ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Gelip beni alır mısın?Could you come and get me?
Beş tane tavuğum var ve onlardan günde yaklaşık 3 tane yumurta alıyorum.I have five hens and get about three eggs a day from them.
Tom'la konuşmaktan keyif alırım.I enjoy talking with Tom.
Sen üzülme. Buna alışacaksın.Don't worry. You'll get used to it.
Bana bir bira daha alır mısın?Could you get me another beer?
Neden benimle alışverişe gelmiyorsun?Why don't you come shopping with me?
Ben senin imana alınıyorum.I resent your implication.
Bana bir yangın söndürücü satın alın.Get me a fire extinguisher.
Öğle yemeğinden sonra alışverişe gideceğim.I'm going to go shopping after lunch.
Mary bana ikinizin alışverişe gittiğinizi söyledi.Mary told me that you two went shopping.
Yanıma sırf bunu alıyorum.This is all I'm taking with me.
Bunu beğenmezsen sana başka bir şey alırım.If you don't like this, I'll get you something else.
Genellikle Tom ne isterse alır.Usually Tom gets whatever he wants.
Öğretmenler çoğunlukla kendi paralarıyla okul malzemeleri alırlar.Teachers often buy school supplies with their own money.
Yunanistan Prensesi Alice sağırdı ve üç dilde dudak okuyabilirdi.Princess Alice of Greece was deaf and could lip-read in three languages.
Kayıp zaman geri alınamaz.Lost time is irretrievable.
İnsanların yöntemlerimi sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my methods.
İnsanların sadakatimi sorgulamasına alışık değilim.I'm not used to having people question my loyalty.
İnsanların kararlarımı sorgulamasına alışkın değilim.I'm not used to having people question my decisions.
Tom'un Boston'daki işi alıp almayacağına hala karar verilmedi.Whether or not Tom gets the job in Boston is still very much up in the air.
Tom'un Boston'daki işi alıp almayacağı henüz kararlaştırılmadı.Whether or not Tom gets the job in Boston is still very much up in the air.
İnsanlar ihtiyaç duymadıkları şeyleri satın alırlar.People buy things they don't need.
O teoriyi alıyor musun?Are you buying that theory?
Başka bir alıcı bulacaksın.You'll find another buyer.
Evimiz için başka bir potansiyel alıcı ile görüştüm.I met another potential buyer for our house.
Bunlar için bir alıcın var mı?Do you have a buyer for these?
Bunları alıyorsun, değil mi?You're buying those, right?
Bu şeyleri kim alıyor?Who's buying these things?
Ayakkabılarını genellikle nereden satın alırsın?Where do you usually buy your shoes?
Kesinlikle o evi satın alıyoruz.We're definitely buying that house.
Biz bu yeri satın alıyoruz.We're buying this place.
Biz onlar için yiyecek satın alıyoruz.We're buying food for them.
Biz bunları kasayla alırdık.We used to buy these by the case.
Onlardan çok şey satın alırız.We buy a lot of things from them.
Tom kokain satın alırken yakalandı.Tom was caught buying cocaine.
Tom muhtemelen şu anda bir otobüs bileti satın alıyor.Tom is probably buying a bus ticket right now.
Tom dışarıda bana istediğim bazı şeyleri alıyor.Tom is out buying me some things I asked for.
Tom neredeyse ihtiyacı olmadığı şeyleri alır.Tom hardly ever buys things he doesn't need.
Tom bize sebze alır.Tom buys us vegetables.
Tom bizim sebzelerimizi satın alır.Tom buys our vegetables.
Bir dahaki sefere sen satın alıyorsun.Next time, you're buying.
Satın alındı ve ödendi.It's been bought and paid for.
Amerika'da, biz genellikle yumurtayı düzine ile alırız.In America, we usually buy eggs by the dozen.
İki sandviç satın alırsan, sana bedava bir tane daha vereceğim.If you buy two sandwiches, I'll give you another one for free.
Bize ekmek ve yumurtaya gerekiyorsa, ben onları eve dönerken satın alırım.If we need bread and eggs, I'll buy them on my way home.
Size iki öğle yemeği alıyorum.I'm buying you two lunch.
İstersen sana bir tane alırım.I'll buy you one if you want.
Eğer almamı istersen sana başka bir tane alırım.I'll buy you another one if you want me to.
Eğer ihtiyacın varsa sana bir tane daha satın alırım.I'll buy you another one if you need it.
Ben sadece geri dönüştürülmüş kağıttan yapılmış tuvalet kağıdı alırım.I only buy toilet paper made from recycled paper.
Ben toptan kırtasiye satın alıyorum.I buy stationery in bulk.
Toptan konserve ürünler alırım.I buy canned goods in bulk.
Tom sana güzel şeyler alır mı?Does Tom buy you nice things?
Hala piyango biletleri satın alıyor musun?Are you still buying lottery tickets?
Amerikalılar birçok Japon arabası satın alırlar.Americans buy a lot of Japanese cars.
Tom'dan haber alırsan, beni ara.If you hear from Tom, give me a call.
Defans oyuncuları için birçok gol atmak alışılmadık bir şeydir.It's unusual for defensive players to score many goals.
Yarın alışverişe gideceğim.I'm going to go shopping tomorrow.
Tom'un gözetim altına alınması muhtemel.Tom is likely to be put on probation.
Tom alıngandır.Tom's easily offended.