ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Okula gitmeden önce duş alırım.Before I go to school, I take a shower.
Mark nerede? O duş alıyor.Where's Mark? He's having a shower.
İnsan alışkanlığın bir kölesidir.Man is a slave of habit.
Bakkalda durun ve bu şeyleri benim için alın.Stop by at the grocery store and get these things for me.
Bu tür zor işe alışkın değilim.I'm not used to this kind of hard work.
Yakında gürültüye alışacaksın.You'll soon get used to the noise.
Yakında gürültüye alışacaksınız.You'll soon get used to the noise.
Saatte otuz dolar alıyorum.I'm paid thirty dollars an hour.
Bu soğuk havaya alışkınım.I'm used to this cold weather.
Tom ebeveynleri dışarıda alışveriş yapıyorken Mary ile ilgilendi.Tom looked after Mary while her parents were out shopping.
Ne kadar alıyorsunuz?How much do you take?
Kaç tane alırsın?How many do you take?
Ne kadar alıyorsun?How much are you taking?
O, kara listeye alındı.He's been blacklisted.
Tom figür pateni dersleri alıyor.Tom is taking figure skating lessons.
Tom kara listeye alındı.Tom's been blacklisted.
Her gün ne kadar ilaç alırsın?How much medicine do you take every day?
Bu şişe bir litre alır.This bottle holds one liter.
Üstüne alınma.Don't be insulted.
Ben roman okumaktan keyif alırım.I enjoy reading novels.
Sen roman okumaktan keyif alıyorsun, değil mi?You enjoy reading novels, don't you?
O, roman okumaktan zevk alır.He enjoys reading novels.
O, roman okumaktan keyif alır.She enjoys reading novels.
Onlar roman okumaktan zevk alır.They enjoy reading novels.
Tom zararlı radyasyondan beynini korumak için aliminyum folyo şapka giyer.Tom wears a tinfoil hat to protect his brain from harmful radiation.
Birkaç Danimarka hamur işi alın.Get some Danish pastries.
Onlar yoğun bir yol yakınında yaşıyor ama şimdiye kadar gürültüye alışmış olmalılar.They live near a busy road, but must be used to the noise by now.
Dans dersleri alıyorum.I take dance lessons.
Frempong Emmanuel Okyere, Kwahuman Alimler Birliği Başkanı yapılmıştır.Frempong Emmanuel Okyere has been made president of the Kwahuman Scholars Association.
Mary rehin alındı.Mary was taken hostage.
Kahve içmekten keyif alıyor musun?Do you enjoy coffee?
O, anahtarları alır.He receives the keys.
Bu, ekilmesi gereken bir alışkanlıktır.This is a habit that must be cultivated.
Benimle alışveriş merkezine gitmek ister misin?Would you like to go to the shopping mall with me?
Herhangi bir anti-inflamatuar ilaç alıyor musunuz, Bayan İsilda?Do you take any anti-inflammatory medicine, Lady Isilda?
O her şeyi ciddiye alır.He takes everything seriously.
Sanat birçok şekil alır.Art takes many forms.
Tüm edatlar, nominatif alır.All prepositions take the nominative.
Kentin çoğu nehrin sağ kıyısında yer alıyor.Most of the town lies on the right bank of the river.
Ben eski aile fotoğraflara bakmaktan keyif alırım.I enjoy looking at old family pictures.
Bitkiler de nefes alır.Plants breathe, too.
Söylenen bir kelime asla geri alınamaz.A word once uttered can never be recalled.
Bir zamanlar konuşulan sözler asla geri alınamaz.A word once spoken can never be recalled.
Bir zamanlar söylenmiş sözler geri alınamaz.Words once said can't be taken back.
Söylenen söz geri alınamaz.Once you've said something, it can't be taken back.
Sözler geri alınamaz.Words can't be taken back.
Sen tamamen doğru söylüyorsun; alışkanlıklar insanların hayatında çok büyük rol oynar.You are entirely correct; habits play a very large role in people's lives.
Bu saat gerçekten iyi bir alış.This watch is a really good buy.
Bu antlaşma barışı garantiye alır.This treaty ensures peace.
Senin aksine, ben hatalarımı kabul etmeye alışkınım.Unlike yourself, I'm used to acknowledging my mistakes.
O, o tür duruma alışkındır.He is used to that type of situation.
Ben başka bir iş yapmak için başlangıçta işe alındım.I was hired originally to do another job.
Ya şimdi hareket et ya da havanı alırsın.Either you act now or you get nothing.
O kendini çok ciddiye alır.He takes himself very seriously.
O, kendini çok ciddiye alır.She takes herself very seriously.
Kitapları şehir kütüphanesinden ödünç alırım.I borrow books from the city library.
Kalkar kalkmaz duş alırım.As soon as I get up, I have a shower.
Ben kalkar kalkmaz duş alırım.As soon as I get up, I take a shower.
Ben onların mektubundan birkaç satır alıntılayacağım.I'll quote a few lines from their letter.
Onun mektubundan birkaç satır alıntılayacağım.I'll quote a few lines from her letter.

İlgili Sayfalar