alkış ile cümle
alkış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kosova'daki yerel bir medya merkezi, siyasi diyalog başlatma çabalarından ötürü alkış topluyor.A local Kosovo media centre is applauded for its efforts to initiate political dialogue.
Kortejden alkışlar alan kısa konuşmasında English, "Burada soykırım yaşandı.In brief remarks that earned applause from the marchers, he said, "Genocide occurred here.
Mahkeme salonuna girdiklerinde, arkadaşları, aileleri ve destekçileri sanıkları alkışadılar.When they walked into the courtroom, friends, family and supporters applauded.
Slovak takımının kaptanı Miroslav Mecir Hırvatları oyunlarından ötürü alkışladı.Miroslav Mecir, the captain of the Slovakian team, applauded the Croats for their play.
Seyirciler ikinci gece Oleg Chaly Hammond Trio'yu alkışladılar.Audiences cheered for the Oleg Chaly Hammond Trio on the second evening.
De Hoop Scheffer, "Bu yönde bir karar alınırsa bunu alkışlarım," şeklinde konuştu."If such a decision would take place I would applaud it," de Hoop Scheffer said.
Tanınmış yönetmen Egon Savin'in yönettiği yapım seyirciden büyük alkış aldı.The production, led by renowned director Egon Savin, won a standing ovation from the audience.
Priştineli yetkililer Merkel'in mesajlarını alkışladılar.Pristina officials lauded Merkel's messages.
Bunun için Arnavutluk'u alkışlıyorum."I applaud Albania for that."
Thunberg konuşmasının sonunda ayakta alkışlandı. [1]Thunberg was given a 30-second standing ovation at the end of her speech.[57]
Burada vurma-vurma-alkış-dur ritmi ve güçlü bir nakarat kullanılmış, bir çeşit marş olmuştu.This consists of a stomp-stomp-clap-pause beat, and a power chorus, being somewhat of an anthem.
Yarış sonunda, taraftarlar ayakta alkışladılar.At the finish of the race, fans gave him a standing ovation.
Seyirci ayağa kalktı ve onu alkışladı.The audience stood up and applauded him.
Alkış - Roma zaferinin daha az görkemli olan şekli.Ovation – a less-honored form of the Roman triumph.
Dövüş heyecan verici olduğunda, seyirci sampho'nun ritmiyle ritim içinde alkışlar.When the fight is exciting, the audience claps in rhythm with the beat of the sampho.
Seyirci, tüm bunların onun oyununun bir parçası olduğuna inanarak alkışlar.The audience, believing it is all just part of his act, applauds.
Yargıç Karl Solberg öfkeyle tepki gösterdi ve daha sonra mahkemenin kararını alkışladı.The judge, Karl Solberg, reacted furiously and later applauded the court's verdict.
İyi bir iş çıkardığımızda patronlar bizi alkışlar.Bosses applaud us when we do a good job.
1948 yılında ilk turunu Amerika'da yaptı ve New York ve Boston'da büyük alkış topladı.Seine erste Konzertreise in die USA unternahm er 1948, wo er mit großem Erfolg in New York und Boston auftrat.
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Er fand überall Beifall.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Ich verurteile dieses Abenteuer.
Oyun çok büyük alkış almıştı.Der Auftritt fand großen Beifall.
Rühmann rolünü, ondan beklendiği gibi, oynar ve izleyicilerin alkışlarından keyif alırdı.Heinz spielte seine Rolle, wie man es von ihm erwartete, und genoss den Applaus seines Publikums.
Festivalde seyirciler tarafından ayakta alkışlanmış ve de hit olmuştur.Das Publikum war schockiert und zugleich fasziniert.
Böylelikle Carrie ve Tommy balo kralı ve kraliçesi seçilir ve alkışlarla sahneye çıkarlar.Carrie und ihr Begleiter Tommy werden zu König und Königin des Balls gewählt.
Böyleleikle hem kendi ülkesinde, hem de Dünya çapında alkış alarak adını duyurdu.Wie in seinem Bistum wanderte bzw. reiste er auch weltweit.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Das Publikum applaudiert und erhebt sich.
Localardakiler bu intiharı coşkuyla alkışlarlar.Die Ortsbewohner stimmen dem begeistert zu.
"Trabzon alkışlarla 2-0".Sie besiegten Trabzonspor mit 2:0.
