ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bu emlak için birkaç alıcısı var.He has several buyers for the property.
Nehir, kaynağını Rocky Dağlarından alır.The river has its source in the Rocky Mountains.
İki yedek lastik alıyoruz.We are taking two spare tires.
İyi bir alış yaptık.We made a good buy.
Beni alıkoyma.Don't make me stay.
Tom gözaltına alındı.Tom has been detained.
Tom zar zor nefes alıyor.Tom is barely breathing.
Tom zor nefes alıyor.Tom is breathing hard.
Tom aşırı derecede nefes alıyor.Tom is breathing heavily.
Tom normal nefes alıyor.Tom is breathing normally.
Tom kahve alıyor.Tom is getting coffee.
Tom yardım alıyor.Tom is getting help.
Tom sonuçları alıyor.Tom is getting results.
Tom su alıyor.Tom is getting water.
Tom antideprasanlar alıyor.Tom is on antidepressants.
Tom hâlâ nefes alıyor.Tom is still breathing.
Tom not alıyor.Tom is taking notes.
Tom derinden nefes alıyordu.Tom was breathing deeply.
Tom aşırı derecede nefes alıyordu.Tom was breathing heavily.
Seni alıkoymama izin verme.Don't let me detain you.
Bunu bir alışkanlık haline getirme.Don't make it a habit.
Biz alışverişe gitmek zorundayız.We have to go shopping.
Sen de kokuyu alıyor musun?Do you smell anything?
Fransızca öğrenmek zaman alır.Learning French takes time.
Çocuklar için alışveriş yapmıyoruz.We don't market to children.
Onun kurşun kalemini çiğnemek gibi kötü bir alışkanlığı var.She has a bad habit of chewing on her pencil.
Değiştirmek en azından dört gün alır.It takes at least four days to change.
Ben her zaman matematikte bir A alırım.I always get an A in math.
Her zaman not alırım.I always take notes.
O alışveriş merkezinden alışveriş etmeyi severim.I like to shop at that mall.
Hemen hemen her şeye alışabilirim.I can get used to just about anything.
Adam, polis tarafından gözaltına alındı.The man was arrested by the police.
"Bir avukatı bir ağaçtan nasıl alırsın?" "İpi kes""How do you get a lawyer out of a tree?" "Cut the rope".
Alışverişe gittin mi?Did you go shopping?
Buna alışabilirim.I could get used to this.
Arkadaşıyla alışverişe gitti.She went shopping with her friend.
Çalıntı mal alıp satmaktan suçlu bulundu.He was found guilty of handling stolen goods.
Alışılmadık bir yaşam biçimini benimsedi.He adopted an unconventional lifestyle.
Baş öğretmen alışılmışın dışında yöntemler kullanır.The headteacher uses unorthodox methods.
Ben seninle konuşmaktan keyif alırım.I enjoy talking with you.
Burada çalışmaktan zevk alıyorum.I enjoy working here.
İstediğim bir şeyi alırım.I get anything I want.
İyi notlar alırım.I get good grades.
Acele etmeden alınan kararlarım vardı.I had second thoughts.
Alınacak şeylerin bir listesini yapmak zorundaydım.I had to make a list of things to buy.
Onun alışılmışın dışında mücadele tarzı şaşırtıcı şekilde etkiliydi.His unorthodox fighting style was surprisingly effective.
Savaş çok popüler değildi, bu yüzden yeni askerlerin alımı zor oldu.The war was very unpopular, so recruitment of new soldiers became difficult.
Her yemekten sonra dişlerini fırçalama alışkanlığı edinmelisin.You ought to get into the habit of brushing your teeth after every meal.
Buna alışacağımı sanmıyorum.I don't think I'll ever get used to this.
Tom'a alıştım.I've become used to Tom.
Planın hakkında acele etmeden kararlar alıyorum.I've been having second thoughts about your plan.
Tom'u bulmam için işe alındım.I've been hired to find Tom.
Pek örnek alınacak birisi olmadım.I haven't been much of a role model.
Bütün gündür alışveriş yapıyorum.I've been shopping all day.
Tom'la birlikte alışveriş yapıyorum.I've been shopping with Tom.
Dans dersi alıyorum.I've been taking dancing lessons.
Tom'dan dersler alıyorum.I've been taking lessons from Tom.
Alışveriş merkezinde Tom'la buluşmaya gitmeliyim.I have to go meet Tom at the mall.
Sadece Tom'dan emirler almaya alışamam.I just can't get used to taking orders from Tom.
Sadece buna alışamıyorum.I just can't get used to this.