ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yeni politika üzerine kararlar alıyorlar.They make decisions on new policy.
Çoğunlukla postanenin yanındaki fırından ekmek alırım.I often buy bread from the bakery next to the post office.
Nasıl kararlar alıyorsun?How do you make decisions?
Biraz para ödünç alıp alamayacağını Tom'a sormadın mı?Didn't you ask Tom if you could borrow some money?
Fransızca öğrenme birçok insanın düşündüğünden daha fazla zaman alır.Learning French takes longer than most people think.
Çok pahalı olmasa onu alırım.I would buy it if it weren't so expensive.
O imaya alındım.I resent that implication.
Tekrar alışveriş yaptığını anlıyorum.I see you've been shopping again.
Sensiz asla alışverişe gitmemeliyim.I should never go shopping without you.
Berbat bir şeyin kokusunu alıyorum.I smell something awful.
Söylediğim her şeyi geri alıyorum.I take back everything I've said.
Bunun için tam sorumluluk alıyorum.I take full responsibility for this.
Onun hepsini geri alırım.I take it all back.
İşimi ciddiye alırım.I take my job seriously.
Sanırım duman kokusu alıyorum.I think I smell smoke.
Sanırım yanan bir şeyin kokusunu alıyorum.I think I smell something burning.
Bu ilaç bir fitil olarak alınır.This pill is taken as a suppository.
Tom Mary'den ayrıldıktan sonra Alice ile çıkmaya başladı.After Tom broke up with Mary, he started dating Alice.
Mary'nin haberi yok ama Tom, Alice'le de çıkıyor.Mary doesn't know it, but Tom is also dating Alice.
Tom cuma gecesi Mary ile ve cumartesi gecesi Alice ile dışarı çıktı.Tom went out with Mary on Friday night and with Alice on Saturday night.
Ne kadar süredir Fransızca çalıştığım göz önüne alındığında onu daha iyi konuşabilmeliyim.Considering how long I've been studying French, I should be able to speak it better.
Bodruma sürahi alın.Take the jug to the cellar.
Fakir olmasam o arabayı alırım.If I weren't poor, I'd buy that car.
Fransızcayı daha iyi konuşabilseydim, o işi alırdım.If I could have spoken French better, I might have gotten that job.
Bu ilaç günde üç defa alınmalı.This medicine must be taken three times a day.
Tom Mary'ye Fransızca ders kitabını ödünç alıp alamayacağını sordu.Tom asked Mary if he could borrow her French textbook.
Tom Fransızca konuşabilse, onu derhal işe alırım.If Tom could speak French, I'd hire him right away.
Bu dönem Fransızca alıyorum.I'm taking French this semester.
Tom Fransızcada iyi notlar alır.Tom gets good grades in French.
Tom Fransızcayı asıl branş olarak alıyor.Tom is majoring in French.
Onlar bizi almadan önce onları alın.Get them before they get us.
Mary ve Alice kız kardeştir.Mary and Alice are sisters.
İşe alım ekibi gelecek vadeden işçiler arıyordu.The recruitment team looked for promising employees.
Öğrenciler kitaptan bir alıntıyı analiz etmek zorundalar.The students have to analyze an excerpt from the book.
Ben sadece yumuşak tuvalet kağıdı alırım.I only buy soft toilet paper.
Ben sadece süper yumuşak tuvalet kağıdı satın alırım.I only buy super soft toilet paper.
Kız arkadaşım için alışveriş yapıyorum.I'm shopping for my girlfriend.
Erkek arkadaşım için alışveriş yapıyorum.I'm shopping for my boyfriend.
Mary'yi bu durumda görmeye alışamıyorum.I can't get used to seeing Mary in this state.
Son zamanlarda alışılmadık bir şey gördün mü?Did you see anything unusual lately?
Tom zor nefes alıyordu.Tom could hardly breathe.
Bir boşanmanın etkisinden kurtulmak zaman alır.It takes time to get over a divorce.
Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir.Tom isn't used to walking barefooted.
Tom şehir hayatına alışkın değil.Tom isn't accustomed to city life.
Tom şehirde yaşamaya alışkın değil.Tom isn't used to living in the city.
O alışılmadık biçimde iyi davrandı.She behaved exceptionally well.
Çin'de bir sürü alımlı evli kadın olduğunu duydum.I heard there's a lot of MILFs in China.
Biraz daha param olsaydı o dolma kalemi alırdım.If I'd had more money, I'd have bought that pen.
İstediğim her şeyi alırım.I get everything I want.
Alışveriş etmek için şehir merkezine gidiyoruz.We're going downtown to go shopping.
Tom'un yardımını alırsak bunu yapabileceğimizden eminim.I'm sure we'd be able to do this if we had Tom's help.
Bu alıntıların nereden geldiğini bilmem gerekiyor.I need to know where these quotes come from.
Siz arkadaşlar hakkında bilmiyorum ama ben Tom'a bir doğum günü hediyesi alıyorum.I don't know about you guys, but I'm buying Tom a birthday present.
Lütfen super markete gider misin ve biraz ekmek alır mısın?Would you please go to the supermarket and buy some bread?
Tom alışveriş sepetine bir kutu parçalanmış peynir koydu.Tom put a bag of shredded cheese into his shopping cart.
Tom Boston'da yaşamaya alışacağını düşünmüyordu.Tom didn't think he'd ever get used to living in Boston.
Tom mağazanın etrafında yürüdü, istediği şeyleri alıyordu.Tom walked around the store, buying things he needed.
Elektriksiz yaşamaya alışık değilim.I'm unaccustomed to living without electricity.
Tom gibi insanlarla uğraşmaya alışkın değilim.I'm not used to dealing with people like Tom.
Tom, o bir yudum alırken Mary için fincanı tuttu.Tom held the cup for Mary as she took a sip.