Beni alkışlamalarını bile istemezdim.Ich will nicht einmal berühmt werden.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.La foule des gens en-dessous, motivée par un discours de Jackson, encourage et applaudit le Docteur.
Kampa geri dönerler, kabile üyelerinin alkışları altında.Ils rentrent au campement, sous les ovations des membres de la tribu.
Korobaşı olup, şarkı söylemeye ve imparator ve patriğin alkışlanmasına önderlik ederlerdi.Il rit aussi en l'entendant parler de l'empereur et de la cour.
Bu askerler önlerine gelen reisleri Rodrigo'yu alkışlarlar.Ceux-ci acceptent avec enthousiasme le projet que leur propose alors Mia Romero.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.L'Union européenne a condamné l'attaque.
Önce Alkışladılar Sonra Öldürdüler.Elles ont insisté et insisté, et l'ont ensuite tuée.
Böylece Damiens kalabalığın alkışları arasında dörde bölündü.Damien se trouve parmi les quatre volontaires choisis.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Le club entier se lèvera et dansera.
Çok alkış aldı.Él recibió muchos aplausos.
Kasaba halkı alkışladı.Aplaudieron los pueblerinos.
Ama kimi alkışlıyor olduğunuzu biliyor musunuz?¿Pero se puede saber a quién estáis aplaudiendo?
1948 yılında ilk turunu Amerika'da yaptı ve New York ve Boston'da büyük alkış topladı.Hizo su primer tour en los Estados Unidos en 1948 y tocó, con gran aclamación, en Nueva York y Boston.
Gezintinin sonunda, Augustus ve Hazel öpüşürler ve oradaki turistler onları alkışlar.Al final de la gira, Augustus y Hazel se besan entre los aplausos de muchos otros turistas.
Kalabalık halk onları alkışa tutup iki sevgiliyi yürekten onaylarlar ('O sole!Algunos pudieron escogerlos ellos mismos, creando apellidos con dos nombres que sonaran bien.
"Canla, başla, alkışlarla".«Candela, habla como quieras».
İlk kez herkes tarafından samimiyetle alkışlanmaktadır.Estábamos parados ahí ovacionados por primera vez.
O yıllara kadar radyoda ciddi bir şekilde söylenen fasıllar, alkışlı ve eğlenceli söylenmeye başladı.Es difícil ahora comprender lo que significaban en aquellos años las radionovelas, los seriales radiofónicos.
100 Alkış - #48 2007 - AFI'nın 100 Yılı...100 inspiraciones - #88 2007: AFI's 100 años...
Birçok statta saygı duruşu yerine bir dakikalık alkış ile onurlandırıldı.La Asamblea Nacional guardó un minuto de silencio en su honor.
Tüm vekiller ayağa kalkıp alkışlamaya başlar.Todo el mundo se sorprende al principio, pero empiezan a aplaudir.
Ama Fenerbahçe ve Volkan, sezon boyu ayakta alkışlanası bir mücadele örneği göstermiştir.El alquimista y Volpone parecen haber sido un éxito desde el principio.
Oyun çok büyük alkış almıştı.El juego tuvo una buena aceptación.
Ardından yazarın bakış açısıyla seyircilerin çılgınca alkışlamaları gösterilir.Todavía me parece estar escuchando los aplausos de los hinchas.
"'Mami' Alkış Topladı"."Prenditi cura della mamma per favore").
Her yerde alkışlarla karşılanıyordu.Fu accolto dappertutto calorosamente.
Temsil başlar ve seyirciler alkışa koyulurlar.Si alza il sipario e il pubblico applaude.
Ben bu saldırıyı alkışlıyorum.Tuttavia questi respingono l'attacco.
Alkışlı olsun senin adın, gelsin senin hanlığın, olsun senin dilemeğin– nasıl ki gökte, ve yerde.Sia santificato il Tuo Nome, venga il Tuo Regno, sia fatta la Tua volontà, o Padre, come è fatta in cielo.
Alkışları arasında, Homer, arabanın arka koltuğuna gittiklerini ve en az on dakika dönmeyeceğini söyler.Altri testimoni videro Moseley entrare nella sua auto e andarsene, per tornare solo dieci minuti più tardi.
Aşağıda insanlardan oluşan bir kalabalık, Jackson'ın tezahüratlarıyla Doktor'u alkışlayıp ona teşekkür eder.Questo infatti dona a Radio una divisa della squadra dei Jacket, che lo ringrazia felice.