ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
O Amerika'ya gittiğinden beri ondan hiçbir haber alınmadı.Nothing has been heard from him since he left for America.
Bu eve hâlâ bir alıcı bulmadılar.They still haven't found a buyer for that house.
Gürültülere yakında alışacaksın.You will soon get accustomed to the noises.
Her gün alışverişe gider misin?Do you go shopping every day?
Ondan sık sık haber alır mısın?Do you hear from her often?
Yakında sağda sürmeye alışacaksın.You'll soon get used to driving on the right.
Haftada kaç defa süpermarkete alışverişe gidersin?How many times a week do you go shopping at a supermarket?
Yakında kırsal yaşama alışacaksın.You will soon be used to rural life.
Yakında Japon yemekleri yemeğe alışacaksın.You'll soon get used to eating Japanese food.
Yakında Japon yemeklerini yemeye alışırsın.You will soon get used to eating Japanese food.
Yakında herkesin önünde konuşmaya alışacaksın.You'll soon get used to speaking in public.
Bu ilacı alırsan, daha iyi hissedersin.If you take this medicine, you'll feel better.
Lütfen kitabınızı bu masadan alın.Please take your book off this table.
Yanınıza sadece bu çantayı mı alıyorsunuz?Do you only have this bag with you?
Evinden buraya trenle gelmen ne kadar zamanını alır?How long does it take you to get here from your house by train?
Ben, sizin için alışveriş yapacağım, evi temizleyeceğim, ve akşam yemeği pişireceğim.I'll do your shopping, clean up the house, and cook your dinner for you.
Sen alışverişe giderken ben çocuklara bakarım.I'll look after the children while you go shopping.
Yaptığınız işin miktarı ile orantılı olarak para alırsınız.You get paid in proportion to the amount of the work you do.
11 Temmuz Cuma günü sabah saat onda lütfen beni otelden alır mısın?Would you please pick me up at the hotel on Friday July 11th at 10:00 a.m.?
İlaç her altı saatte bir alınmalıdır.The medicine has to be taken every six hours.
Lütfen saat altıda beni otelden alın.Please pick me up at the hotel at six o'clock.
Gün aşırı alışverişe giderim.I go shopping every other day.
18 yaşın altındaki çocuklar içeri alınmazlar.Children under 18 are not admitted.
"Komşunu kendin gibi sev" cümlesi İncil'den bir alıntıdır."Love your neighbour as yourself" is a quotation from the Bible.
"Gece gündüz çalışmaya alışkın değilim." "Yakında buna alışacaksın.""I'm not accustomed to working day and night." "You'll soon get used to it."
"Resident alien" ne demek?What does "resident alien" mean?
"Biraz daha kahve alır mıydınız?" "Hayır, teşekkürler. Yeterince içtim.""Will you have some more coffee?" "No, thanks. I've had enough."
"Bunlar kimin kitapları?""Onlar Alice'inkidir.""Whose books are these?" "They are Alice's."
"Bu kalemi ödünç alabilir miyim?" "Tabii, alın.""May I borrow this pen?" "Sure, go ahead."
İngilizcede, Japoncadan ödünç alınmış bazı kelimeler vardır.In English there are some words borrowed from Japanese.
Yakında büyük bir şehirde yaşamaya alışacaksın.You will soon be used to living in a big city.
Erken uyarılan erken önlem alır.Forewarned is forearmed.
Ben arabayla alınacağım.I'm being picked up.
Dürüstlük uzun vadede karşılığını alır.Honesty will pay in the long run.
Sağlığının az olması onu seyahatten alıkoydu.Poor health prohibited him from traveling.
Çalışma çok fazla enerji alır fakat bu çabaya değer.Study takes a lot of energy, but it is worth the effort.
Akıllı alışveriş dikkatli bir planlama gerektirir.Smart shopping requires careful planning.
Ben ikinci el kitapçılarda ve ikinci el giyim dükkanlarında alışveriş yapmayı severim.I like shopping in used-book stores and in used-clothing shops.
Zar zor nefes alıyorum.I have difficulty breathing.
O, nefes alıyor mu?Is he breathing?
Yalnız hasta dikiş dikmekten zevk alıyor.The lonely patient derives pleasure from sewing.
İşçiler iş krizinde mali yenilgi alıyorlar.Workers are taking a financial beating in the employment crisis.
Saat beşte sizi evinizden alırım.I'll pick you up at your home at five.
Kamu görevlerim çok zaman alıyor.My public duties take a lot of time.
Pervasız sürüşten dolayı onun ehliyeti alındı.He had his license taken away because of reckless driving.
Hoşlandığınız herhangi bir elbiseyi alın.Buy any dress you like.
Fabrikaya birçok işçi alındı.Many men were hired at the factory.
Gümüşümü mülkiyetinde bir madeni olan bir adamdan alırım.I buy my silver from a man who has a mine on his property.
Ben her zaman kredi ile pahalı ürünler alırım.I always buy expensive items on credit.
Bay Ken Takakura sadece yeni işine alışkın değil.Mr Ken Takakura just isn't used to his new job.
ABD'ye gittiğini haber alıyorum.I hear you went to the United States.
Bir gün onu alırsınız.You'll get it someday.
Bu dönem İspanyolca alıyorum.I'm taking Spanish this semester.
Dediğimi geri alıyorum.I take back what I said.
Bugün öğle yemeği vakti, ailedeki bir cenaze nedeniyle alışıldık restoranımız kapalıydı.At lunchtime today, our usual restaurant was closed because of a funeral in the family.
Bu günlerde kilo alıyorum.I am putting on weight these days.
Bu günlerde bir dolarla çok şey alınmaz.A dollar does not go very far these days.
Son zamanlarda onun konuşma tarzına alıştım.I have recently become accustomed to his way of speaking.
Sizi işe almaya karar verirsek, bizden haber alırsınız.If we decide to hire you, you will hear from us.
Dün biraz alışveriş yapmak için mağazaya gittim.I went to the department store to do some shopping yesterday.

İlgili Sayfalar