ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Buna alışabilip alışamayacağımı bilmiyorum.I don't know if I can get used to that.
Ona alışacağım.I'll get used to it.
Sanırım seni her gün görmeye alışabilirim.I think I could get used to seeing you every day.
Sonunda buna alışacağımdan oldukça eminim.I'm pretty sure I'll get used to this eventually.
Tom dün alışverişe gitmedi, değil mi?Tom didn't go shopping yesterday, did he?
Annem az önce alışverişe gitti.My mother just went shopping.
Eğer param yetse elektrikli bir araba satın alırım.If I could afford it, I would buy an electric car.
Kim ne satın alıyor?Who is buying what?
Mary'nin geleceğini ipotek altına alıyorsunuz.You are mortgaging Mary's future.
Çok uzun zaman alıyor.It's taking too long.
Bu koltuk alınmadı.This seat isn't taken.
Artık buna alışkınım.Now I'm used to it.
Ne yapmak için işe alındığını Tom'a söyledin mİ?Did you tell Tom what you were hired to do?
Bu dönem 5. seviye Arapça alıyorum.I am taking Arabic Level 5 this semester.
Ne alıp veremiyorsun onunla?What's your problem with him?
Altmıştan fazla kişi gözaltına alındı.Over sixty people were arrested.
Çayını limonla mı yoksa sütle mi alırsın?Do you take your tea with lemon or with milk?
İstasyona gitmek 10 dakika alır.It takes 10 minutes to get to the station.
"Neredeydin?" "Alışverişe gittim.""Where were you?" "I went shopping."
Sanırım onlardan birini alırsam senin için sorun değil.I assume that it's okay with you if I take one of them.
Sanırım onlardan birini alırsam bu sizi rahatsız etmez.I assume it won't bother you if I take one of them.
O, hayattan alınan bir örnektir. Böyle örnekleri severim.That's an example taken from life. I like such examples.
Onlar alışveriş merkezine gittiler, orada yemek yediler ve bir film izlediler.They went to the mall, where they ate and watched a movie.
O tankı gazla doldurmak, bir sürü para ve uzun bir zaman alır.It takes a long time, and a lot of money, to fill that tank with gas.
Tom elinde olmayan sebeplerle gözaltına alındı.Tom has been unavoidably detained.
Tom, Mary ve John; Alice'in etrafında toplandılar.Tom, Mary and John are gathered around Alice.
Tom çok büyük bir risk alıyor.Tom is taking a tremendous chance.
Bu mesajı alınca ara.Call when you get this message.
İnsanlarla iletişim kurmaktan zevk alıyorum.I enjoy communicating with people.
Benzin fiyatlarının hızla yükselmesine asla alışamayacağım.I'll never get used to skyrocketing prices for gasoline.
Tom asla alışkanlıklarını değiştirmez.Tom never varies his routine.
Tom kesinlikle rüşvetle satın alınmış.Tom was definitely bought off.
Yarın sabaha kadar sonuçları alırım.I'll have the results by tomorrow morning.
Ben her zaman alışveriş havamdayım.I'm always in the mood for shopping.
Oradaki o dükkanda saatimi satın alıyorum.I'm buying my watch in that shop there.
Ben minivanı alıyorum.I'm taking the minivan.
Alışacak birçok şey var.It's a lot to get used to.
Alışılacak bir sürü şey var.It's a lot to get used to.
Alışılması gereken çok şey var.It's a lot to get used to.
Ne zaman alınmak istersen ara.Call when you want to be picked up.
Çevrim içi alımlar son bir yılda yüzde on beş arttı.Online purchases have increased fifteen percent over last year.
Tom bu tür durumlara alışkın.Tom is used to these sorts of situations.
Çabuk reaksiyon vermeye alışkınım.I'm used to thinking on my feet.
Ona çok fazla alışma.Don't get too used to it.
Ben bir alışkanlıkların insanıyım.I'm a creature of habit.
Alışkanlıklarıma bağlıyımdır.I'm a creature of habit.
Tom bir alışkanlık yaratığıtır.Tom is a creature of habit.
Tom alışkanlıklarına bağlı biri.Tom is a creature of habit.
Biz hepimiz alışkanlık yaratıklarıyız.We're all creatures of habit.
Hepimiz alışkanlıklarımıza bağlıyız.We're all creatures of habit.
Ben şimdi resmi alıyorum.I get the picture now.
Tom sorunu ciddiye alıyor gibi görünüyordu.Tom seemed to take the matter seriously.
Pizza alıyor muyuz?Are we getting pizza?
Tom hala ilaçlarını alıyor, değil mi?Tom's still taking his medication, isn't he?
Başka herhangi bir şey alıyor musun?Are you picking up anything else?
Ayrılmak için izninizi alıyor muyuz?Do we have your permission to leave?
Neden o riski alıyorsun?Why take that risk?
Tom'dan mı alıntı yapıyordun?Were you just quoting Tom?
Yeterince oksijen alıyor musunuz?Are you getting enough oxygen?
Tom bilgisini nasıl alır?How does Tom get his information?