alkış ile cümle
alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kalabalık alkışladı.Толпа зааплодировала.
Gelin ve damat yüzüklerini takınca herkes onları alkışladı.Когда жених и невеста надели кольца, все им захлопали.
Onlar minik elleriyle alkışladı.Они аплодировали маленькими ручками.
Anadoluspor'un tiki-taka şovu taraftardan alkış aldı.Тики-така шоу Анадолуспора получило аплодисменты от фанатов.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Здесь останавливаются и служат молебны все капитаны, когда идут вверх.
"'Mami' Alkış Topladı"."С зднём ражденя мама"!
Manning, "Orduyu bu yasağı kaldırdığı için alkışlıyorum.Набутовский заявил: «Приняв этот проект, мы подведём армию».
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.Публика аплодировала ему стоя.
Gelin yakınlarıyla vedalaşıp alkışlarla gelin arabasına bindirilir.Он вежливо здоровается с любовниками и выходит за выпивкой в соседнюю комнату.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.Ещё он сказал, что откроет дверь, если придут Доктор со Сьюзен.
"Canla, başla, alkışlarla".«Саале, открой глаза».
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Это послужило сигналом к атаке.
Yaklaşık üç dakika süren performans sonunda salonda bulunan seyirciler Mor ve Ötesi'ni ayakta alkışladı.По завершении показа зрители в течение 10 минут стоя аплодировали актёрам и съёмочной группе.
Oyunu izleyen herkesin alkışlamasına rağmen Lois Peter'a çok kızar ve yönetmenlik koltuğunu ona bırakır.تحاول الاعتذار بأقصى ما يمكنها، ولكن جان غاضب منها جداً.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Eles foram os mestres do coro, liderando o canto e as aclamações do imperador e do patriarca.
Rühmann rolünü, ondan beklendiği gibi, oynar ve izleyicilerin alkışlarından keyif alırdı.Eu amo que eles estão desfrutando o processo como nós esperávamos que os fãs iriam.
Bayreuth'da bir gelenek olarak seyirciler birinci perdeden sonra hiç alkış tutmazlar.Em Bayreuth surgiu uma tradição de que não haveria aplausos após o primeiro ato da ópera.
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.E o público aplaude de pé.
Bu açıklaması izleyicilerden alkış aldı.Os convidados ovacionaram o seu discurso.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.No final, começa a chover, e Marisa e os habitantes celebram dançando.
Seyircilerin arasında arkadaşları va ailesi de vardır ve herkes onu şaşkınlıkla alkışlar.Para todos os amigos e fãs, todos vocês devem estar confusos.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.IS eist deze aanslag op.
Jackpot, 13 Aralık 2013'te serbest bırakıldı ve eleştirmenler tarafından alkışlandı.Jackpot kwam uit op 13 december 2013 en was een flop.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Eenmaal op het bal aangekomen, worden Tommy en Carrie gekozen tot koning en koningin van het bal.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Overal werd hij triomfantelijk onthaald.
Oyun çok büyük alkış almıştı.Het spel werd zeer goed ontvangen.
Bundy'nin cesedini taşıyan beyaz cenaze arabası cezaevinden ayrıldıktan sonra yüksek sesle alkışlandı.Toen de lijkwagen met Bundy's lichaam het gevangenisterrein verliet begon de menigte te juichen.
Localardakiler bu intiharı coşkuyla alkışlarlar.De gasten reageren zeer verontwaardigd op deze grove belediging.
Seyircilerin arasında arkadaşları va ailesi de vardır ve herkes onu şaşkınlıkla alkışlar.De vrienden worden door een menigte onthaald en iedereen is blij.
Ayrıca seyirciler alkışlamak ya da tezahürat yapmak yerine; dalgalanırlar.Het publiek kan ook de tevredenheid laten blijken door te applaudisseren of door Olé te roepen.
