ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom'dan haber alıncaya kadar bekleyelim.Let's wait till we hear from Tom.
Tom bu tür şeye alışkın.Tom is used to this kind of thing.
Tom sadece buna alışıyor.Tom is just getting used to this.
Tom çok fazla zaman alıyor.Tom is taking way too much time.
Tom bugün bir günlük izin alıyor.Tom is taking a day off today.
Tom zor işe alışkın.Tom is accustomed to hard work.
Kaynak belirtilmemişse, bir alıntı bir intihalden başka bir alıntı değildir.If the source is not specified, a quote is not a quote but plagiarism.
Arkadaşlarımla alışveriş merkezine gittim.I went to the mall with my friends.
Ben işten bir hafta boyunca askıya alındım.I was suspended from work for a week.
Tom alışveriş merkezine gitmeyi seviyor.Tom loves going to the mall.
Saatler bu hafta sonu bir saat geri alınmış olacaktır.The clocks will be put back an hour this weekend.
Tom haftada bir kez piyano dersleri alır.Tom takes piano lessons once a week.
Alışverişe gitmeye ihtiyacımız var.We need to go shopping.
Alışverişe gitmem gerekiyor.I need to go shopping.
Tom yogayı çok ciddiye alıyor.Tom takes yoga very seriously.
Tom her şeyi çok ciddiye alır.Tom takes everything too seriously.
Tom her şeyi çok fazla ciddiye alır.Tom takes everything way too seriously.
Alışveriş yapmayı sevmek isterdim.I would love to go shopping.
Bayılana kadar alışveriş yap.Shop till you drop.
Tom her sabah duş alır.Tom takes a shower every morning.
Tom özel Fransızca dersleri alıyor.Tom takes private French lessons.
Aptalca bir soru sorarsan aptalca bir cevap alırsın.Ask a silly question and you'll get a silly answer.
Tom birçok ziyaretçi alıyor mu?Does Tom get many visitors?
Bana alışveriş merkezinin akşam 9.00'da kapandığını söyleyen kişi hatalıydı.The person that told me the mall closes at 9:00 p.m. was wrong.
Tatoeba'nın 1 milyon dolara Google tarafından satın alındığı doğru mu?Is it true that Tatoeba was bought by Google for 1 billion dollars?
Senin yerinde olsaydım, bunu alırdım.If I were you, I would buy it.
Tom ve Mary geceyi John ve Alice ile konuşarak geçirdi.Tom and Mary spent the night talking with John and Alice.
Tom bana otuz dolar ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked me if he could borrow thirty dollars.
Hak verilmez, alınır.Rights are not given, they are fought for.
Şarkı söylemeni duymaktan her zaman zevk alıyorum.I always enjoy hearing you sing.
Bu şeyler zaman alır.These things take time.
Sigara içmek sağlıklı bir alışkanlık değildir.Smoking is not a healthy habit.
Bizimle alışverişe gitmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to go shopping with us?
En sevdiğim barımın küçüklere alkol sunmak nedeniyle askıya alınan alkol lisansı vardı.My favorite bar had its liquor license suspended for serving alcohol to minors.
Otobüs biletlerini nereden satın alıyorsun?Where do you buy bus tickets?
Ben mektup kâğıdı, pul ve kâğıt mendil satın alıyorum.I'm buying writing paper, stamps and some tissues.
Onun için elbiselerini hâlâ Tom'un annesi alıyor.Tom's mother still buys his clothes for him.
Alice "Mary?" diye fısıldadı."Mary?" Alice whispered.
Mary ve ben evliyken Tom ve Alice ile bowling oynamaya giderdik.When Mary and I were married, we used to go bowling with Tom and Alice.
Sen korkunç bir risk alıyorsun.You're taking an awful risk.
Pastayı pişirmek yumurta kızartmaktan çok daha fazla zaman alır.Baking a cake takes more time than frying an egg.
Ödeme alıncaya kadar gitmiyorum.I'm not leaving until I get paid.
Yarın diplomasını alıyor.He gets his diploma tomorrow.
Tom, bütün gün masasında oturmaya alışkın.Tom is used to sitting all day at his desk.
Sigara içmek iğrenç bir alışkanlıktır.Smoking is a disgusting habit.
Neden sigara içmenin iğrenç bir alışkanlık olduğunu düşünüyorsun?Why do you think smoking is a disgusting habit?
Tom işi istedi ama işe alınmadı.Tom wanted the job, but he wasn't hired.
En çok hangi sporu izlemekten zevk alırsın?Which sport do you most enjoy watching?
Maaşını alır almaz onu harcadı.As soon as he received his pay, he spent it.
Onun yalan söyleme alışkanlığı var.He has a habit of telling lies.
Bunu bir alıcı bulur bulmaz satacağım.I will sell it as soon as I find a buyer.
Tom bana şemsiyemi ödünç alıp alamayacağımı sordu.Tom asked me if he could borrow my umbrella.
Tom Mary'nin Alice kadar güzel olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think Mary is as pretty as Alice.
Burada yaşamaya alışabildiğimi düşünüyorum.I think I could get used to living here.
Bu bitirebileceğin bir alışkanlık.It's a habit you can break.
Bu bitirmek için zor bir alışkanlık.It's a hard habit to break.
Bu bitirmek için oldukça zor bir alışkanlık.It's a pretty hard habit to break.
Götüreceğim şeyi alıncaya kadar gitmiyorum.I'm not leaving until I get what I came for.
Buna alışabildiğimi düşünüyorum.I think I could get used to this.
Bu ısıya alışık değilim.I'm not used to this heat.

İlgili Sayfalar