ali ile cümle

ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Eğer istiyorsan sana yeni bir araba bile alırım.I'll even buy you a new car if you want one.
Gürültüye alışmak uzun zamanımı aldı.It took me a long time to get used to the noise.
Yeni akıllı telefonuma hala alışık değilim!I'm still not used to my new smartphone!
Buna alışkın değilim, bu yüzden biraz zor.I'm not used to it, so it's a little tough.
Tom'un alışveriş merkezinde tek başına gezinmesini istemiyorum.I don't want Tom wandering around the mall by himself.
Brezilya, Güney Amerika'da yer alır.Brazil is located in South America.
Onlar sahip olduğumuz her şeyi alıncaya kadar mutlu olmayacaklar.They won't be happy until they've taken everything we own.
Tom Mary'yi her aradığında bir meşgul sinyali alıyor.Tom has been getting a busy signal every time he tries to call Mary.
Senin yerinde olsaydım, çabucak bir karar alırdım.I'd make a decision quickly if I were you.
Her şey çok dikkatli olarak ele alınmalıdır.Everything must be handled very carefully.
Alışveriş merkezinde Noel baba olarak çalıştığım yarı zamanlı bir işim var.I have a part-time job working as a Santa at the mall.
Keşke zengin olsaydım. Deniz kenarında bir villa satın alırdım.If only I were rich, I would buy a villa on the seashore.
Buna alışkın değilim.I'm not used to this.
Sen her zaman şeyleri çok ciddice alırsın.You always take things too seriously.
Siz arkadaşlar bir şeyin kokusunu alıyor musunuz?Do you guys smell something?
Alice şu anda tenis oynuyor.Alice is playing tennis at the moment.
Patlak bir lastiği tamir etmek için ne kadar ücret alıyorsunuz?How much do you charge to fix a flat tire?
Ablam her gün duş alır.My older sister takes a shower every day.
Ben her gün duş alırım.I take a shower every day.
Bunları satın alıp almayacağımı bilmiyorum.I don't know whether I'll purchase these or not.
Ailenin ordudan alınan açıklama ile ilgili ciddi şüpheleri vardı.The family had grave doubts regarding the explanation it received from the army.
Tom hızlı ve derin nefes alıyor.Tom's hyperventilating.
Önlemler alın.Take precautions.
İdareyi ele alın.Take command.
Ben alınganım.I'm ticklish.
Biz alışveriş yapmak zorundayız.We have to do the shopping.
Ben o mağazada bir sürü şey alırım.I buy loads of stuff at that store.
Çok ziyaretçi alıyor musun?Do you get many visitors?
Buradan Belediye binasına yürümek aşağı yukarı ne kadar zaman alır?How much time, more or less, does it take to walk from here to the town hall?
Fikirlerini nereden alıyorsun?Where do you get your ideas from?
Müstehcen fıkraları sevmem fakat onları anlattığında ondan çok zevk alırım.I don't like dirty jokes, but I get a kick out of it when you tell them.
O, duruma alışıyor.He's getting used to the situation.
O, bu duruma alışıyor.He's getting used to this situation.
O, o duruma alışıyor.He's getting used to that situation.
Alışılmışın dışına çık.Think outside the box.
Şam, Suriye'de yer alır.Damacus is located in Syria.
Üzerine alınma.Don't take it amiss!
Karım yakındaki bir süpermarketten sebze satın alır.My wife buys vegetables from a supermarket nearby.
Bu alışveriş çantasını benim için taşıyabilir misin?Could you carry this shopping bag for me?
Bu kitabı benim için alır mısın?Could you take this book for me?
Kaç tane alışveriş çantan var?How many shopping bags do you have?
Ben sadece bu alışveriş çantasını getiriyorum.I'm only bringing this shopping bag.
Böyle tedaviye alışkın değilim.I'm not used to treatment like that.
O ve annesi alışverişe gitti.He and his mother went shopping.
Kız süpermarkette süt alıyor.The girl is buying milk at the supermarket.
Alice, Eric'e karşı sadakatsizdi.Alice was unfaithful to Eric.
Alışveriş yapmayı seviyorum.I love shopping!
Alışveriş yapmaktan nefret ediyorum.I hate shopping.
O, alışverişi sever.She loves shopping.
O, alışverişten nefret eder.He hates shopping.
Fince öğrenmek zaman alır.Learning Finnish takes time.
Eğer kötülük verirseniz kötülük alırsınız.If you give evil, you will receive evil.
İnsan, alışkanlıklarının kölesidir.Man is a slave to habits.
Sen görevden alındın.You're dismissed.
Kim satın alıyor?Who's buying?
Satın alıyoruz.We're buying.
Bu, Ali'nin kitabı.This is Ali's book.
Tom yalnız olmaya alışkın birine benziyor.Tom looks like someone who's used to being alone.
O elma satın alıyor.He's buying apples.
Sen gözaltına alınıyorsun.You're being detained.

İlgili Sayfalar