Ve yine oldukça kaliteli bir işle dinleyenlerinin alkışlarını aldılar:"Puritanical Euphoric Misanthropia".Myślę, że wszyscy padną na kolana przed 'Puritanical Euphoric Misanthropia'".
Seyirci onu dakikalarca ayakta alkışlar.Siły opadały Błażejowi z minuty na minutę.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Jako kierownik chóru prowadził śpiewy i aklamacje przed cesarzem i patriarchą.
Gene haberde belirtildiği gibi o sahnede ne alkışlama ne de salonu terk eden olmuştur.Myślę, że nigdy w Białym Domu nie było tak dużych nacisków i propagandy jak w tym przypadku.
Suratımı görür görmez büyük alkış ve gülmeler.Patrząc na coś zabawnego, śmieję się.
Konsere çıkan Oktay, 30.000 seyirci tarafından büyük alkış alır.Często przemawiał do dużej publiczności osiągającej 30000 słuchaczy.
Önce Alkışladılar Sonra Öldürdüler.Początkowo kulisty, potem wypukły.
Associated Press'e göre konuşma ayakta alkışlanmıştır.Według agencji Associated Press pojedynek zakończył się remisem.
Yaklaşık üç dakika süren performans sonunda salonda bulunan seyirciler Mor ve Ötesi'ni ayakta alkışladı.Ofiaruj minutę milczenia bohaterom, Którzy tutaj polegli dla ciebie i dla pokoju.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Han blev mottagen överallt med jubel.
Oyun çok büyük alkış almıştı.Spelet fick ett mycket varmt mottagande.
Suratımı görür görmez büyük alkış ve gülmeler.Runt bordet hör man glada utrop och skratt.
Bu açıklaması izleyicilerden alkış aldı.Uppträdandet fick stående ovationer från publiken.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Detta är första steget i attacken.
Alkışlı olsun senin adın, gelsin senin hanlığın, olsun senin dilemeğin– nasıl ki gökte, ve yerde.Helgat varde ditt namn; tillkomme ditt rike; ske din vilja, såsom i himmelen, så ock på jorden.
Bu karar tüm üyelerin büyük alkışları arasında kabul edilir.Рішення приймаються через загальні збори всіх її членів.
Maddi zorluk çeken bir anneyi canlandırdığı 2007 yapımı Danimarka filmi Daisy Diamond alkış aldı.В 2007 вона зіграла в данській картині Дейзі Діамант (Daisy Diamond) за яку була відзначена нагородами.
O yıllara kadar radyoda ciddi bir şekilde söylenen fasıllar, alkışlı ve eğlenceli söylenmeye başladı.На радіо неодноразово звучали усмішки і гуморески.
Bu sırada savaş görüntüleri görülüyor ve izleyiciler gülüp alkışlıyor.Кубок одразу ж повернули, а глядачі супроводили цю витівку сміхом.
Ben alkışladım.Я зааплодував.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.Zde se na konci prohlídky Augustus s Hazel políbí za potlesku všech návštěvníků.
Fransız Devrimi'nin başlangıcını coşkuyla alkışlamıştır.Francouzskou revoluci přivítal s nadšením.
Beni alkışlamalarını bile istemezdim.Nikdy bych se nechtěla stylizovat.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Manipuluje hlasování za krále a královnu plesu tak, aby vyhráli právě Carrie s Tommym.
Birçok statta saygı duruşu yerine bir dakikalık alkış ile onurlandırıldı.Památka obětí byla uctěna minutou ticha.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.A fost primit cu daruri peste tot.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Toți ridicau mâinile și aplaudau.
Bayreuth'da bir gelenek olarak seyirciler birinci perdeden sonra hiç alkış tutmazlar.La Bayreuth a apărut o tradiție ca după primul act al operei să nu se aplaude.
Temsil başlar ve seyirciler alkışa koyulurlar.Cortina se coboară imediat, iar spectatorii aplaudă.
Gelin yakınlarıyla vedalaşıp alkışlarla gelin arabasına bindirilir.Ia apleacă-te în jos, Să saluți gazda frumos!