ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Dalkavukluk hem alıcıyı hem de vericiyi bozar.Flattery corrupts both the receiver and the giver.
"Tom biraz kilo alıyor." "Evet, bunu fark ettim.""Tom has been putting on some weight" "Yeah, I noticed that."
"Tom'u polise gitmekten nasıl alıkoyacaksın?" "Ona para teklif edeceğim.""How will you keep Tom from going to the police?" "I'll offer him money."
"Lütfen bana bir kitap alır mısın?" "Ne tür bir kitap?""Could you please buy me a book?" "What kind of book?"
Oraya gitme. Mary duş alıyor.Don't go in there. Mary is taking a shower.
Durun, ben alırım.Let me get that for you.
Şarap mahzenine gidin ve birkaç şişe şarap alın.Go to the wine cellar and get a couple of bottles of wine.
Zengin olsaydım onu satın alırdım.If I were rich, I would buy it.
O vitaminler alır.He takes vitamins.
Mary, Japonca alıştırmasını tamamladı.Mary finished her Japanese exercise.
Tom ölüm tehditleri alıyor.Tom has been receiving death threats.
Tom Mary'nin tek başına alışverişe gitmesine izin vermiyor.Tom doesn't let Mary go shopping by herself.
Şüpheli gözaltına alındı.The suspect was taken into custody.
Gözlerinizi kapatın ve derin bir nefes alın.Close your eyes and take a deep breath.
Tom Mary için bazı çiçekler alıyor.Tom is buying some flowers for Mary.
Tom Mary'nin ne zaman alışverişe gideceğini bilmek istiyor.Tom wants to know when Mary will go shopping.
Hayat adil değil. Buna alış.Life is not fair. Get used to it.
O doğum kontrol hapları alıyor.She's taking birth control pills.
Alışverişe gittim.I went shopping.
Ne bu kadar uzun zaman alıyor?What's taking so long?
Bir treylerde yaşamaya alışkın olduğunuzu düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Bir karavanda yaşamaya alıştığınızı düşünüyordum.I thought you were used to living in a trailer.
Sabahleyin genellikle ilk olarak duş alırım.I usually take a shower first thing in the morning.
Alışverişe gideceğim.I'll go shopping.
Bir kedi alıyorum.I'm getting a cat.
Ben biraz balık avlamak için bir hafta izin alıyorum.I'm taking a week off to do some fishing.
Bir hafta izin alıyorum.I'm taking a week off.
Siz açığa alındınız.You've been suspended.
Tom'u hafife alıyorsun.You underestimate Tom.
Tom'u yarın işe gitmekten alıkoyamazsın.You can't keep Tom from going to work tomorrow.
O istediğini almaya alışkındır.He's used to getting what he wants.
Ne sıklıkta duş alırsın?How often do you shower?
Kullanmayacağımı bildiğim şeyleri alıyorum.I buy things that I know I am not going to use.
Bu can sıkıcı bir alışkanlık.That's an annoying habit.
O ses, ilk başta beni rahatsız etti ama şimdi ona alıştım.That sound annoyed me at first, but now I've gotten used to it.
"Bunu benim için alır mısın?" "Neyi alayım?""Will you buy it for me?" "Buy what?"
Çok yersen sonunda kilo alırsın.If you eat a lot, you'll eventually get fat.
Alışveriş merkezine gitmek istiyorum.I'd like to go to the mall.
İş için dikkate alınmak istiyorum.I'd like to be considered for the job.
Erken yatmaya alışkınım.I'm used to going to bed early.
Saygı satın alınmaz.You can't buy respect.
Ben Tom'a alışamam.I can't get used to Tom.
Tom'la alışverişe gidemezsin, değil mi?You can't go shopping with Tom, can you?
Ben alışveriş merkezine gidemem.I can't go to the mall.
O çok sayıda ziyaretçi alır.She receives lots of visitors.
Biz Tom'dan izin alıncaya kadar gerçekten bir şey yapamayız.We can't really do anything until we get permission from Tom.
Kendime aynı soruyu sorup durmaktan alıkoyamıyorum.I can't stop asking myself that same question.
Ben geri alıncaya kadar Tom'u burada tutacağını düşünüyordum.I thought you were going to keep Tom here until I got back.
Tom'u alın.Get Tom.
Yankesiciler turistleri hedef alırlar.Pickpockets target tourists.
Kız kardeşime yeni bir şapka alıyorum.I'm buying my sister a new hat.
Peter bir erkek kedi satın alıyor.Peter is buying a tomcat.
Akşamdan zevk alıyor musun?Are you enjoying the evening?
Burada çalışmaktan zevk alıyorsun, değil mi?You enjoy working here, don't you?
Bundan benim aldığım kadar çok zevk alıyor gibi görünüyorsun.You seem to be enjoying this as much as I am.
Erken yatmaya alıştım.I've gotten used to going to bed early.
Alışverişe gidelim.Let's go shopping.
Alıyor olduğum şeyi görmek isterim.I'd like to see what I'm buying.
Tom Mary ile alışverişe gitmek istiyor.Tom wants to go shopping with Mary.
Yeni bir takım elbise için ölçümün alınmasını istiyorum.I'd like to be measured for a new suit.