ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ne zaman alışveriş edersin?When do you shop?
Maaş alıyorlar mı?Do they get paid?
Zaman zaman tenis oynamaktan hala zevk alıyorum.I still enjoy playing tennis from time to time.
Görmeye gittiğimiz filmden zevk alırdın.You would've enjoyed the movie we went to see.
Ben seyahat etmekten zevk alırım.I enjoy traveling.
Tom ondan zevk alır.Tom enjoys that.
Alıştırma neden önemli?Why is exercise important?
Sadece aptallar risk alır.Only fools take risks.
Doktorumdan ağrı hapları alırım.I get pain pills from my doctor.
Tom bana güzel bir alimünyum jant seti verdi ama o lastikleri sakladı.Tom gave me a nice set of aluminum wheels, but he kept the tires.
Tom alışverişe gitmesi gerektiğini söyledi.Tom said he needs to go shopping.
Onlar alışverişe gitti.They went shopping.
Kürekleri alın çocuklar.Grab the shovels, boys.
Ben tam sorumluluğu alıyorum.I take full responsibility.
Pis bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something foul.
Ben hayatı ciddiye alırım.I take life seriously.
Tom ağrı kesici alıyor.Tom is on pain killers.
Dil öğrenmek zaman alır.Learning a language takes time.
Bu tür şey genellikle uzun bir zaman alır.This kind of thing usually takes a long time.
Bu tür bir şey genellikle uzun zaman alır.This kind of thing usually takes a long time.
Alınacak çok önemli bir kararımız var.We have an important decision to make.
Tom akıllıca kararlar alır.Tom makes smart decisions.
Biz işi ciddiye alıyoruz.We mean business.
Tom işi ciddiye alıyor.Tom means business.
Biletler herhangi bir koro üyesinden edinilebilir veya kapıda satın alınabilir.Tickets are available from any choir member or may be purchased at the door.
Biletler kişi başı 30 $'dır ve pazartesi gününe kadar satın alınmış olmalıdır.Tickets are $30 per person and must be purchased by Monday.
Ne tür tehditler alıyorsunuz?What kind of threats have you been receiving?
Tom dışarıda alışveriş yapıyor.Tom is out shopping.
Tom askıya alındı.Tom was suspended.
Tom acı için bir şey alıyor mu?Is Tom taking anything for the pain?
Biz onu ciddiye alıyoruz.We take that seriously.
Başka bir şey alınmadı.Nothing else was taken.
Üstümüze alınıyoruz.We take it personally.
Her şey alındı.Everything was taken.
Hiç para alınmadı.No money was taken.
Bu sadece zaman alır.It just takes time.
Hiç nakit alınmadı.No cash was taken.
Ben 36 yaşındayım ve kendi kararlarımı alıyorum.I'm 36 years old and I make my own decisions.
Alice odasında uyuyor.Alice is sleeping in her room.
Onlar alışılmadık bir bağlantıyı paylaştılar.They shared an unusual connection.
O bir kapalı otoparkta rehin alındı.She was held hostage in a parking garage.
Tom her sabah kahvaltıdan sonra altı tablet alır.Tom takes six tablets every morning after breakfast.
Alımlarım için nakit ödedim.I paid for my purchases in cash.
Eğer biraz beklersen gözlerin karanlığa alışacaktır.If you wait a while, your eyes will adjust to the dark.
O mesele henüz ele alınmadı.That matter hasn't yet been addressed.
Her yerden uygulamalar alıyoruz.We get applications from everywhere.
Her yerden başvuru alıyoruz.We get applications from everywhere.
Acil eylem alınmalı.Immediate action should be taken.
Ben farklı bir yaklaşım alıyorum.I'm taking a different approach.
Yanan bir şey kokusu alıyor musun?Do you smell something burning?
Yaklaşık 300 kişi gözaltına alındı.About 300 people were arrested.
Ben nadiren alışveriş merkezine giderim ama dün gittim.I rarely go to the mall, but I went yesterday.
O yiyecek satın alıyor.She is buying food.
Doğru koşullar göz önüne alındığında, kompost solucanları olağanüstü bir hızla üretebilir.Given the right conditions, compost worms can reproduce at a phenomenal rate.
Tom başarısızlığa alışkın değildi.Tom wasn't used to failure.
Kapitalizmde, bir vatandaş alışveriş yapmak zorunda değildir.In capitalism, a citizen is not obligated to shop.
Erkekler keyifsiz olduklarında alışveriş yapmazlar.Men don't shop when they feel down.
Tom çok iyi bir karar alıcı değildi.Tom wasn't a very good decision-maker.
Tom günü gezi için alışveriş yaparak geçirdi.Tom spent the day shopping for the trip.
Tom araçla alışveriş merkezine gitti.Tom drove to the mall.

İlgili Sayfalar