ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kumar Tom'un kötü alışkanlıklarından biri değil.Gambling isn't one of Tom's vices.
Benim kötü alışkanlıklarım var fakat kumar onlardan biri değil.I have vices, but gambling isn't one of them.
Birçok kötü alışkanlıklarım var ama hamburger türü yiyecek onlardan biri değil.I have many vices, but fast food isn't one of them.
Tom kötü alışkanlıkları olmadığını söylüyor.Tom says he has no vices.
Ona bir günde alışacaksın.You'll get used to it one day.
Sadece bir tane alıyorsun.You only get one.
Bunlardan birini nasıl alırım?How do I get one of those?
Mavi ve sarıyı karıştırırsan hangi rengi alırsın?What color do you get if you mix blue and yellow?
Tom, You Tube'daki eski siyah beyaz filmleri izlemekten keyif alır.Tom enjoys watching old black and white movies on YouTube.
Biz onu ücretsiz alırız.We get it for free.
Tom alıngandı.Tom was touchy.
Tom işe alıştı.Tom got used to the work.
Tom gerçekten yüksek bir maaş alıyor.Tom gets a really high salary.
Tom arkadaşlarıyla beyzbol oynamaktan keyif alır.Tom enjoyed playing baseball with his friends.
Tom iyi bir maaş alır.Tom earns a good salary.
Tom'la olmaktan keyif alıyorum.I enjoy being with Tom.
Hiç çekiliş biletleri alır mısın?Do you ever buy raffle tickets?
Hiç uyku hapları alıyor musunuz?Do you ever take sleeping pills?
Uykunu alıyor musun?Are you getting enough sleep?
Alışveriş konuşmayalım, tamam mı?Let's not talk shop, OK?
Tom çocuklarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to children.
Tom yabancılarla konuşmaya alışkın.Tom is used to talking to strangers.
Öfke iyi bir yatırımdır. Her zaman, kaybettiğinden fazlasını geri alırsın.Anger is a good investment. You always get back more than you give out.
Tom herkesin önünde konuşmaya alışkın değil.Tom isn't used to speaking in public.
Sık sık Tom & Mary'den giysi satın alırım.I often buy clothes at Tom & Mary's.
Tom geç saatlere kadar yatmamaya alışkın.Tom is used to staying up late.
Benden haber alıncaya kadar kımıldama.Stay put until you hear from me.
Tom bütün gece yatmamaya alışkındır.Tom is used to staying up all night.
Biz her Cuma ödeme alırız.We get paid every Friday.
Bunun için para alıyor musun.Are you getting paid for this?
Bir çok insandan daha iyi para alıyoruz.We get paid better than a lot of people do.
Bunu alın!Take this!
Tom'un annesi onun alışverişini ve ev işlerini yapması için ona çok güveniyor.Tom's mother relies heavily on him to do her shopping and household chores.
Tom herkese evlatlık alındığımı söyledi.Tom told everyone I was adopted.
Tom herkese evlatlık alındığını söyledi.Tom told everyone he was adopted.
Tom bana seni alışveriş merkezinde gördüğünü söyledi.Tom told me he saw you at the mall.
Tom herkese Mary'nin evlatlık alındığını söyledi.Tom told everyone Mary was adopted.
Tom Mary'ye Alice'i öptüğünü söyledi.Tom told Mary that he'd kissed Alice.
Tom'a evlatlık alındığını söyledin, değil mi?You told Tom that he was adopted, didn't you?
Sanırım onun evlatlık alındığını Tom'a söylememizin zamanı geldi de geçiyor.I think it's about time we told Tom that he's adopted.
Hangi birini alırdın?Which one would you take?
Her pazar kiliseden sonra şekerli çörek satın alırım.I buy donuts every Sunday after church.
Tom oturmaya alışkın.Tom is used to sitting.
Tom ve Mary John ve Alice'in karşısına oturdu.Tom and Mary sat across from John and Alice.
Tom, Mary, John ve Alice masanın etrafında oturuyorlardı ve iskambil oynuyorlardı.Tom, Mary, John and Alice were sitting around the table, playing cards.
Öğleden sonra izin alıyorum.I'm taking the afternoon off.
Arabam çok yakıt alır.My car takes a lot of gas.
Bu kitabı iyi biliyor gibisin; Kitaptan bir çok alıntı yapıyorsun.You seem to know this book very well; you use a lot of quotations from it.
Sadece güvende olduğumuzu garanti altına alıyorum.I'm just making sure we're safe.
Ben buna alışığım.I'm accustomed to this.
Köpeğinizin parkta serbest dolaşmasına izin verirseniz, para cezası alırsınız.If you allow your dog to go free in the park, you will receive a fine.
Plajda çok keyif alırım.I enjoy myself very much at the beach.
Alışverişimizi yapmak için şehir merkezine gidelim.Let's go downtown to do our shopping.
Ben her sabah duş alırım.I take a shower every morning.
Kitapları masadan alın, lütfen.Take the books away from the table, please.
Alison yemek yapamaz.Alison cannot cook.
Bu Fransızca alıştırmalar kolay değil.These French exercises are not easy.
Bizim yapılacak birçok alışverişimiz var.We have many purchases to make.
O, karaborsadan tütün satın alır.He buys the tobacco at the black market.
Güçlükle nefes alıyordu ama o bilinçliydi.He was breathing with difficulty, but he was conscious.