"Alkışlı (kutlu) olsun senin adın, gelsin senin hanlığın, olsun senin dileğin– nasıl ki gökte, ve yerde."《現代中文譯本》版本 我們在天上的父親: 願人都尊崇你的聖名; 願你在世上掌權; 願你的旨意實現在地上,如同實現在天上。
Onun romanları 20 dile çevrilen ve uluslararası alkışlanan edildi.그의 소설은 20개 언어로 번역되어 국제적으로 명성을 얻고 있다.
O gece, Olimpiyat Köyü restoranına girerken diğer atletler tarafından ayakta alkışlandı.선수촌의 식당에 들어온 그날 밤에 다른 선수들에 의하여 열렬한 환영을 받았다.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.이것은 공격력을 극대화시켜 주었다.
100 Alkış - #48 2007 - AFI'nın 100 Yılı...100대 환호 #43 2007 AFI's 100년...
Her iki filmde de eleştirmenlerden alkış aldı.두 영화 모두 비평가들에게 부정적 평가를 받았다.
Localardakiler bu intiharı coşkuyla alkışlarlar.어떤 자유지상주의자들은 이를 기꺼이 인정한다.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.להפתעתה של קארי, היא וטומי נבחרים למלך ולמלכה של הנשף.
1948 yılında ilk turunu Amerika'da yaptı ve New York ve Boston'da büyük alkış topladı.למסע הקונצרטים הראשון שלו בארצות הברית יצא בשנת 1948 והופיע שם בניו יורק ובבוסטון בהצלחה רבה.
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.הקהל הריע לה במשך דקות ארוכות.
Toronto prömiyerinde, ekip ayakta alkışlandı.בהקרנת הבכורה בפסטיבל טורונטו, צוות השחקנים קיבל תשואות בעמידה.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.כתוצאה מכך נהדפה ההתקפה.
Önce Alkışladılar Sonra Öldürdüler.בתחילה הובטח שלומם, אולם לאחר מכן הם נהרגו.
İlgili Sayfalar