ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Kuru bir boğazım olduğunda bu öksürük damlalarını alırım.I take these cough drops when I have a dry throat.
Sen tütün dükkanında pul satın alıyorsun.You buy stamps at the tobacco shop.
Dün kitap satın alındı.Yesterday the book was bought.
Alice'in yeni flörtünün kim olduğunu biliyor musun?Do you know who Alice's new date is?
Çok daha güçlü önlemler alınacaktır.Much stronger measures will be taken.
Onlar her ay 247.32 euroluk bir ödenek alırlar.They receive an allowance every month which is €247.32.
Telefon çaldığında o bir duş alıyordu.She was taking a shower when the phone rang.
Ben kızım için bir randevu alıyorum.I'm making an appointment for my daughter.
Ben mümkün olursa, onlara bir beden büyüğü alıyorum.I take them a size bigger, if possible.
Onlar için bir randevu alıyor.He is making an appointment for them.
Alıştırmaları düzeltmeyi tamamladı.She has finished correcting the exercises.
İşe gitmek her sabah iki saatini alıyor.Every morning, it takes her two hours to get to work.
Tom'un doktoru ona şeker alımını azaltmasını tavsiye etti.Tom's doctor advised him to cut down on his sugar intake.
Her gün gazete alırım.I buy newspapers every day.
Tom yeni işinden gerçekten zevk alıyor.Tom's really enjoying his new job.
"Sen gerçek kızkardeşim değilsin. Sen evlatlık alındın." "Bu doğru değil!""You're not my real sister. You were adopted." "That's not true!"
Yarın okulda çekilen resimlerimizi alıyoruz.We're getting our pictures taken at school tomorrow.
Tom kilo alıyor gibi görünüyor.Tom seems to be getting fatter.
Beklemeye alışkınız.We're used to waiting.
Biz buna alışkınız.We're used to that.
Sana başka bir balon alırız.We'll get you another balloon.
Durumu kontrol altına alıyoruz.We have the situation under control.
Bir sürü istek alırız.We get a lot of requests.
Daha sonra alışverişe gidebiliriz.We can go shopping later.
Büyük bir risk alıyorsun, Tom.You're taking a big risk, Tom.
Ben büyük bir zam alıyorum.I'm getting a big raise.
Tom beni büyük bir hata yapmaktan alıkoydu.Tom kept me from making a big mistake.
Buraya gelerek büyük bir risk alıyorsun.You're taking a big risk coming here.
Büyük bir risk alıyorsun.You're taking a big gamble.
Tom büyük bir risk alıyor.Tom is taking a big chance.
Çok büyük alıyorsunuz.You're getting so big.
Kışın burada çok kar alırız.We get a lot of snow here in the winter.
Ben onun üzerinde senden alıntı yapabilir miyim?Can I quote you on that?
Mesajını alır almaz geldim.I came as soon as I got your message.
Benim yerimi alıyorsun.You take my place.
İlaçlarını alıyor musun?Are you taking your meds?
Tom'un alınacak çok önemli bir kararı vardı.Tom had a very important decision to make.
Alışverişe gitmek istiyor musun?Do you want to go shopping?
Çok fazla alıyorsun.You're taking too much.
Mary servete konduktan sonra bir alışveriş çılgınlığına devam etti.Mary went on a shopping spree after coming into some money.
İşleri çok ciddiye alıyorsun.You take things too seriously.
Oldukça risk alıyorsun.You're taking quite a risk.
Şimdiye kadar buna alışmalısın.You should be used to this by now.
İşini çok ciddiye alıyorsun.You take your job too seriously.
Havaya alışacaksın.You'll get used to the weather.
Geç saatlere kadar yatmamaya alışkınız.We're used to staying up late.
Tom bundan zevk alıyor mu?Does Tom enjoy it?
"Stayin' Alive" şarkısını seviyor musun?Do you like the song Stayin' Alive?
Buna alış Tom.Get used to it, Tom.
Tom'u gitmekten alıkoymanın bir yolu yok.There's no way to keep Tom from going.
Mary Tom'un karamsarlığına alışkın.Mary is used to Tom's moods.
Ben istediğimi alırım.I get what I want.
Karşılığında ne alırım?What do I get in exchange?
Çok param olursa yeni bir araba alırım.If I have a lot of money, I'll buy a new car.
Sana bir hediye satın alırım.I buy you a present.
Ben çiçekler alıyorum.I buy flowers.
Bu tür işe alışkınım.I'm used to this kind of work.
Ben doğum kontrol hapları alıyorum.I'm on the pill.
Tom bunu çok ciddiye alıyor.Tom is taking this very seriously.
Ne kadar çok alırsan o kadar çok istersin.The more you get, the more you want.