ali ile cümle
ali kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Zülfikar, dördüncü İslam halifesi olan Hazret-i Ali'nin meşhur kılıcıydı.Zulfiqar was the famous sword of Hazret-i Ali, fourth caliph of Islam.
Zülfikar, İslam'ın dördüncü halifesi Hazret-i Ali'nin ünlü kılıcıydı,Zulfiqar was the famous sword of Hazret-i Ali, fourth caliph of Islam.
Saatin kaç olduğu göz önüne alındığında, süpermarket nispeten boştu.Considering what time it was, the supermarket was relatively empty.
O kilo alıyor gibi görünüyor.She seem to be getting fatter.
Geç saatlere kadar çalışmaya alıştık.We got used to late-hour work.
Polis Tom'u alınının ortasındaki bir kurşun deliğiyle yerde yatarken buldu.The police found Tom lying on the floor with a bullet hole in the middle of his forehead.
O her zaman duş alırken şarkı söyler.He always sings while having a shower.
Yarım-doktor seni ve yarım-din alimi inancını öldürür.A half-doctor kills you and a half-religious scholar kills your belief.
Ben geç saatlere kadar kalmaya alışkınım.I'm used to staying up late.
Toplu olarak satın alırsanız, % 20 daha ucuz dur.If you buy in bulk, it's 20% cheaper.
Ben onunla alışverişe gitmeyeceğimi ona açıkça söyledim.I have told him clearly that I'm not going shopping with him.
Sadece duş alıyordum.I was just taking a shower.
Koşucu zorlukla nefes alıyordu.The runner was gasping for breath.
O hâlâ süt alır.She still buys milk.
Tom'un gözleri henüz karanlığa alışmamıştı, bu yüzden o bir şey göremedi.Tom's eyes weren't yet accustomed to the dark, so he couldn't see a thing.
Tom ailesiyle birlikte alışverişe çıktı.Tom went shopping with his family.
Tom yalnız başına olmaya alışkındı.Tom was accustomed to being on his own.
Tom gözlerini karanlığa alıştırmak için bir süre bekledi.Tom waited a while to let his eyes adjust to the darkness.
Tom Mary'nin kilo alıyor gibi göründüğünü düşündü.Tom thought Mary seemed to be gaining weight.
Tom, haftada iki kez tepinme dansı dersleri alır.Tom takes tap dancing lessons twice a week.
Tom ağrıkesicileri sadece artık ağrıya dayanamadığı zaman alır.Tom only takes painkillers when he just can't stand the pain any longer.
Tom motorsiklete binmeye alışkın değildir.Tom isn't used to riding a motorcycle.
Tom sol direksiyonlu araba sürmeye alışkın değildir.Tom isn't used to driving a left-hand drive car.
Tom hızlı kararlar vermeye alışkındır.Tom is used to making quick decisions.
Tom'un tırnaklarını ısırma alışkanlığı vardır.Tom has the habit of biting his nails.
Tom'un sonuçlara atlamayla ilgili kötü bir alışkanlığı vardır.Tom has the bad habit of jumping to conclusions.
Tom gürültüyü görmezden gelmeye alıştı.Tom got used to ignoring the noise.
Tom yapmak istediği şeyi yapmak için alır.Tom gets to do anything he wants to do.
Tom Mary ve John'dan iş tavsiyesi alır.Tom gets business advice from Mary and John.
Tom bit pazarında birkaç iyi alışveriş buldu.Tom found a few good deals at the flea market.
Tom askere alınacağı ihtimalini tamamen göz ardı edemedi.Tom couldn't completely rule out the possibility that he was going to get drafted.
Tom düşman tarafından esir alındığını iddia etti.Tom claimed he had been captured by the enemy.
Tom alışkın olduğu şekilde daha fazla yaşamayı göze alamaz.Tom can no longer afford to live in the style he is accustomed to.
Peruk takmaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to wearing a wig.
Burada yaşamaya alışmak biraz zaman alacak.It'll take some time to get used to living here.
Ofisime varmak yaklaşık on beş dakika alır.It takes about 15 minutes to get to my office.
Alice pazara yürümedi.Alice didn't walk to the market.
Nefes alıyor musun?Are you breathing?
Ben ilkokul iken, annem her zaman beni okuldan alırdı.When I was in elementary school, my mother always fetched me from school.
Tam sürümü satın alın.Buy the full version.
Kültür alışverişlerinin önemli olduğunu düşünüyorum.I think that cultural exchanges are important.
Tom korku filmleri izlemekten zevk alıyor gibi görünüyor.Tom seems to enjoy watching horror movies.
Kötü bir his alıyorum.I'm getting a bad feeling.
Bizi buradan alın.Get us out of here.
Dükkana gidiyor musun? Bana bir oyuncak alır mısın?Are you going to the shop? Will you buy me a toy?
Ben iklime alışığım.I am accustomed to the climate.
Ben çay sevmiyorum, genel olarak kahvaltımla kahve alırım.I don't like tea, in general I have coffee with my breakfast.
Kim bu sorun için sorumluluk alıyor?Who's taking responsibility for this problem?
Bu karışıklık için kim sorumluluk alıyor?Who's taking responsibility for this mess?
Kim kayıp için sorumluluk alıyor?Who's taking responsibility for the loss?
Senin böyle bir şey yapman alışılmadık bir durum.It's unusual for you to do something like that.
Tom gıda alışverişine gitti.Tom went food shopping.
Tom Japon yiyecekleri yemeğe alışkın değildi.Tom was not used to eating Japanese food.
Tom bu öğleden sonra alışverişe gideceğini düşünüyor.Tom thinks he'll go shopping this afternoon.
Tom bugün izin alıyor.Tom is taking the day off today.
Online alışveriş ve rezervasyonun büyümesi tüketiciler için hayatı oldukça iyileştirdi.The growth of online shopping and booking has greatly improved life for the consumers.
Derin bir nefes alın.Breathe in deeply.
Acele etme, alışveriş için tüm öğleden sonramız var.Don't hurry, we have the whole afternoon to shop.
Ben onların kaba davranışlarına alınıyorum.I resent their rude attitude.
Çok alkol alıyor.He drinks too much alcohol.