ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Bu bira kupası bir pint alıyor.This beer mug holds one pint.
Bu sözleri nasıl alırdınız?How would you take these words?
Mektubumuzun alındığı bildirimini aldık.We received an acknowledgement of our letter.
Burada satın alınan makaleler ücretsiz olarak teslim edilecektir.Articles bought here will be delivered free of charge.
Aramızda kalsın, o rüşvet nedeniyle görevden alındı .Between ourselves, he was dismissed for bribery.
Buradan Hilton Oteline gitmek ne kadar zaman alır?How long does it take to go from here to the Hilton Hotel?
Biraz kahve alır mısın?Will you have some coffee?
Bir fincan daha kahve alır mısınız?Will you drink another cup of coffee?
Kahvenizi nasıl alırsınız?How do you take your coffee?
Lütfen biraz daha pasta alın.Please help yourself to more cake.
Bir parça kek daha alır mısınız?Can I tempt you to try another piece of cake?
Kay ağlamayı kesen çocuğu alıncaya kadar değildi.It was not until Kay received the doll that she stopped crying.
Kate asıl branş olarak Almancayı alıyor.Kate is majoring in German.
Biraz daha sos alır mıydınız?Would you like some more gravy?
Noel çok yaklaştığı için biraz alışveriş yapmalıyım.With Christmas just around the corner, I should do some shopping.
Lütfen kuru temizlemeden elbiselerimi alıver.Please pick up my dry cleaning.
Bana temiz bir tabak getir ve bu kirli tabağı alıp götür.Bring me a clean plate and take the dirty one away.
Bir kez kumarın tadını alırsan, onu bırakmak zordur.Once you get the taste for gambling, it's hard to give it up.
Yanan bir şeyin kokusunu alıyorum, Anne.I smell something burning, Mother.
Biraz daha çay alır mısın?Will you have some more tea?
Her şeyi abartmak gibi bir alışkanlığın var.You have a habit of exaggerating everything.
Her şeyi abartma alışkanlığın var.You have a habit of exaggerating everything.
Kendine gelirsen, hoş bir şey alırsın.Behave yourself, and you'll get something nice.
Ne istiyorsanız onu alın.Help yourself to whatever you like.
Ya sen? Sen de portakal suyu alır mısın?What about you? Will you have orange juice, too?
Çiçek düzenleme dersleri alıyorum.I take lessons in flower arrangement.
Asansörde duman kokusu alıyorum.I smell smoke in the elevator.
Basketbol takımımız uzun boylu erkekleri alıyor.Our basketball team is recruiting tall boys.
Yalan söylemek çok kötü bir alışkanlıktır.Telling lies is a very bad habit.
Ne kadar yakında alışverişe gidiyorsun?How soon are you going shopping?
Aslan payını hep sen alıyorsun!You always take the lion's share!
Bir kere kötü bir alışkanlık sahibi olunca ondan kurtulmak kolay olmaz.Once you have formed a bad habit, you can't get rid of it easily.
Kötü bir alışkanlık edindin mi kolay kolay ondan kurtulamazsın.Once you have formed a bad habit, you can't get rid of it easily.
Kötü alışkanlık bir kez oluştu mu, ondan kurtulmak zordur.Once a bad habit is formed, it is hard to get rid of it.
Ne kadar denersen dene, bu alışkanlığı bırakmanın zor olduğunu göreceksin.Try as you may, you will find it impossible to give up that habit.
Kendinize uygun bir takım elbise alın.Get yourself a decent suit.
Ben iyi bir alışveriş yaptım.I was dealt a good hand.
Çantanı alıp hızla eve gitmelisin.You should grab your bag and hurry home.
Bir gün Mike ve Jane biraz alışveriş yapmak için şehir merkezine gittiler.One day Mike and Jane went downtown to do some shopping.
Alice uzun yoldan kaydı.Alice slid down the long slide.
Alice utanç içinde başını eğdi.Alice hung her head in shame.
Alice odasına koştu.Alice rushed into her room.
Alice kız kardeşini dinlemiyordu.Alice wasn't listening to her sister.
Alice sert annesinden korkmuştu.Alice was frightened of her strict mother.
Alice, toplantıda mevcut değildi, değil mi?Alice wasn't present at the meeting, was she?
Alice yüreğinde erimiş katı bir şey hissetti.Alice felt something hard melt in her heart.
Alice gülümsedi.Alice smiled.
Alice muhtemelen gelebilir.Alice may possibly come.
Alice şiddetli bir baş ağrısı yüzünden işten eve erken döndü.Alice returned home early from work with a severe headache.
Alice, köpeği görmedi.Alice didn't see the dog.
Alice, geçen Pazardan beri soğuk algınlığı geçiriyor.Alice has had a cold since last Sunday.
Alice saat onda yatağa gitti.Alice went to bed at ten.
Alice saat onda yatmaya gitti.Alice went to bed at ten.
Alice, kitabı nerede bulacağını bilmediğinden, onun nerede olduğunu annesine sordu.Alice, not knowing where to find the book, asked her mother where it was.
Alice dün orada olabilir, ama biz onu görmedik.Alice might have been there yesterday, but we didn't see her.
Alice konuşuyorken John sözünü kesti.John broke in as Alice was speaking.
Alice'in konsere gittiği dündü.It was yesterday that Alice went to a concert.
Her şey göz önüne alınırsa, o iyi bir öğretmen.All things considered, he is a good teacher.
Her şey göz önüne alındığında, babamın hayatı mutlu bir hayattı.All things taken into consideration, my father's life was a happy one.
Amerika'da yaşamaya alışıyordum.I was getting used to living in America.