ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Onu alır mısın lütfen?Would you get that, please?
Bilimsel makaleleri okumaktan zevk alır.She enjoys reading scientific articles.
Bunu bir alışkanlık haline getirmemeye çalış.Try not to make a habit of this.
Doktordan tedavi, akıllı birinden bilgi alın.Receive a cure from a doctor, knowledge from a wise man.
Saat başına ne kadar ücret alıyorsunuz?How much do you charge per hour?
Gezinde kaç tane valiz alıyorsun?How many suitcases are you taking on your trip?
Ayda kaç kez alışveriş merkezine gidersin?How many times a month do you go to the mall?
Bu ne kadar zaman alır?How much time does it take?
O büyük bir alışveriş merkezi inşa etti.He built a large shopping center.
Ben özel ders alıyorum.I'm using a tutor.
Alabiliyorken onları alın.Get them while you can.
Tom uyandığında Mary duş alıyordu.When Tom woke up, Mary was taking a shower.
Bir şey almak için alışverişe gittim.I went shopping to buy something.
Bu makine paranı alır ve karşılığında sana bir şey vermez.This machine takes your money and gives you nothing in return.
Bugün canım seninle alışverişe gitmek istemiyor.I don't feel like going shopping with you today.
Geçen gün John ve Alice bakarken Tom Mary'yi öptü.Tom kissed Mary while John and Alice were looking the other way.
Mary ve Alice kardeşmiş gibi davrandılar.Mary and Alice pretended they were sisters.
Her zaman peşinde olduğum şeyi alırım.I always get what I'm after.
Alışveriş merkezine gidiyoruz.We're going to the mall.
Lütfen dinlenin ve ağırdan alın.Please relax and take it easy.
Karım kasabada alışveriş yaparken ben mutfakta etrafı toparladım.While my wife was shopping in town, I tidied up in the kitchen.
Baba, sürmek için arabayı alıyorum.Dad, I'm taking the car out for a drive.
Şüpheli tecavüzcü gözaltına alındı.The suspected rapist was taken into custody.
Bugün alışverişe gidemiyorum.I can't go shopping today.
Her gün duş alırım.I shower every day.
O seyahat etmeye alışkın.He's used to traveling.
Tom Mary'ye Alice'e âşık olduğunu söyledi.Tom told Mary that he was in love with Alice.
Yarın öğleden sonra Tom'un bizimle alışverişe gideceğini düşünüyor musun?Do you think Tom will go shopping with us tomorrow afternoon?
Kendimizi buna nasıl alıştırdık?How did we get ourselves into this?
Günde kaç saat Fransızca eğitimi alıyorsun?How many hours a day do you study French?
Yarın seninle alışverişe gidemeyebilirim.I may not be able to go shopping with you tomorrow.
Duman kokusu alıyorum.I smell smoke.
Arabanı ödünç alıp alamayacağımı merak ediyordum.I was wondering if I could borrow your car.
Tom'un çok parası olsa onu senin için alır.If Tom had a lot of money, he'd buy that for you.
Tom'un çok parası olsa muhtemelen kendine pahalı bir araba alır.If Tom had a lot of money, he'd probably buy himself an expensive car.
Tom hâlâ duş alıyor mu?Is Tom still taking a shower?
Tom'un bu kadar erken burada olması alışılmadık.It's unusual for Tom to be here so early.
Bu gece alışveriş merkezine gidelim.Let's go to the mall tonight.
Mary ve Alice kardeş değiller.Mary and Alice aren't sisters.
O bağlam dışına alındı.That was taken out of context.
Eğer çabuk hareket etmezsek durumun kontrolünü kaybetmeyi göze alırız.We risk losing control of the situation if we don't act quickly.
Bunu benim için alır mısın?Would you buy this for me?
Tom her zaman iyi notlar alır.Tom always takes good notes.
Tom ve ben birbirimizle konuşmaktan zevk alırız.Tom and I enjoy talking with each other.
Tom ve Mary birlikte alışverişe gittiler.Tom and Mary went shopping together.
Tom alışıldığı üzere geç geldi.Tom arrived late as usual.
Tom Mary'ye ne zaman alışverişe gideceğini sordu.Tom asked Mary when she was going to go shopping.
Tom okulda iyi notlar alır.Tom gets good grades in school.
Tom en az haftada bir kez alışverişe gider.Tom goes shopping at least once a week.
Tom Boston'da yaşamaya alıştı.Tom has become accustomed to living in Boston.
Tom Fransızca eğitimi alıyor.Tom has been studying French.
Tom Mary'nin dırdırına alıştı.Tom has gotten used to Mary's nagging.
Tom Mary'nin dırdırına alışmaya başladı.Tom has grown accustomed to Mary's nagging.
Tom'un bir akciğeri alındı.Tom has had one lung removed.
Tom Boston'da yaşamaya alışıyor.Tom is becoming accustomed to living in Boston.
Tom bugün alışılmışın dışında sakin.Tom is unusually quiet today.
Tom bu gece alışılmadık biçimde geveze.Tom is unusually talkative tonight.
Tom sık sık benden ödünç para alır.Tom often borrows money from me.
Tom alısün ahizesini alıp kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom havluyu alıp katladı.Tom picked up the towel and folded it.

İlgili Sayfalar