ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Ben buna alışkınım.I'm used to that.
Not alıyorum.I'm taking notes.
O, alışverişe gitmeyi sever.She loves to go shopping.
Bir filin dişleri geri alınamaz.An elephant's tusks cannot be retracted.
Onlar bir karara varmadan önce fikir alışverişinde bulundu.They exchanged ideas before reaching a decision.
Sık sık evimin yanındaki süpermarkete alışverişe giderim.I often go shopping at the supermarket near my house.
"Annen nerede, Tom?" "O, kız kardeşimle birlikte dışarıda alışveriş ediyor.""Where's your mom, Tom?" "She's out shopping with my sis."
Tom uyandığında, Mary duş alıyordu.When Tom woke up, Mary was taking her shower.
Gerektiğinde yalnız yaşamaya alışacaksın.You'll get used to living alone in a pinch.
Çin Klasiklerinde sadece birkaç öğrenci mükemmel notlar alır.Only a few students get perfect grades in Chinese Classics.
Benim için gazete alır mısınız?Could you fetch the newspaper for me?
O biraz kahve alıyor.He is getting some coffee.
Boş zamanında ne yapmaktan zevk alırsın?What do you enjoy doing in your free time?
Uçak kabini iki yüz elli kişi alıyor.The aircraft cabin holds two hundred and fifty people.
Havai fişek gösterisi fırtına nedeniyle 30 dakika sonra askıya alındı.The fireworks show was suspended after 30 minutes due to the thunderstorm.
Diller öğrenmek için zaman ve çaba alır.Languages take time and effort to master.
Tom işini çok ciddiye alır.Tom takes his job very seriously.
Tom ve Mary John ve Alice'in karşısındaki masada oturuyordu.Tom and Mary were sitting across the table from John and Alice.
Ben biletleri alırken valizime göz kulak ol.Keep an eye on my suitcase while I buy the tickets.
Hem Mary hem de Alice kendilerinden daha genç adamlarla evlendiler.Mary and Alice both married men younger than them.
Tom mutfakta geç gece aperatifi alıyordu.Tom is in the kitchen, having a late-night snack.
Tom ve Mary John ve Alice ile birlikte pikniğe gitti.Tom and Mary went on a picnic with John and Alice.
Mary kendi bacaklarını Alice'den daha sık tıraş eder.Mary shaves her legs more often than Alice does.
Tom ve Mary birbirlerinden zevk alıyorlar gibi görünüyor.Tom and Mary seem to be enjoying themselves.
Bizden bazı kötü alışkanlıklar alıyorsun.You're picking up some bad habits from us.
Tom bu tür şeyden zevk alıyor.Tom gets a kick out of this kind of thing.
Tom ve Mary birlikte zaman geçirmekten keyif alırlar.Tom and Mary enjoy spending time together.
Tom ve Mary işten bir mola alıyor.Tom and Mary are taking a break from work.
Hem Tom hem de onun karısı satranç oynamaktan zevk alırlar.Tom and his wife both enjoy playing chess.
Tom Mary'nin uzun yürüyüşten zevk alıp almadığını merak ediyordu.Tom was wondering if Mary enjoyed hiking.
Tom'la tenis oynamaktan zevk alırdım.I used to enjoy playing tennis with Tom.
Tom ve ben birlikte zaman geçirmekten keyif alıyoruz.Tom and I enjoy spending time together.
Biraz alışveriş yapmak için hala zaman var.There's still time to do some shopping.
Tom bazı alışveriş torbaları taşıyordu.Tom was carrying some shopping bags.
Bir parça kek alın.Help yourself to a piece of cake.
Tom saat kaçta seni alıyor?What time's Tom picking you up?
Tom yeni şeyleri denemekten zevk alır.Tom enjoys trying new things.
Tom'a yiyecek bir şey alın.Get Tom something to eat.
Ne zaman satın alındı?When was it purchased?
Ne alıyorsun?What are you getting?
Tom ne zaman işe alındı?When was Tom hired?
Atlarınızı alın.Get on your horses.
Yerlerinizi alın.Get in your places.
Kötü bir alışkanlık.It's a bad habit.
Kültür onun alışkın olduğundan tamamen farklıydı.The culture was completely different from the one she was used to.
Telefon soygunu alışılmadık bir şekilde engellendi.Phone robbery thwarted in unusual manner.
Eski araba hurda için alındı.The old car was taken for scrap.
Eski araba hurda için alınıyor.The old car is being taken for scrap.
Onlar sorunlarını henüz çözemediler ama en azından onları ele alıyorlar.They haven't yet resolved their problems, but at least they're discussing them.
Bu problem dikkatle ele alınmalıdır.This problem must be dealt with carefully.
Alışveriş merkezinde üç mağaza var.There are three stores in the mall.
Tom yeni bir ev alıyor.Tom is buying a new house.
Tom gelecek yıl yeni bir ev satın alıyor.Tom is buying a new house next year.
Bunun için ödeme alıyor musun?Do you get paid for this?
Tom mikrofonu eline alınca kişiliği tamamen değişir.Tom's personality changes completely when he grabs the mic.
Yeni evliler kaç tane hediye alır.How many presents do the newlyweds get?
Bu alışılmadık derecede uzun bir cümle.This is an unusually long sentence.
Eski alışkanlıkları kırmak zordur.Old habits are hard to break.
Yerim olsaydı bir bonzai ağacı alırdım.I'd buy a bonsai tree if I had the room for it.
Yerim olsa daha büyük bir TV alırım.I'd buy a larger TV if I had room for it.